24 Ocak 2020 Cuma   

Mustafa SÖNMEZ / Araştırmacı / Yazar / İSAR

YALAMAK VE YALAMA ENDÜSTRİSİ!

 

KASIM ayında RTÜK bir daire başkanı vasıtasıyla TBMM’de kurulan bir komisyonda yaptığı, dondurmanın (bildiğimiz dondurmanın)  nasıl yenmesi gerektiğine ilişkin kuruma gelen şikayetleri ilettiği   sunumda reklamlardaki sıkıntılı hususlara dikkat çekti. 
Allah kendisinden ellialtı kere razı olsun (fazla değil). Memleketin ahlakı, sunum sonrası kurtulma yoluna girdi. Bunun bir yolu olup olmadığı ise ayrı bir hikaye. Bu bir varoluş pratiğimidir ya da yürümekle yol değil de ahlak sorunu aşılır mı? Onu başka bir zamanda ve yerde kralı kimse onunla da tartışırız. İşim şimdilik bu soytarılıkla. 
Her akşam televizyon yayıncılığının en değerli zamanlarında ortalama üç dört saat süren dizilerde bacı, kardeş, hala, dayı, amca, teyze, enişte, baldız,yenge, kayınço  “müştemilat jimnastiği” yaparken bozulmayan ahlak, masum bir serinleme talebiyle yerle bir oluyor.  Herkesin birbiriyle seksek oynadığı sahnelerde sittin sene  milletin aklına gelmeyecek, birden altmış dokuza kadar her türlü senaryoyu değil de ağızdan başka hiçbir alınma yolu olmayan dondurmayı “yalamayı” eleştirmek tam bir gereksizlik örneği.
Kaldı ki yalamayla geçen zamanların en masumu dondurmayla geçirilenler olabilecekken. 
Mesela; vekil olmak için parti liderini yalamak, bakan olmak için devlet başkanını yalamak, belediye başkanı olmak için teşkilatın önde gelenlerini yalamak, velhasıl herhangi bir yere oturmak için önüne geleni yalamaktan daha aşağılık bir şey yokken. Destekleyelim desteklemeyelim, öyle veya böyle edindiği davasının peşinde samimiyetle koşanları; yaranmak için tek ölçü halini almış “yalama” faaliyetlerine etkin katılmadıkları için “hizmet yarışının” dışında tutmak daha fazla mı ahlak içeriyor?
Yaşadığınıza inanır ve ona tapmaya başlarsanız tam da böyle oluyor.
İnsanı erdemli kılan “yöneliş” iken söz sahibi olmasını “yalayışa” borçlu olanlar da herkes gibi bir vicdana sahipler. Sorun onların vicdansız olmaları değil, bundan vazgeçecek yönelişe kendilerinde cesaret bulama- maları. Vicdanları var ve her sabah şafak söktüğünde nefislerini vicdanlarına tercih ediyorlar. Millet onlara her türlü imkanı böyle zevzeklikler için sunmamışken.
 Mesela devlet başkanlığı hükümet etme sistemini dün “koalisyonların sonu” olarak görüp savunanların, bugün arkasında yüzde yarım oy desteği olan olmayan  adamlarla “ittifak pazarlıkları” yapmayı kutsamaları dondurmadan mı kaymaktan mı kaynaklanıyor? Anlatırken haber versinler külahımı getireyim. 
Kendisine gelecekte ne olmak istediği sorulduğunda, para kazanmaktan başka bir şey kazanmayı düşünmeyen bir nesil ve nesil ahlakı yaratmak ne zaman komisyonlara gelecek bir sorun olarak görülmeye başlanacak? Bunu cevaplayabilmek için ilk şart “yalama” olmamaktan geçiyor. 
-Dalda altı kuş var, avcılar üçünü vurdu kaç kuş kaldı? sorusuna – hiç kalmadı hepsi kaçtı.- diyen öğrencinin cevabını yanlışlayıp mantığını reddetmeyen öğretmenin hikayesini bilirsiniz. Bu kez  öğrenci sorar.-Karşıdan üç kadın biri dondurmayı yalayarak, biri ısırarak, biri de emerek yiyerek geliyor. Bunların hangisi evli?- Öğretmen kızara, bozara -yalayarak yiyen- deyince öğrenci;-hayır öğretmenim parmağında yüzük olan.-der ve ilave eder; -Ancak düşünme tarzınızı beğendim.
Herkesin herkese kaymak yaptığı bir devirde tek ayıbın dondurma yalamak olması dileğiyle…
Alayına AGU…

Tarih: 17 Aralık 2019 Salı    Hit: 810




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol