24 Şubat 2020 Pazartesi   

Sadık KAHRAMAN / Gazeteci Yazar / Şehir ve İnsan

NARALAR VE SONUÇ...

 

İRAN Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani'nin ABD operasyonuyla öldürülmesinin ardından iki ülke arasındaki sözde gerilim sürüyor. Bir tarafta operasyona destek verenler, bir tarafta Süleymani’nin intikamını alacağını söyleyen Tahran’a destek verenler olarak yine 2’ye bölündük. Bizim memleketin keskin bir çizgiyle arası ayrılmış olan 2 cepheye ayrılması için ufacık bir tartışma yetiyor zaten. Adeta ortak dil milli ve dini bayram kutlamalarında kalmış... 
Neredeyse 40 yılı bulan İran-ABD çekişmesinde saflar yine tutuldu. Halbuki iki ülke arasındaki şimdilik küçük boyutlu olan bu savaşın sonu bize de eninde sonunda dönecektir. O zaman bizim yapmamız gereken iki tarafa itidal çağrısı yapmaktır. Bu diplomasi zaten etkili olarak yürütülüyor. Tabii bununla birlikte, İran cephesinden bakınca durum elbette çok daha karışık. İran şimdi intikam naraları atıp bunların muhatabını ABD olarak belirtse de ya da ABD’yi kendine düşman bellese de Şiilerin düşmanının ne zamandan beri ABD olduğu tartışılır. Nitekim Iraklı bir Şii gazeteci buna yönelik bir yazısında Sünni Müslümanların İran’ı, Irak’ı, Kudüs’ü nasıl fethedip Müslümanlara kazandırdığından ve Şiilerin ise nasıl buraların ihanet içerisinde hareket edip ABD’yle, Rusya’yla kanlı rejimlere peşkeş çekildiğinden bahsetmiş, bunun sonucunda da idam cezasıyla hayatını kaybetmişti. Zamanla Müslümanlar, kendilerini ezen ve üstlerinde zulümle egemenlik kurmaya çalışan zalim dikta rejimlerinin ve emperyalistlerin süregelen tahakkümünü sona erdirecek, edilen vaveylalar elbet dinecektir... 
***
21.yüzyıl Türkiye’sinde hala ezan, namaz, başörtüsü tartışma konusu yapılıyor. Geçen günlerde bir televizyon programında bir gazeteci arkadaş bağıra bağıra “Bu ülkede ezan Kemalistler sayesinde özgürce okunuyor, Kemalistler bu ülkede özgürce namaz kılınmasını sağladılar.” diyordu. Kulaklarıma inanamadım tabii. Türkçe ezan, ikna odaları, pantolonunun dizlikleri aşınmış görününce namaz kılıyor diye ordudan atılan askerler, okul önlerinde coplanan kızlar, toplanan kitaplar, tırnağı, sakalı hala bugün bile problem edilen insanlar, okulunu dereceyle bitirdiği halde “Senin burada olmaya hakkın yok” denilerek örtüsü çekiştirilip kürsüden alınıp bir yana fırlatılan gençler, kat sayı zulmü, darbe mimarlığı ve asılan başbakan ile bakanlar, milletvekilleri, sıkmabaş, göbeğini kaşıyan adam etiketleri... Daha saymak gerekir mi bilmiyorum. Bugün hala Kanal İstanbul’un yapılmaması için çabalayanlar da Kemalistlerdir, çok çalışıyoruz diye göz boyayıp aslında hiçbir şey yapmayanlar da. Kemalistler, TRT radyosunda Allah dediği için yargılanan Serdengeçti’nin davacılarıdır, şapka takmadığı için asılan insanların boyunlarına bağlanan iptir, ahıra dönen camilerin mimarlarıdır. Menderes’in kefen parasının faturasını ailesinin kapısına yapıştıran eldir Kemalistler. Bugün utanmadan Menderes ve arkadaşlarının kabrine giderler, kıbleye karşı öylesine gömdükleri insanların Rahmetli Özal sayesinde bir kabirleri olduğunu umursamadan giderler hem de. Kemalistlerin bu ülkedeki dikili ağaçları işte bunlar ve darağaçlarıdır. Zaten ülkenin imtihanı da budur. Olduğu gibi görünmeyen, göründüğü gibi olmayan koca bir toplum. Üstad’ın dediği gibi “Baba katiliyle baban bir safta”...

Tarih: 15 Ocak 2020 Çarşamba    Hit: 2049




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol