20 Ekim 2020 Salı   

Mustafa SÖNMEZ / Araştırmacı / Yazar / İSAR

ŞEREFE

 

ERMENİSTAN’ın Azerbaycan’a saldırısı dünya kamuoyunda tartışıldığı gibi ülkemizde de çokça sakiye her zaman olduğu gibi mey taşıma şansı doğurdu. Rusya’nın Putin’in ağzından ve tam bir diplomatik ders niteliğindeki tavırla yaptığı açıklaması Ermenilerin takkelerini düşürürken kellerini de görücüye çıkarıyordu. “Size votkanızı nasıl içeceğinizi soracak durumda değiliz. Kelinizden kafa yapacaksanız üç parmak konyağınızla devam edebilirsiniz. ”
Putin sadece Ermenilerin konyağına değil aynı zamanda Paşinyan manyağına da ayar verirken bizim buralarda Amerikan aksanlı milliyetçilik ve İngiliz lisanıyla mezhepçilik merkezlerinden son dönem müttefiklerimiz için lokma tatlısı dağıtılıyordu. Votkanın veya konyağın karşılığı bu olmamalıydı. Ama içmeden sarhoş olmak bu cenahın işiydi. 
Bir İngiliz mirası olarak sınırımıza komşu Güney Kafkasya’da bırakılan bu  zaman ayarlı bombanın  Paşinyan’ın saatinden ilham almasının Amerika ve batı dünyasının bir planı olduğu da bu cenahın daha ilk günden içinde Rusya ve İran geçen cümlelerindeki kalıplardan anlaşılıyordu. Tarihte bırakıldığı görülen her yerde İngilizlerin dizdiği surlar ne kadar geniş ve yüksek olursa,  onları bugün aşmanın ne denli zor olduğunu Hindistan’ı ve Çin’i sömürdükleri  yıllara göz atarak anlamak için ise hiçbir kalıba ihtiyaç duymaya gerek yok sanırım.
Irak ile komşu değiliz artık. Bunun böyle olmadığını söyleyebileceklerin  zurnalarını son deliğine kadar solukla doldurmaları hiçbir işe yaramaz. İşte o zurnadan peşrev olur.  Suriye ile de komşuluğumuz mazide hoş  bir seda olsun isteyenler de aynı notasızlıktan nasibini almış hamaset müzisyenleri zaten. Yunanistan, Bulgaristan, Romanya çoktan topraklarını Amerikanlaştırırken sadelikten hiç ödün vermediler. Ukrayna ise Gürcistan gibi Amerikan renklerinden nasiplenirken hiçbir  cimrilik alametiyle muhatap olmadılar. 
Kısacası çevrildik çevriliyoruz. Amerika’nın topraklarına nasip olmamış Kuru Atlantik milliyetçiliği ve İngilizlerin gulat mezhepçiliğinin gürültüsü arasında kafa yoranların işi zorlaşıyor. Çocukları bedelli askerlik sıralarında teskere alan adamların vatan, millet aşklarına kadeh kaldırmaya her tuzu alan koşuyor. Oysa 80 yıl önce de bu sorunu yaşamış bir ülkenin çocuklarıyız. Tarih orada duruyor. O zaman işin başında  sonradan maalesef  “ayyaş” olmakla itham edildiği günlere de şahit olduğumuz Atatürk vardı. Ermenistan sorununun başımıza İngilizlerin istediği bedende şapka biçmesine nasıl da engel olduğunu  yazıyor. Ben okurken hiç sıkılmadım. Hem de muhatabı Lenin’ken. 
Abhazya’yı karikatür cumhuriyeti gören havsaladan Rus salatasına veya İran güvecine gurme olmasını beklemekle aç kalmak aynı şeydir. Her ne kadar bunlara reçete yazmak dünyanın en gereksiz işiyse de bu memleketin karnı tok çocuklarından biri olarak aç karnına kullanacakları bir reçeteye şunları karalamak son günahım olsun.
Kafkasya’nın herhangi bir yerinde rahat etmek istiyorsanız bugünkü koşullarda yanınıza Rusya ve İran’ı kesin olarak almalısınız. Çünkü onlar da çevrilmeye tabi. Onlarla ortaklıklarımız da. Neyse… Şerefe!...

Tarih: 14 Ekim 2020 Çarşamba    Hit: 462




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol