Türk futbolunda 11 Aralık’ta kara bir leke olarak geçen skandal yaşandı. Bu olay sadece bizde değil tüm dünyada konuşuldu. Ve bunun sonucunda da tüm dünyaya rezil olduk.
Öncelikli olarak Hakem Halil Umut Meler’e geçmiş olsun diliyorum.
Ankaragücü Başkanı Faruk Koca’nın ve iki yancısının hakem Halil Umut Meler’e saldırması sonucu Türk futbolu yeni bir kaosu konuşur oldu. Koca ve iki yancısı şimdi tutuklu yargılanıyor ve her üçü de futboldan men edildi.
Tüm Türkiye olaya anında tepki gösterdi ve sonunda hakemler maçlara çıkmama kararı alınca ligler bir haftalığına ertelendi. Alt liglerde daha yakın dönemde futbolcu hakeme saldırarak tekme-tokat dövdü. Futbolcu spordan men edildi ama bu olay çok da konuşulmadı.
Şiddet sadece bizde değil dünyanın her yerinde var. Misal, Yunanistan’da hükümet Şubat ayına kadar maçların seyircisiz oynanmasına karar verdi. Türkiye’de durumun bu noktaya geleceği aşağı yukarı çoktandır belliydi. Son dönemlerde hakemler üzerinden olan tartışma sonunda şiddete dayandı.
Geçmişte hakemler, Tarık Ongun, Volkan Bayarslan ve Kemal Yılmaz’a saldırı oldu. Hüseyin Göçek’e linç girişimi oldu.. Lig’deki Mersin İdman Yurdu-Samsunspor maşında Mersin antrenörü Yüksel Yeşilova, saha içinde protokolden inen bir saldırgan tarafından 6 yerinden bıçaklandı. Beşiktaş ve Fenerbahçeli bir taraftar öldürüldü. Manuel Fernandes’i saha içinde bir taraftar tekmeleyerek yere düşürdü. Saldırgan bir hafta sonra başka bir stada akreditasyon kartıyla girdi. Burak Yılmaz suratına isabet eden bir çakı ile yaralandı. Fenerbahçe otobüsüne silahlı saldırıda bulunuldu. Salih ve Cenk’e saldırmak isteyen bir taraftarı durduran Beşiktaşlı Josef de Souza’ya ceza verildi. “Bir oyuncuyu öldürdükleri veya en sevdiği şeyi yapmasını engelleyerek sakat bıraktıkları gün, ya da daha ciddi bir şekilde bir hakeme saldırdıkları gün beni hatırlayacaksınız” açıklamasını yapan Brezilyalı futbolcu sezon sonunda Türkiye’yi terk etmişti.
Sadece bunlar mı? Süper Lig’de “Silahım olsa hakemi vururdum” diyen, hakemleri 4.5 saat soyunma odasında alıkoyan, sahaya girerek rakip takım görevlilerine saldıran, hakem isimleri vererek, “Bu adamlara nefes aldırmayın” diyen başkanlar, “Bu ligi bitirtmeyiz” ya da “Şampiyon olmamızı istemiyorlar” diyen yönetici ve teknik adamlar da gördük. Daha birçok olay var.
“Balık baştan kokar” diyen bir atasözü var. Genellikle yönetimde bulunan kişilerin tutum ve davranışının yanlış olduğu, devamını da yanlışa sürükleyeceği ifadesi anlamında kullanılır. Kulüp yöneticileri şiddet eylemli söz ve davranışlar sergilemeye devam ederse TFF pasif kalırsa daha çok bu tür olayları konuşmaya devam ederiz.
Burada sadece başkan ve yöneticiler suçlu değil. TFF, hakemler, teknik adamlar, futbolcular, taraftarlar, herkes suçlu. Çünkü herkes bir hatada suçu birbirinin üzerine atıyor ve işin içinden sıyrılıyor.
Kimse kimseyi kayırmayacak. Hakem hatalıysa cezasını görev almayarak çekecek. Hakemler önce el çektirilip sonra görev verilmeyecek. MHK ile hakem camiasında gruplaşma olmayacak ve bazı takımlar kayırılmaya çalışılmayacak. Onlar da kendine çekidüzen verecek. Yoksa daha çok hakemleri konuşuruz.
Yönetici, teknik adam, futbolcuysa caydırıcı ceza alacak. TFF de “aman kulüpler alınmasın” demeyecek. Gerçi bugünkü TFF yönetimi de gidici görünüyor o da ayrı konu.
6222 sayılı sporda şiddet ve düzensizliği önlemeye dair kanunun revize edilmesi lazım. Futbol disiplin talimatının güncellenmesi ve caydırıcı cezalarla güçlendirilmesi gerekli. Türk futbolunun marka değeri ekonomisiyle değil, adaletle ve can güvenliğiyle ölçülmeli.
Öncelikli olarak Hakem Halil Umut Meler’e geçmiş olsun diliyorum.
Ankaragücü Başkanı Faruk Koca’nın ve iki yancısının hakem Halil Umut Meler’e saldırması sonucu Türk futbolu yeni bir kaosu konuşur oldu. Koca ve iki yancısı şimdi tutuklu yargılanıyor ve her üçü de futboldan men edildi.
Tüm Türkiye olaya anında tepki gösterdi ve sonunda hakemler maçlara çıkmama kararı alınca ligler bir haftalığına ertelendi. Alt liglerde daha yakın dönemde futbolcu hakeme saldırarak tekme-tokat dövdü. Futbolcu spordan men edildi ama bu olay çok da konuşulmadı.
Şiddet sadece bizde değil dünyanın her yerinde var. Misal, Yunanistan’da hükümet Şubat ayına kadar maçların seyircisiz oynanmasına karar verdi. Türkiye’de durumun bu noktaya geleceği aşağı yukarı çoktandır belliydi. Son dönemlerde hakemler üzerinden olan tartışma sonunda şiddete dayandı.
Geçmişte hakemler, Tarık Ongun, Volkan Bayarslan ve Kemal Yılmaz’a saldırı oldu. Hüseyin Göçek’e linç girişimi oldu.. Lig’deki Mersin İdman Yurdu-Samsunspor maşında Mersin antrenörü Yüksel Yeşilova, saha içinde protokolden inen bir saldırgan tarafından 6 yerinden bıçaklandı. Beşiktaş ve Fenerbahçeli bir taraftar öldürüldü. Manuel Fernandes’i saha içinde bir taraftar tekmeleyerek yere düşürdü. Saldırgan bir hafta sonra başka bir stada akreditasyon kartıyla girdi. Burak Yılmaz suratına isabet eden bir çakı ile yaralandı. Fenerbahçe otobüsüne silahlı saldırıda bulunuldu. Salih ve Cenk’e saldırmak isteyen bir taraftarı durduran Beşiktaşlı Josef de Souza’ya ceza verildi. “Bir oyuncuyu öldürdükleri veya en sevdiği şeyi yapmasını engelleyerek sakat bıraktıkları gün, ya da daha ciddi bir şekilde bir hakeme saldırdıkları gün beni hatırlayacaksınız” açıklamasını yapan Brezilyalı futbolcu sezon sonunda Türkiye’yi terk etmişti.
Sadece bunlar mı? Süper Lig’de “Silahım olsa hakemi vururdum” diyen, hakemleri 4.5 saat soyunma odasında alıkoyan, sahaya girerek rakip takım görevlilerine saldıran, hakem isimleri vererek, “Bu adamlara nefes aldırmayın” diyen başkanlar, “Bu ligi bitirtmeyiz” ya da “Şampiyon olmamızı istemiyorlar” diyen yönetici ve teknik adamlar da gördük. Daha birçok olay var.
“Balık baştan kokar” diyen bir atasözü var. Genellikle yönetimde bulunan kişilerin tutum ve davranışının yanlış olduğu, devamını da yanlışa sürükleyeceği ifadesi anlamında kullanılır. Kulüp yöneticileri şiddet eylemli söz ve davranışlar sergilemeye devam ederse TFF pasif kalırsa daha çok bu tür olayları konuşmaya devam ederiz.
Burada sadece başkan ve yöneticiler suçlu değil. TFF, hakemler, teknik adamlar, futbolcular, taraftarlar, herkes suçlu. Çünkü herkes bir hatada suçu birbirinin üzerine atıyor ve işin içinden sıyrılıyor.
Kimse kimseyi kayırmayacak. Hakem hatalıysa cezasını görev almayarak çekecek. Hakemler önce el çektirilip sonra görev verilmeyecek. MHK ile hakem camiasında gruplaşma olmayacak ve bazı takımlar kayırılmaya çalışılmayacak. Onlar da kendine çekidüzen verecek. Yoksa daha çok hakemleri konuşuruz.
Yönetici, teknik adam, futbolcuysa caydırıcı ceza alacak. TFF de “aman kulüpler alınmasın” demeyecek. Gerçi bugünkü TFF yönetimi de gidici görünüyor o da ayrı konu.
6222 sayılı sporda şiddet ve düzensizliği önlemeye dair kanunun revize edilmesi lazım. Futbol disiplin talimatının güncellenmesi ve caydırıcı cezalarla güçlendirilmesi gerekli. Türk futbolunun marka değeri ekonomisiyle değil, adaletle ve can güvenliğiyle ölçülmeli.
Etiketler: