Leyla ALTINTAŞ / Uzm. Fizyoterapist / Fiziksel Sağlık
YAŞLILARDA EV KAZALARINI ÖNLEMEK: GÜVENLİ BİR YAŞAM ALANI MÜMKÜN
Yaşlanmak hayatın doğal ve kaçınılmaz bir sürecidir. Ancak ilerleyen yaşla birlikte vücutta meydana gelen fiziksel ve duyusal değişimler, günlük yaşamda fark edilmeyen bazı riskleri de beraberinde getirir. Ev ortamı çoğu zaman güvenli bir alan olarak düşünülse de, yaşlı bireyler için ciddi tehlikeler barındırabilir. Ev kazaları, özellikle de düşmeler, yaşlılarda yaralanmaların ve bağımsızlık kaybının en önemli nedenleri arasında yer alır. Oysa bu kazaların büyük bir kısmı, farkındalık ve basit düzenlemelerle büyük ölçüde önlenebilir.
Yaşlı bireylerde düşmelerin artmasının temel nedenleri arasında denge kaybı, kas gücünde azalma, eklem hareket açıklığında kısıtlanma, reflekslerin yavaşlaması ve görme problemleri bulunur. Bunun yanı sıra, kronik hastalıklar ve çoklu ilaç kullanımı da düşme riskini artıran önemli etkenlerdir. Küçük bir sendeleme bile, ileri yaşta ciddi yaralanmalara yol açabilir. Özellikle kalça ve el bileği kırıkları, uzun süreli hareketsizlik, hastanede yatış ve sonrasında günlük yaşam aktivitelerinde bağımlılık gibi sonuçlar doğurabilir.
Düşme sonrasında ortaya çıkan psikolojik etkiler de en az fiziksel yaralanmalar kadar önemlidir. Bir kez düşen yaşlı bireyde “tekrar düşer miyim?” kaygısı gelişebilir. Bu korku, hareketten kaçınmaya neden olur. Hareket azaldıkça kas gücü ve denge daha da zayıflar ve düşme riski artar. Böylece kişinin sosyal yaşamdan uzaklaştığı, özgüvenini kaybettiği bir süreç başlayabilir.
Ev içindeki risk faktörleri incelendiğinde, ilk sırada kaygan ve düzensiz zeminler yer alır. Salon ya da koridorlarda bulunan küçük halılar, kenarları kıvrılmış paspaslar ve zeminde duran kablolar ciddi bir takılma riski oluşturur. Bu nedenle halıların sabitlenmesi, mümkünse kaldırılması ve evin genel düzeninin sadeleştirilmesi önemlidir. Sık kullanılan eşyaların kolay ulaşılabilir yerlerde olması, ani uzanma ve eğilme hareketlerini azaltır.
Banyo ve tuvaletler ev kazalarının en sık yaşandığı alanlardır. Islak zeminler, dar alanlar ve ani hareket gereksinimi bu bölümleri daha riskli hale getirir. Duvara monte tutunma barları, kaymaz paspaslar, klozet yükselticileri ve duş tabureleri güvenliği belirgin şekilde artırır. Ayrıca banyo kapılarının dışa doğru açılması veya acil durumda kolay müdahale edilebilecek şekilde düzenlenmesi de göz önünde bulundurulmalıdır.
Aydınlatma, çoğu zaman önemsenmeyen ancak düşme riskini doğrudan etkileyen bir diğer faktördür. Yaş ilerledikçe görme keskinliği ve kontrast algısı azalır. Özellikle gece saatlerinde koridorlar, yatak odası ve tuvalet yolu yeterince aydınlatılmalıdır. Gece lambaları ve hareket sensörlü ışıklar, güvenli hareketi destekleyen pratik çözümler sunar.
Çevresel düzenlemelerin yanı sıra, fiziksel kapasitenin korunması da büyük önem taşır. Düzenli fiziksel aktivite; kas gücünü, dengeyi, koordinasyonu ve esnekliği destekler. Günlük yaşamda kullanılan hareketleri içeren basit egzersizler, yaşlı bireyin kendine olan güvenini artırır ve bağımsızlığını korumasına yardımcı olur. Ayrıca uygun tabanlı, kaymaz ayakkabı kullanımı da düşme riskini azaltan önemli bir detaydır.
Kullanılan ilaçlar da ev kazaları açısından mutlaka değerlendirilmelidir. Bazı ilaçlar baş dönmesi, sersemlik, uyku hali veya ani tansiyon düşüklüğüne neden olabilir. Bu tür belirtiler göz ardı edilmemeli, gerekli durumlarda ilgili sağlık profesyonellerine danışılmalıdır.
Sonuç olarak ev kazalarını önlemek, yaşlı bireyin yaşam alanını kısıtlamak değil; aksine onun güvenli, bağımsız ve kaliteli bir yaşam sürmesini desteklemek anlamına gelir. Alınacak küçük önlemler, büyük kazaların önüne geçebilir. Güvenli bir ev ortamı, aktif, sağlıklı ve huzurlu bir yaşlılığın en önemli yapı taşlarından biridir.