27 Eylül 2026 Pazar
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 27.09.2026

Ben (birey), ailem ve komşularım

Av. Ali KAHRAMAN

Av. Ali KAHRAMAN

900 6 dk 0 yorum
Paylaş:

Eve dön, şarkıya dön, kalbine dön

Of Not Being A Jew

İniyorum kulelerinden katil
iniyorum maktul minarelerden

 …

Herkesin bahanesi var, senin yok 
günahlı bir gölgenin serinliğinde 
biraz bekleyebilirsin, daha sonra 
burada kalamazsın, başa dönemezsin 
ama dön 
Eve dön! Şarkıya dön! Kalbine dön! 
Şarkıya dön! Kalbine dön! Eve dön! 
Kalbine dön! Eve dön! Şarkıya dön! 
Eve dönmek 
kendime sarkıntılık etmekten başka nedir? 
orada, arada bir beni yoklar 
intihara ayırdığım zamanlar 
bunlar temiz, kül bırakan zamanlardır 
düzgün sabuklamalardan bana kalan.. 
Evde 
anlaşılmaz bir tını 
bilmem nereden gelir 
uykumdan? kanımdaki çakıldan? unutkanlığımdan? 
bilemem Yahudi değilim 
gizli bir yerde genizam yok 
bilemem insan nerenin yerlisidir 
ömrüm burada 
bütün Yahudiler gibi 
raflara doğru, çekmecelere 
sahanlıklara doğru geçti 
yabancı ellerde çitilenmekten korunmak için 
bir sıvaydım kendime kendi ellerimde 
tıpkı Yahudiler gibi 
buraların yerlisi ben değilim. 
 

Şarkıya dönersem ense köküm seyrelecek 
ağdası çözülecek bana aşktan bulaşan kozlarımın 
şehrin insanları yumruklarımda beyaz bulut 
yolun çamurunda revnâk-ı bahar bulacaklar 
ben şarkıya dönünce 
boğazlarındaki boğum insanların epriyecek 
ve onun yerine her günkü işleri yaparken 
kepenkleri kaldırırken, silerken tezgahı 
kalbe gizlice batan kıymık geçecek 
şarkıya dönersem, yanık bir şarkıya 
holokost neymiş meğer 
herkes bilecek. 
 

Kalbime döneceğim, ama hangi yolla? 
Yedeğimdeki okunaksız 
şarapla lekelenmiş, solgun harita 
uyduruk bir şey mi bilmiyorum 
yoksa sahiden definenin yeri 
gösteriliyor mu orada? 
Ama boşver... Nasıl bir ilgi olabilir 
kalbe dönmekle define bulmak arasında? 

… 
ben kalbime döneceğim fokurdayıp pörtlemek için

                                                İSMET ÖZEL

 

Yaşamımız bir koşuşturma ve büyük hayaller arasında kır gezintisi yaparak geçmeye devam ediyor. Ölümün bizi bulmayacağına iman etmişçesine hep yarını planlayıp  hayal kurmak sureti ile yaşadığımız anı, kendimizi ve  çevremizdeki insanları ıskalayarak ölüme koşar adım gidiyoruz.

Asla ulaşılması mümkün olmayan hedefler ve Allah tarafından sorumluluk yüklenmemiş meseleler peşinde koşmak, bize düşman ve dost diye yutturulan fikir ve ideolojilerin gölgesinde bir hayat yaşamak hepimize BÜYÜK İNSANLIK İDEALİ diye kabul ettirilmiş ve bu konuda her topluluğun önüne önder diye çıkarılan kişiler eli Ile  insanlık bu ideallere  ikna edilmiş oldu.. 

Halbuki Allah kullarına çok basit sorumluluklar vermiş ve bu sorumlulukları yerine getirenleri cennet ile mükafatlandıracağını izhar etmiştir.

Her Cuma günü Hutbe sırasında okunan bir ayet var: “  Muhakkak ki Allah adaleti, ihsanı, akrabaya karşı cömert olmayı emreder; hayâsızlığı, kötülüğü ve zorbalığı yasaklar. İşte Allah, aklınızı başınıza alasınız diye size böyle öğüt veriyor. (Nahl 90)

Allah kullarından, önce adaletli olmalarını, iyilik yapmasını ve akrabaya yardım etmesini istemekte. Hayasız, kötü ve zorba  olmaktan men etmektedir.

Dolayısı ile kul olarak çok zor meseleler ile sınanmıyoruz. Bu sınavı verebilmemiz için kendi varlığımızın (Benliğimizin)  farkına varmamız, iki temel sorumluluk alanımız olan akrabalarımız ve komşularımız ile ilgili mükellefiyetimizi yerine getirmemiz gerekmektedir.

Önce Allah’ın muhatap kıldığı kul bilincini taşımamız gerekmektedir. Yani sorumluluk sahibi, iradeli  ve özgün bir insan olmamız lazım. Birey olmak o kadar önemli ki insan ancak bu sayede sorumluluğunun ve yetkilerinin tam olarak farkına varır.

Sonra akrabaları ile olumlu bir diyaloğu  olan onlara gerektiğinde her tülü maddi ve manevi yardımda bulunan bir insan olmamız gerekmektedir. Yani sadece kendi varlığını değil, yakın ve uzak akrabalarının her türlü mesuliyetini üzerinde taşıyan bir insan olmamız gerekmektedir.

Sonuncu olarak, komşularıyla her türlü yardımlaşma ve dayanışma içerisinde bulunan bir kul olarak yaşamamız gerekmektedir.

Bahsetmiş olduğum bu üç olgu (BIREY, AKRABA, KOMŞU) ile ilgili Allah’a karşı sorumlulugunu yerine getiren bir insan bulunduğu topluluk içerisinde erdemler sınıfı içerisinde yer aldığı gibi ölümü ile birlikte onun varacağı yer şüphesiz cennet olur.

Yoksa sahte tanrıların idealize ettiği ve yönlendirdiği bir hayatı yaşayan insanın sonu  mutlaka hüsrandır.

Vesselam…

 

Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.