15 Ağustos 2018 Çarşamba   

Aytekin PARMAK / Tıp Dr. - Felsefeci - Yazar / Cafe de Sahraa Yazıları

ZAMANA DUYARLI BİR BAKIŞ

 

İNSAN için, birey için zaman yoktur, insan türü içindir zaman. İnsanların tek tek süreleri vardır, zamanları değil. Süreyi anlamak, ayarlamak için kullanırlar zamanı.  
Zaman akıp geçiyor dostlar, geriye sadece anılar kalıyor bir de yaptıklarımızın sonuçları sorumlulukları.
Çağlar değişiyor, devirler birbirini takip ediyor ve geriye tarih kalıyor. Bu zaman dilimlerine de ruhu insan katıyor. Her devrin, her çağın ruhu oluşuyor ve çağın ruhu tarih oluyor ve geriye baktıkça anlaşılıyor. Yaşananlara olup bitenlere tarihe baktığımızda da hayatın ne olduğunu çıkarsıyor ve öğreniyoruz. Yani yaşam, zamanda geriye baktıkça anlaşılan, ileriye bakarak da yaşanan, yapılan şey olarak karşımıza çıkıyor.
Çağlar, olaylar değişiyor ama insan ilişkileri, dürtüleri, istekleri temelde hep aynı kalıyor. Her olay, her olgu dünyada bir iz bırakıyor.
Bizler, bu çağın insanıyız. Olaylar birikiyor ve çağımızın ruhu oluşuyor.
Ama ne oluyor? Zamana bu kadar geniş baktığımızda insanların değeri insan türüne yaptığı katkı ile ölçülüyor. Türe katkı yapan insanlar, bir devirde, bir bölgede yoğunlaştıkça; o toplum, o devre,  o tarihe verilen ruhun öncüsü ve sözcüsü oluyor. Medeniyet doğuyor. İmrenilen huzurlu ve doğru yaşamlar oluşuyor.
Şimdimize bakıyoruz, insanın zamandaki tek mülkü olan şimdiki zamana.
Yanıbaşımızda karamsarlık, gölge gibi sürekli yanımızda hiç ayrılmıyor. Ülkemiz sanki freni boşalmış kamyon gibi ilerliyor, kestirilemez sonuçlara gebe. Bu da insanları çağı mutsuz ve verimsiz yapıyor. İnsanlar pasifleşiyor, gelecek kaygısı umutsuzlukta dolup taşıyor. Hayatı biraz da bayrak yarışı gibi düşünmek gerekir. İnsanın yapıp ettikleri geleceğin şekilleneceği zemindir arkadaşlar. Geleceği yapma, İYİLEŞTİRME amacı kaybolduğunda insan hayatı aşılmaz bir duvar önünde bekleşme gibi görünüyor. Aşılmaz bir duvarın ardında beklemek ise köpekçe bir yaşamı andırıyor.
Bu günlerde yaşanan her olay huzur, adalet, empati, merhamet doğuracağı yerde, kıskançlık, kin, öfke ve nefrete sebep oluyor. İnsan topluluklarında da biriken kin, öfke ve nefret hiç şüphesiz acılar getirecektir mutluluklar değil.  
İnsanlar kalabalık sürüler gibi yaşar. Toplumda huzur için otorite şarttır arkadaşlar, bireyin mutluluğu için de özgürlük. Ve ancak mutlu bireyler huzurlu toplumu oluşturur.
Kendi ülkem için de, DÜZEN için Adaletin feda edilmediği, adil, hakça bir düzen içerisinde özgür bireylerin ülkesini özlüyorum, ülkemi öyle görmek istiyorum.
Sürelerimizi daha güzel zamanlarda harcamak umuduyla.

Tarih: 20 Mayıs 2018 Pazar    Hit: 1933




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol