14 Haziran 2024 Cuma   

İlyas ÇAĞLAYAN / Tiyatrocu / Oyuncu / Kültür - Sanat

ÇÜRÜYORUZ

 

Yıllardır hepimizin dilinde, birçok senelerdir de aklımızda olup dillendirmeye korktuğumuz bir değişimin içindeyiz. Tamam değişim gerekli ve kaçınılmazdır lakin negatif değişim hiçbir toplumun ve bireyin kabullenemeyeceği bir olgu. Seksen sene önce değişen ve başkalarının eline verilen eğitim sistemimizdeki dejenerasyon ile yetişen nesiller şimdilerde meyvelerini kamyonlarca vermekte.
Şöyle örnekler verebilirim size.
Lise son sınıf öğrencileri ile yaptığım kısacık sohbette onların bir haritaya baktıklarında Doğu ve Batıyı çözemediklerini fark ettim. İran’ı Afrika kıtasında sanmalarını bir kenara bırakın yaşadıkları şehrin hangi bölgeye ait olduğunu bile bilmiyorlar. Bunlar onların cahilliği, öğrenmemişler diyemeyiz çünkü bu sıradan bilgilere haiz olan gençlerin sayısı çok az. Her sene yenilenen müfredat ile üniversite sınavına hazırlanan bu gençlerin gelecek telaşı hissetmemeleri de alabildiğine normal. Çünkü kendilerine her şey hazır sunulmakta. Bilgiye ulaşmanın bile bu kadar kolay olduğu çağımızda bunca cahillik ben ve benim gibi düşünenleri oldukça üzmekte.
Bir başka örnek geçenlerde izlediğim sosyal medyada yayınlanan sokak röportajından.
Muhabir “Mudanya nerede” diye soruyor. “Bilmiyorum” diyen çok az olmasına rağmen “Yunanistan” diyen var, “Ege de bir ada” olduğunu savunan hatta “Afrika’da” diyen gençler ve orta yaşlılar var.
Peki buraya nasıl geldik?
Eğitim sistemimizdeki aksaklıkları bir kenara bırakın kendini geliştirmekten uzak bir toplum olarak önümüze koyulanı kabul ettik. Hiç sorgulamadık, araştırmadık, okumadık, doğruyu aramadık. Nereden geldiğimizi, atalarımızı, onların yaptıklarını merak etmedik. Neden Orta Asya’dan kalkıp Avrupa’nın içlerine ettiğimizi sorgulamadık.
Geçmişimizden koptuk. Farklı toplumların ananelerini sanki yüz yıllardır biz yaşıyormuşuz gibi kabullendik. İşimize geldi. Çünkü daha kolay ve cezbediciydi. Kendimizden kaçarak Batılı diye adlandırdığımız lakin medeniyeti bizden öğrenen toplumların peşine takıldık.
Sözde bir özgürlük tutturduk ki anlamını bile bilmediğimiz kendimize yaftalayıp yaşamaya çalıştık. Kendi alanlarımızı özgürlük kisvesi altında genişleterek başkalarının alanlarını hiçe saydık. Hiç sormadık “sende özgür müsün” diye. Önemli olan kendimizdik çünkü. Önce benle başlayan kelimeler biz olmayı unutturalı çok oldu.
Sonra durduk ve dedik ki çok yabancı var ülkemizde. Peki biz? Biz yabancı değil miyiz bu memlekete. Çıplaklığı özgürlük sanan gençlik sizce yerlisi mi? Sözde dindar olarak geçinen ama asıl işi başkalarının ibadetini denetlemek olan cübbeli sarıklılar sizce bu ülkeden mi?
Kılıkla, kıyafetle, düşünce ile ayrıştık artık tekrar toplanmamız ve biz olmamız mümkün olabilir mi? Bilmiyorum. Ama bunca çürük sandıkta ki diğerlerini de er ya da geç ÇÜRÜTECEKTİR….





Tarih: 20 Mayıs 2024 Pazartesi    Hit: 1124




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol