28 Ekim 2020 Çarşamba   

EYÜP'TE TİYATRO GÜNLERİ

EYÜP'TE TİYATRO GÜNLERİ
 

Eyüp Belediyesi’nin düzenlemiş olduğu Kültür ve Sanat günleri büyük ilgi görmeye devam ediyor. Eyüplüler geçtiğimiz hafta tiyatro oyunlarına adeta doydu.

Göktürk’te çocuklar Kukla Tiyatrosu’nda eğlendi 

Eyüp Belediyesi Göktürk Kültür ve Sanat Merkezi’nde Pazar günü sahnelenen Kukla Tiyatrosu’nda çocuklar bol bol eğlendi.

Çocuklar, Uluslararası Gölge Oyunu Birliği sanatçıları Sami Mayir ve Metin Yılmaz’ın sunduğu kukla tiyatrosunda, pamuk nine, bakkal, çöpçü, Can, Canan ve Kaya’nın maceralarına bayıldı.

Eyüplü Çocuklar ‘Parmak Çocuk’u çok sevdi

Göktürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde bu hafta sonu yine tiyatro şöleni vardı. Eyüplü çocuklar, Parmak Çocuk oyununu keyifle izledi.

Tiyatro MİE’nin hazırladığı, Salim Dörtcan’ın yönettiği oyunda,

Rabia İlknur Şaşmazer, Birol Doğru, Sinan Akdoğan, Tuğçe Edip  oynadı.

Parmak Çocuk Oyunu, minikler kadar büyüklerden de tam not aldı. Oyunu izlerken şarkı söyleyip dans eden çocuklar, Eyüp Belediyesi’ne bu güzel etkinlik nedeniyle teşekkür ettiler.

Göktürk’e ‘Bekçi Murto’ geldi

Eyüp Belediyesi Göktürk Kültür ve Sanat Merkezi'nde düzenlenen tiyatro etkinlikleri ilgi odağı olmaya devam ediyor.

Bu kez “Bekçi Murto” adlı komedi Eyüplülerle buluştu. 25 yıllık bekçilik hayatında, devamlı polis olma hayali kuran Murtaza'nın hikayesini anlatan oyun, büyük beğeni  topladı.

Bir gün operasyonda olan tüm polis görevlilerinin yerine karakolda tek başına görev yapan Murto'nun, kendini bir polismiş gibi göstererek, bir yanlış anlama sonucu suçsuz insanları kodese atmasıyla devam eden trajikomik olaylar, salondakileri kahkahaya boğdu.

Mustafa Cankılıç’ın yazdığı, Hakan Terme’nin yönettiği oyunda, Mustafa Cankılıç , Cengiz Demir , Hakan Terme , Kemalettin Caymaz, A.Kaan Başkıran, Mehmet Çiçek ve Erkin Halçe  rol aldı.

Bilge Kral Aliya oyunu ayakta alkışlandı

Eyüp Kültür Sanat Merkezi’ndeki tiyatro gösterileri ilgiyle izlenmeye devam ediyor.

Bosna Hersek’in Bilge Kralı Aliya’nın hayatını anlatan tiyatro gösterisine, Dünya Balkan Dernekleri Genel Başkanı Recep Varol, Üsküp Brezalılar Derneği Başkanı Fahri Badem, Tüm Balkan Stratejik ve Araştırmalar Derneği’nden Ümit Ateşer, Balkan ve Dostları Derneği Başkanı Ulaş Şentürk, İstanbullular Manastırlılar Derneği Başkanvekili Serdar Varol katıldı. 

Bilge Kral - Aliya oyunu, kanlı Bosna Savaşı'na ve Müslüman katliamına tanıklık ederek,  Aliya'nın İslami ve entelektüel kimliğini gözler önüne seriyor.

1935'ten 2003'e geniş bir zaman ölçeğinde geçen oyun, bir yakın tarih okuması olarak da nitelendiriliyor. Derin bir emeğin, titiz bir dramaturjik çalışmanın ve sahnelemenin kullanıldığı Bilge Kral - Aliya oyunu; tüm insanları sevmeye çalışan bu unutulmaz lidere yakışır bir şekilde evrensele giden bir çizgide sahnelendi.

Antrakt Prodüksiyon'un yapımını üstlendiği; Elçin Gürler tarafından kaleme alınıp rejisini Volkan Sarıöz'ün gerçekleştirdiği oyunda, Akın Aydın, Sadettin Kanpalta, Tuna Gürcoşkun, Tuncay Tarhan, Metin Taşyağan, Yiğit Çelebi rol aldı.

Seyircilerin ayakta alkışladığı Bilge Kral-Aliya oyununun başrol oyuncusu Sadettin Kanpalta, Avrupa’nın Bosna’yı yalnız bıraktığı bir anda Aliya'nın 21. Yüzyıl’a  seslenerek fikirleri ve duruşuyla Müslümanların sesi olduğunu söyledi.

Mahkeme salonunda ‘Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya devam edeceğim. Çünkü İslam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir’ diyen Aliya’nın Avrupalı Müslümanlara çığır açtığını kaydeden Kanpalta oyunda, savaşın acımasızlığı ve Aliya’nın insani yönünü ön plana çıkartmak istediklerini söyledi. Kanpalta, sözlerini şöyle sürdürdü: “75 dakikada 80 yıllık bir hayatı, Bosna’yı ve Srebrenica katliamını anlatmaya çalıştık. Aliya’nın acılarına kimse dikkat çekmemişti. Ailesiyle mektuplaşmaları, özlemi, halkı ve ordusu için çektiği sıkıntılarına değinmemiz gerekiyordu.” 

Oyunu izleyenler arasında olan, Aliya’nın kapı komşusu 73 yaşındaki Abdurrahman İsanoviç geçmiş günleri hatırladığını ve çok duygulandığını söyledi. İsanoviç “ Türkiye o zamanlar bize çok yardım etti. Savaş sırasında ben de ülkeme yardım götürüp geliyordum. Bilge Aliya,  halkımızın hakkını aramak için Avrupa turlarına çıktığı zaman eşi ve çocuklarının yanına sık sık uğrardım. O her gittiğinde Eşi Halida Hanım bir şey olacak diye ardından çok ağlardı. İnşallah şimdi huzur içinde yatıyorlardır” dedi. 

Gösterinin soyunda seyirciler oyuncuları ayakta alkışladı ve yanlarına gidip onlarla sohbet ettiler.

Nilüfer Aydan’la sinema üzerine söyleşi

Eyüp Kültür Sanat Merkezi’nde Ekim ayının  “Film Gibi Sinema” etkinliğinin konuğu 80'i aşkın filmiyle dikkat çeken Yeşilçam’ın usta oyuncularından Nilüfer Aydan oldu. 

Moderatörlüğünü Filmarası Dergisi Yayın Yönetmeni Suat Koçer’in yaptığı söyleşide, Nilüfer Aydan'ın sinemaya bakış açısı, filmlerinden sahneler ve anılar anlatıldı.

Suat Koçer ve izleyicilerin sorularıyla 60- 70’li yılların sinemasına değinen Nilüfer Aydan, salon filmlerinin neredeyse tarihe karıştığını söyledi. 

Masum kadın rolüyle zihinlere kazınan Aydan  “Ben dans ederken keşfedildim.  En yoğun dönemim 60-70 arasıdır. Sinemamızda o zamanlar bir saygınlık ve hatır vardı. Yönetmen takma kirpik kullanmayın dediği zaman kullanmazdık, fakat 80’den sonra sinema sektörü büyük değişime uğradı. Kişisel kararların ön plana çıktığı bir oyunculuk yapılmaya başlandı. İçinde bulunduğumuz ikibinli yıllar ise daha sıkıntılı. Yoksul bir kadını oynayan oyuncuya bakıyorum lüks elbiselerle bu işi yapıyor. Gerçeklik gözardı ediliyor. Benim dönemimde teknik ve mali imkansızlıklar yüzünden filmin hazırlanmasını bekleyemezdik.  Prova yapmaktan canımız çıkardı” dedi. 

Türk Sineması’ndaki en önemli ismin Lütfü Akad olduğunu söyleyen Aydan, Lütfü Akad’ın sinemaya başlama hikayesini anlattı ve onun Türk Sinemasını Fransızlardan öğrendiğini, dolayısıyla o yıllardaki teknik sahnelerde Fransız ekolüne bolca rastlanıldığını belirtti.

Nilüfer Aydan programda yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Şimdi filmler artık vizyona girmeden patlama yapıyor. Sponsorluğundan tut reklamına kadar hepsi hazır. Biz ise (60-70 yılları) filmler çıktıktan sonra en az bir hafta beklerdik ve o filmin nasıl karşılık bulacağını ancak tahmin edebilirdik. Bir film artisti yolda yürürken bile arkasında hayran kitlesi oluşurdu. İnsanlar zamanla starlara, kahramanlara ve erotizme alıştı. Duygular, bakış açısı ve algılar çok değişti. Bizim o yıllarda bu kadar ön planda olmamızın sebebi başka bir eğlencenin olmamasıdır.”

Aydan, yeni nesil sinemada zamanın ruhunu yakalamak gerektiğini ifade ederek kendisinin de rol aldığı Hollanda’da çekilen Türk bir ailenin hikayesini anlatan filmin bittiğini hatırlattı.

Ünlü sanatçı, sinemanın emekçi yüzlerine gereken değerin verilmediğini belirterek kurdukları Film-San Vakfı hakkında bilgi verdi. Vakıf amacının Yeşilçam’ın sorun yaşayan yönetmen ve oyuncularının ihtiyacını gidermek için kurulduğunu belirterek, İkibinli yılların ekonomik gücü yüksek olan oyuncu ve yönetmenlere bu güzel projeyi görmemezlikten geldikleri, kendilerini yalnız bıraktıkları için sitem etti. 

Söyleşi sonunda Nilüfer Aydan’a çiçek ve Eyüp gravürleri hediye edildi. Aydan izleyicilerle hatıra fotoğrafları çektirdi. 

Tarih: 29 Ekim 2014 Çarşamba    Hit: 4677

Fotoğraflar
  • #
  • #
  • #
Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol