Kıymetli dostlar;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasada da belirtildiği gibi “Demokratik, Laik ve Sosyal bir Hukuk devletidir.” Bunu bu şekilde bilmek, kabul etmek, içselleştirmek her Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşının birinci ve temel görevidir. Yani rütbesi, konumu, makamı, mevkisi ne olursa olsun herkes anayasa karşısında eşittir ve anayasaya uymak zorundadır.
Geçtiğimiz günlerde Tokat Valisi’nin verdiği 30 Ağustos resepsiyonuna katılan bazı askeri personelin, Tokat Valisi’nin elini sıkmaması, hatta resepsiyon salonuna girişlerinde onları karşılayan ev sahibi Vali ve eşini görmezden gelmek için cep telefonlarıyla konuşması ya da konuşuyormuş gibi yapması, şu günlerde 100. yılını dolduracak olan Cumhuriyetimizi korumak ve kollamakla görevli olan kahraman ordumuzun komutanlarına, her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlara yakışmadı. Bu görüntüleri izlerken inanın ben utandım. Aklıma “Eski Türkiye” geldi. Eski Türkiye’nin dikta kafalıları geldi.
Kıymetli Dostlar,
Vali, bir ilin en üst makamdaki yöneticisidir. İl protokolünün tepesindeki kişidir. Cumhurbaşkanın ildeki vekili, devletin temsilcisidir. Böyle bir günde Valiye yapılan o saygızca ve kanunsuz hareket, o ilin ahalisinin tamamına, devlet otoritesine, hükümete karşı yapılmış sayılır. Valiye yapılan bu hareketi; en ince tabirle bu nezaketsizliği, bu kabalığı yapanların neye güvendiklerini, hangi akla göre hareket ettiklerini, kendilerini nereye ve neye göre konumlandırdıklarını doğrusu anlamış değilim ve çok da merak ediyorum.
Ordumuz bizim gözbebeğimizdir.
Ordu, bu Milletin özüdür. Ordumuza canımız feda, ancak bu millet ve bu devlet ordumuzun içinden çıkan hainlerden çok çekti.
Daha 6 yıl önce,15 Temmuz 2016’da alçakların yaptıkları ve meydana getirdikleri derin travma hafızalarımızdaki tazeliğini hala koruyor. 15 Temmuzda yaşadığımız olaylar, verdiğmiz şehitler, binlerce gazimiz, hainlerin yaptığı tahribat ve milletçe yaşadığımız travmalar hala taptaze ve canlıyken; rütbeli bazı askerlerin bu şekilde davranması ister istemez milletçe farklı düşünmemize neden oluyor.
Bu ülkede askerlerin, yani ordunun devlet otoritesine ve yönetim hiyerarşisine bağlı olarak çalışması şarttır. Aksi takdirde hangi görüş, düşünce, inanç ve ideolojide olurlarsa olsunlar bunların başka yerlerden emir ve talimat aldıklarını, köklerinin dışarıda olduğunu düşünmeye hakkımız vardır.
Umuyor ve inanıyorum ki, ordumuzun içindeki bazı kendini bilmezlerin, Yeni Türkiye’nin bir kaç eski kafalısının yaptığı bu hareketi silahlı kuvvetlerimizin üst komuta kademesi ve Milli Savunma Bakanlığı’mız görmezden gelmeyecek ve gereğini yapacaktır.
Silah kuvvetlerimizin hiç bir personelinin de bir daha böyle başına buyruk davranmamasını, milletin iradesine, demokrasiye, anayasaya ve kanunlara bağlı olarak çalışmasını milletçe hepimiz bekliyor ve diliyoruz.
Kalın sağlıcakla…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti Anayasada da belirtildiği gibi “Demokratik, Laik ve Sosyal bir Hukuk devletidir.” Bunu bu şekilde bilmek, kabul etmek, içselleştirmek her Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşının birinci ve temel görevidir. Yani rütbesi, konumu, makamı, mevkisi ne olursa olsun herkes anayasa karşısında eşittir ve anayasaya uymak zorundadır.
Geçtiğimiz günlerde Tokat Valisi’nin verdiği 30 Ağustos resepsiyonuna katılan bazı askeri personelin, Tokat Valisi’nin elini sıkmaması, hatta resepsiyon salonuna girişlerinde onları karşılayan ev sahibi Vali ve eşini görmezden gelmek için cep telefonlarıyla konuşması ya da konuşuyormuş gibi yapması, şu günlerde 100. yılını dolduracak olan Cumhuriyetimizi korumak ve kollamakla görevli olan kahraman ordumuzun komutanlarına, her şeyden önce Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olanlara yakışmadı. Bu görüntüleri izlerken inanın ben utandım. Aklıma “Eski Türkiye” geldi. Eski Türkiye’nin dikta kafalıları geldi.
Kıymetli Dostlar,
Vali, bir ilin en üst makamdaki yöneticisidir. İl protokolünün tepesindeki kişidir. Cumhurbaşkanın ildeki vekili, devletin temsilcisidir. Böyle bir günde Valiye yapılan o saygızca ve kanunsuz hareket, o ilin ahalisinin tamamına, devlet otoritesine, hükümete karşı yapılmış sayılır. Valiye yapılan bu hareketi; en ince tabirle bu nezaketsizliği, bu kabalığı yapanların neye güvendiklerini, hangi akla göre hareket ettiklerini, kendilerini nereye ve neye göre konumlandırdıklarını doğrusu anlamış değilim ve çok da merak ediyorum.
Ordumuz bizim gözbebeğimizdir.
Ordu, bu Milletin özüdür. Ordumuza canımız feda, ancak bu millet ve bu devlet ordumuzun içinden çıkan hainlerden çok çekti.
Daha 6 yıl önce,15 Temmuz 2016’da alçakların yaptıkları ve meydana getirdikleri derin travma hafızalarımızdaki tazeliğini hala koruyor. 15 Temmuzda yaşadığımız olaylar, verdiğmiz şehitler, binlerce gazimiz, hainlerin yaptığı tahribat ve milletçe yaşadığımız travmalar hala taptaze ve canlıyken; rütbeli bazı askerlerin bu şekilde davranması ister istemez milletçe farklı düşünmemize neden oluyor.
Bu ülkede askerlerin, yani ordunun devlet otoritesine ve yönetim hiyerarşisine bağlı olarak çalışması şarttır. Aksi takdirde hangi görüş, düşünce, inanç ve ideolojide olurlarsa olsunlar bunların başka yerlerden emir ve talimat aldıklarını, köklerinin dışarıda olduğunu düşünmeye hakkımız vardır.
Umuyor ve inanıyorum ki, ordumuzun içindeki bazı kendini bilmezlerin, Yeni Türkiye’nin bir kaç eski kafalısının yaptığı bu hareketi silahlı kuvvetlerimizin üst komuta kademesi ve Milli Savunma Bakanlığı’mız görmezden gelmeyecek ve gereğini yapacaktır.
Silah kuvvetlerimizin hiç bir personelinin de bir daha böyle başına buyruk davranmamasını, milletin iradesine, demokrasiye, anayasaya ve kanunlara bağlı olarak çalışmasını milletçe hepimiz bekliyor ve diliyoruz.
Kalın sağlıcakla…
Etiketler: