23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 16.02.2016

Zaman!

948 3 dk 0 yorum
Paylaş:
“BEN” dedi, "Tam senin yaşındayken gazeteden emekli olmuştum...
Üçüncü çocuğum yeni doğmuştu... Yaşım 43'tü..."
Benim yaşımda emekli olan, yaşı 43 olan, bıyıklı, alnı tecrübeyle dolu adamla, o günlere gittim...
Çocuk denecek yaştaydım...
Servisin ortasındaki toplantı masası ile boy yarıştırıyordum... Amatör maçtan fotoğraf çekmek de köprüde intihar eden adamla girilen pazarlık da oyundu benim için...
Ama o zamanlar, şimdiki benim yaşımda olan adam; bildiğimiz adamdı...
Oturaklı, bıyıklı, ağzını her açtığında bir kültür kokusu, elini her kıpırdattığında insanlığa bir mesaj veren olgun, ağırbaşlı, bildiğimiz aydın...
Zihnimden bunları geçirirken, "Mümkün değil" dedim, "Sen 45'in üzerindeydin..."
Onun gibi olma zorunluluğunu veya sorumluluğunu üstümden atmak istiyor gibiydim sanki...
İspatladı... Keskin tarihler verdi, keskin bıçak gibi... Bir kez daha boş hissettirdi beni kendime...
...
Ve beni epey bir geçmişe götürdü hayıflandırarak... Geleceğimle yüzleşmem için "Zamanın" aynasını tuttu yüzüme...
Durdum... Ve dedim ki kendi kendime; yıllar geçtikçe "İnsanlık" böylesine gözümde küçülürken; "İnsanlar" neden büyük kaldı?...
Sonra önceki başka yıllara gittim, başında "Çocuk olduğumuz yıllar" olan...
Aklıma ilk oynadığımız parkın küçüklüğü geldi... Şimdi benim gibi 3 kişinin hareket edemeyeceği, o zamanlar 8'erlik maçlar yaptığımız...
Sonra uzun koşuların parkuru Çukurbostan'ı 7 adımda tamamladığımı fark ettim...
Kaldırım taşlarının uçurum, merdiven basamaklarının saatlerce oturacak büyüklükte olmadığına şahit oldum...
"Peki" dedim; mahalleler, sokaklar, apartmanlar, evler gözümde küçülürken, "Aile" neden böyle büyük kaldı?...
İlk aşık olma yılları...
Deli dolu; ferman dinlemez, içine bolca delilik, hınzırlık serpiştirilmiş, dünyaya posta koyma yılları...
Ne aldatmanın bulaştığı, ne aldatılmanın hissedildiği tertemiz kocaman duygu...
Oysa yıllar ne gerçek bir aşk, ne gerçek bir arkadaşlık, ne gerçek bir dostluk bırakmış bize...
"İyi de" dedim; neden sabahlara kadar cam önünde beklemeler, sebepsiz gülümsemeler, dağa taşa "Aşkım" yazmalar gözümde küçüldü de "Sevgi" böyle büyük kaldı?...
...
Ey zaman... Nesin sen?...
Sen mi benimsin, ben mi senin?... Sen mi beni harcıyorsun, ben mi seni?...
Geçmek bilmeyen misin, durmak bilmeyen mi?...
Pişmanlıklarımı önüme seren, beceriksizliklerimi yüzüme vuran, tehdit eden, "Beter olacaksın" diyen kötü bir düşman mı?...
Hatalarımı düzeltmeme fırsat veren, yarınları umut olarak gösteren, "Elinde bugün var" diye teselli eden iyi bir dost mu?...
Pes etsem, "Her şey sende biter" desem, beni yanına alır mısın biraz?...
Ya da bende kalır mısın?...
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.