14 Nisan 2021 Çarşamba   

Emir BURAK / Diplomatik Bakış / Uzman Gözüyle /

ORTADOĞU EKSENİNDE YENİ DÖNEM ABD-TÜRKİYE İLİŞKİLERİ

 

2020’nin Kasım ayında ABD’de iktidarın el değiştirmesiyle ülke küresel çapta yeni bir politika izleme eğilimine girdi. Geçtiğimiz son 10 yılda Türkiye-ABD ilişkilerinin ihtilaflı alanlarının artmasıyla artık Dış Politika gündemlerine daha fazla ilgi duymaya başladık.
Stratejik ilişkilerin farklı coğrafyalarda derinleşmesi, öncelikle yeni hükümetteki siyaset yapıcı ekibin temayyülerine göz atmamızı gerektiriyor. Bu minvalde, Türkiye’yi ilgilendiren kısımda 2 isim öne çıkıyor. Bu isimler Anthony Blinken ve Brett McGurk’tür. Blinken Obama hükümeti zamanıda Amerika’nın Suriye ve PKK-YPG stratejisinin önemli isimlerinden biri olmuştu. Türkiyenin dellilerle PKK-YPG arasındaki  bağı ispat etmesine rağmen o günden bugüne değişen hiçbirşey olmadı. Bununla beraber Brett McGurk’ün bilinen ilk diplomatik görevi 2004 yılında Irak anayasasının yazımında dönemin Bağdat Amerikan Büyükelçisine danışmanlık etmiş olmasıdır. Anayasa ülkeyi federal bir yapıya dönüştürüyorken aynı zamanda Irak’taki etnik ve dini çatışmaların önünü açıyordu. Bu anayasa sonrasında Kuzey Irak ve kırsalındaki bölgelerde PKK üslenmeleri için alan açılmakla beraber ülkenin merkezi ve kuzeyi  entegrasyonunu kaybetmiştir. Suriye iç savaşında da PKK’nın PYD gibi sözde sivil isimlerle ortaya çıkmasında McGurk’ün etkisi büyüktür. Dolayısla, McGurk’ü Biden’in dış güvenlik ekibinin Kuzey Afrika ve Ortadoğu koordinatörlüğüne getirilmesi Suriye ve Irak meselelerinde uzlaşmanın zor olacağının sinyallerini  veriyor. Özellikle Türk hükümetinin  Suriyenin kuzeyini terörden arındırmasının haklı olarak hayati bir gereklilik olduğunu belirtmesi ve Suriye’de 15 ila 30 kilometrelik bir derinlikte operasyon hakkı ilan etmesi Ankara ve Washington arasında büyük bir açmaz olarak gözüküyor.
Öbür yandan, geçtiğimiz günlerde Anthony Blinkenin Biden doktrinini açıklarken kullandığı bazı ifadeler dikkate değerdir. Bunların başında “Amerikan liderligi ve gerekirse sert güç kullanımı” ifadeleri geliyor. Özetle ana tema, Blinkenin ifade ettiği Amerikan hakimiyetinin dünya üzerinde yeniden kurulması ve demokrasi mefhumunun önünde duran otoriter rejimlerle mücadele edilmesidir. Ortadoğu perspektifinden baktığımızda Amerika için neredeyse bütün merkezi hükümetler bu sınıflandırmaya giriyor. Irak merkezi hükümeti, Suriye yönetimi ve İran gibi ülkeler ana hedeflerdir. Bakıldığında bu ülkelerin ortak özelliği sözde Kürdistan projesine ev sahipliği yapmalarıdır.
O halde, Blinken ve McGurk gibi isimlerin bilhassa tercih edilmiş olması sadece Türkiye’nin değil Irak’ın, Suriye’nin ve İran’ın da iç işlerine müdahale edildiği ve edilmeye devam edileceği anlamına gelir. Soyut kavramlar üzerinden Uluslarlarası hukukun iç işlere karışmazlık ilkesini ihlal eden Amerika ve müttefik Avrupa devletlerinin bölgede sürdürülebilir yönetimlerin kurulmasına öncü olmaktan ziyade bölgenin mümkünse Kürdistan romantizmi üzerinden mikro parçalara bölmek istediği gözüküyor. Dolayısıyla bu durum hem demokratların kışkırtığı Arap baharı ruhuna aykırıdır hem de Ortadoğu’nun realiteleri göz önüne alındığında sürdürülebilir olmadığı aşikardır. Zira PKK-YPG’nin tabanı, 10 milyonluk bir Suriye’de veya 38 milyonluk bir Irak’ta azınlık bile değildir.

Tarih: 13 Mart 2021 Cumartesi    Hit: 2792




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol