23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 16.08.2017

İşin aslı

1541 4 dk 0 yorum
Paylaş:
ASLINDA Osmanlı devleti zamanında onu okuyamamış değildi sanayi devrimi ile başlayan sürecin dönüp dolaşıp nerelere dayanacağını azçok görmüştü. Bunu gördükten sonra, boş oturmamış, bir yandan sanayi devrimini yakalamak için bazı hamleler gerçekleştirme çabasına girerken bir yandan da ulusçu hareketlere panzehir olması düşüncesiyle "Osmanlıcılık" kartını ileri sürmüştür. Bu iki büyük hamlede de maalesef başarılı olamamıştır. Çünkü artık zaman -Fuzuli'nin sözleriyle söylemek gerekirse- "Dert çok, hem dert yok, düşman kavi, tali zebun" dönemini yaşıyordu ve feleğin çarkı Devlet-i Aliye'nin  aleyhine dönüyordu. 
Gerek sanayi devrimini yakalama gerek ulus şu hareketleri durdurmaya karşı başlatılan her türlü gayret mutlaka "Batılılaşma" hamuruyla yoğrulduğu için bir türlü arzu edilen sonuç elde edilemiyor onun yerine yeni ve bambaşka sorunlar ortaya çıkıyordu. İngilizi fransızı bir taraftan bastırırken Çarlık Rusyası da özellikle Ortodoks tebaa üzerinde her türlü hile ve desiseyi uyguluyordu. Devlet bu sorunların çözümü ile meşgul olurken ve bazen bilerek bazen de farkında olmadan -Atilla İlhan'ın kelimeleriyle- egemenlik "Alamanın elinden İngilize" geçiyordu. 
Hemen hemen her işin sonunda mutlaka bu egemenlik kavgası ortaya çıkıyordu. O kadar ki, her ıslahat hareketi, Devlet-i Aliye'yi hak ettiği yere taşıma arzusu ve düşüncesiyle başlıyor ancak sonunda,  "sahibinin sesi" olarak ya İngiliz ya Fransız ya Rus büyükelçiliğinin mührünü taşıdığı ortaya çıkıyordu. 
Yazımıza işin aslı diye başlık attı ve bu başlıktan sonra bütün bunları niye yazdık. İşin aslı sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın kalbinde bu yabancı müdürünün olmaması yatıyor. Türkiye'nin son 15 yılının hikayesi de bu aslında. 
Siz, savunma sanayini millileştirmedikçe, büyük ve güçlü Türkiye ideali ve düşüncesini hayata koymadıkça,  Türkiye'nin parçalanmasını engellemek için çalışmadıkça, Dünya'nın neresinde olursa olsun zulme uğrayan müslümanın gözyaşını silmedikçe, Afrika'nın, Asya'nın, Güney Amerika'nın sömürülmesine ses çıkarmadıkça, Dünya beşten büyüktür demedikçe, "One minute, öldürmeyeceksiniz" diye söylemedikçe  dilediğiniz kadar başbakanlık, cumhurbaşkanlığı yapabilirsiniz. Ancak bu olmadığınız zaman, buna karşı olduğunuz zamandan itibaren, size karşı egemenlik savaşı başlamış olur. 
Bu egemenlik savaşı, topla tüfekle yani "erkekçe" yapılmaz. Tam tersi haince ve sinsice yapılır. Önce yakınlarınız ihanet ettirilir mesela, sonra sağlık sorunlarınız olduğu algısı yaratılmaya çalışılır vb. 
Türkiye'nin güneydoğusundaki yangını söndürmek için başlattığı projenin sulandırılması, Suriye iç savaşında zalim Esed'in saltanatı sona erecekken işin içine bir şekilde Rusya'nın sokulması, asker vesayetinden kurtulmak düşüncesiyle bir şeyler yapılırken milli orduya kumpas kurulması ve en nihayet 15 Temmuz 2016'da iki yüze yakın generalin işin için olduğu hain kalkışma hareketinin yapılması  aslında bu sebeptendir. 
Tarihin de talihin de dönüm noktaları vardır. Türkiye Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'la o dönüm noktasını yaşamıştır, yaşamakta ve biiznillah yaşamaya devam edecektir. 
Allah'a yemin olsun ki, Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın gayret ve çabasıyla bu aziz millette olan "mülk", bu sefer ve sonsuza kadar, "Alamanın elinden İngilize geçmeyecek" ve bu milletin kendi iradesinde kalacaktır. Bu millet bunun için Sayın Cumhurbaşkanımızın ardında milyonlar olarak durmuştur ve durmaya devam edecektir. İşin aslı işte budur. 
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.