23 Kasım 2019 Cumartesi   

Mustafa HATİPLER / Yrd. Doçent / Öğretim Üyesi / Rumeli Mektupları

ACELEMİZ VAR

 

İNTERNET  ve haberleşme ortamı bu kadar yaygın olmadığından olsa gerek terör örgütleriyle ilgili kamuoyunda çok fazla bilgi ve belge olmazdı. Nerede ve nasıl eğitim gördükleri konusu kamuoyu tarafından çok bilinmezdi. Birkaç terör kampının adı bilinirdi. İnternet ve haberleşmede yaşanan gelişmeler bunun üzerindeki “saklılık” örtüsünü az da olsa kaldırdı. 
Bu örtü kalkınca, birçok terör örgütünün söylemde emperyalizm karşıtı ama eylemde emperyalizmle birlikte hatta onun emrinde olduğu ortaya çıktı. Son yarım yüzyıla baktığımızda ASALA’sından FETÖ’te, PKK’sından YPG/PYD’ye birçok terör örgütünün aslında emperyal güçlerinin emrinde birer enstruman olduğu, bu emperyal güç arzu ettiği zaman, isteklerine karşı çıkan devlet ve hükümetleri tedip etmek için kullanıldığı çok açık ve net olarak görüldü. Kısacası bu terör örgütleri birer terör taşeronundan ibaret örgütlerdir. Elbette Malcolm X’in: “İster oy kullan ister mermi, ikisi de aynı; kuklayı değil kuklacıyı vur” sözünü unutmamak gerekir. 
İşte dün itibariyle; Türk Silahlı Kuvvetleri, tabir caizse kuklayı da kuklacıyı da vurmak üzere Barış Pınarı adıyla büyük ve kapsamlı bir harekâta başladı. Bu harekât kapsamında, Suriye’nin kuzeyinde, Fırat’ın doğusunda, Resulayn - Tel Abyad arasındaki bölge, Tel Abyad'daki terör hedeflerinden başlayarak, Ayn İsa çevresindeki Rami Hava Üssü, Aluk, Mustel, Esadiye, Fender ve Huşan, Resulayn, Derik ve Kamışlı’daki terörist unsurları temizlenerek ve 30 kilometrelik güvenli bölge derinliğine inilecek. Bu harekâtın başarılı olması en büyük temennimizdir.
Barış Pınarı Harekâtı'nın başlamasıyla birlikte, milletimizin kahir ekseriyeti tek yumruk tek yürek olurken, cılız da olsa aykırı sesler de çıkmaya başladı. Bu aykırı sesler, yaklaşık otuz yıldır o bölgeden Türkiye’ye yönelik olarak sürdürülen terör saldırılarını yok saymaktadır. Bu aykırı sesler, salt Erdoğan karşıtlığı ile hareket etmekte ve bu karşıtlık bakışı içinde olan herkesle ittifak edebilmektedir. 
Bu nokta bazı şeylerin anlaşılması bakımından son derece önemlidir. Böyle zamanlar “Kim kiminle yürür, ona bakın siz.” zamanlarıdır. Böyle zamanlar, “Şahsi menfaatlerini müstevlilerin menfaatleriyle tevhid edenler”in anlaşıldığı zamanlardır.  
Bu noktada; Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun’un, ABD’li Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’a verdiği ders mahiyetindeki cevabı yazmak istiyorum. Senatör Graham’ın Twitter hesabından yaptığı "Türk hükümetine, Suriye’nin kuzeyine girmek için yeşil ışık yakılmadığı" şeklindeki açıklamaya Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Fahrettin Altun: "Senatör, sizi buradan bilgilendirmek için yazıyorum. Türkiye ve Suriye Milli Ordusu, bugün Barış Pınarı Harekâtı'nı başlattı. Kırmızı ışıkta geçtiğimizi duydum. O acil bir durumdu. Vatandaşlarımızı tehdit eden PKK ve DEAŞ teröristlerini cehenneme göndermek için acelemiz vardı." 
Sayın Prof. Dr. Fahrettin Altun’a yürekten katılıyorum. Evet acelemiz var; bu ülkeye göz dikenlerin gözünü çıkarmak için, bizi bölüp parçalamak isteyenlerin heveslerini kursaklarında bırakmak için, emperyal güçlerle işbirliği yapıp masum insanımızı ve güvenlik güçlerimizi şehit edenleri cehenneme göndermek için acelemiz var.  

Tarih: 16 Ekim 2019 Çarşamba    Hit: 868




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol