06 Aralık 2019 Cuma   

Mustafa SÖNMEZ / Araştırmacı / Yazar / İSAR

BARIŞ PINARI KURUDU MU?

 

GEÇEN ayki yazımı, başlangıcından 4 saat sonra yazdığım Barış Pınarı Harekatı  Batı’nın riyakarlığının tüm çehresini ortaya koyduğu on günün sonunda sona ererken Türkiye yıllar önce Irak ile kaybettiği sınır komşuluğunu Suriye için de Rusya aracılığında kabul ettiği zorlu bir sürece girmiş oldu.
 ABD  ile basın yoluyla az sonra da Rusya ile yapılan mutabakat muhtırası ile harekatına son veren Türkiye  artık harekattan öncekinden çok daha fazla soruya akıllıca cevaplar üretmek zorunda.
ABD’yi Trump’tan ibaret sanan diplomasi anlayışımız Irak’ı Amerika’ya teslim ettiği gibi Suriye’yi de Ruslara teslim ederken önyargılara karşı dünyaya derdini anlatmak konusunda istenilen sonuçları elde edemedi. Erdoğan’ın Suriyeli sığınmacılar için Batı’ya açılacak kapıların anahtarlarını eline alması dışında kozu kalmayan Türkiye bir de ABD’de  ciddi oy desteğiyle senatoya sevk edilen iki tasarı ile dünyaya karşı tek başına mücadele etmek zorunda kaldı. 
Üç bakanı, bir ordu komutanı, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ailesinin mal varlıklarının araştırılması varsa  bunlara el konulması ile  Halkbank meselesine ilaveten ayrı bir tasarı ile her temcidin pilavı haline gelen Ermeni meselesi de senatoya sevk edildi. Artık senatodaki oylamanın lehimize sonuçlan ması için beklemek durumundayız. Aksi  takdirde Erdoğan’ın dostu Trump’ın da yapabileceği bir şey kalmayacak. Bunun önüne geçmek için senatonun bu iki tasarıyı üçte ikiden daha az bir sayıyla kabul etmesi gerekiyor. Eder mi?  Erdoğan’ın 13 Kasım ziyareti bunu  belirleyebilir.
Azil riskinin gölgesinde Bağdadi operasyonunu sözde başarıyla tamamlayan Trump, aleyhine esen rüzgarlara bir es verdikten sonra Fırat’ın doğusundaki gaz ve petrol yataklarının da başına üşüşme işini halledince Amerikan kamuoyunun içini biraz serinletti. 13 Kasım görüşmesinde Erdoğan’dan alacağı sözler senatonun kararını etkiler mi göreceğiz.
Bizim ise onların keyfine bırakılmayacak ciddi sorunlarımızı bir ve beraber olarak çözmek gibi bir zorunluluğumuz var. Barış Pınarı sonrası halkta gereğinden fazla özgüven oluştuğunu görüyoruz ama öküzün boynuzu pek öyle dünyayı ucunda döndürebileceğimiz gibi değil. Samiri’nin buzağı gibi altından da değil. Ama Samiri’nin şahsında sembolize edeceğimiz hayallere karşı.
Tek sorunumuz Suriye değil. Doğu Akdeniz, Kıbrıs, Körfez ülkeleri ile ilişkiler gibi dış meselelere içeride henüz etkilerini görmediğimiz ekonomik sorunlarımız da eklendiğinde suistimale açık hale geleceğimizi göz ardı etmemek gerekiyor. Yıllardır uğraştığımız ve 1,5 trilyon dolarımıza mal olan PKK terörüne ilaveten güvenlik güçlerimizin tüm gayretlerine rağmen artık DAEŞ terörüne de muhatap olacağımız gün gibi ortada. 
Bundan sonra kimsenin bizim için hayırlı rüya görmeyeceğini, görse bile hayra yormayacağını asla aklımızdan çıkarmadan kendimize özgü sonuç odaklı çözümleri aramak, bulmak zorundayız. 
Bir de uygulamak.

Tarih: 15 Kasım 2019 Cuma    Hit: 625




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol