AKREBİ dahi yelkovana düşman eden adamlar zamanın da bereketini bozdu. Artık günler eskisinden daha kısa, zamansa hızla akıyor ve karanlıkta daha çok vakit geçiriyoruz. Hayatın her alanına sirayet etmiş kirin pasın içinde temiz kalıp evlerimize sağsalim dönme gayretlerimiz artık destansı hikayeler barındırıyor.
İçten bir kopuş yaşıyoruz. Ağzından Allah elinden kitap düşmeyen adamlar tarihin bu çağında yedikleri her herzeyi ikna edici cümlelere dönüştürebiliyor zorlanmadan. İkna edilmeye teşne o kadar çok insanla aynı gemideyiz ve ne garip ki kimse gemi batmaya başlarsa filikaların yetersiz kalacağını göremiyor.
Tıpkı bugünlerde orman yangınlarına müdahale araçlarımızın yetmediği gibi.
Hem de herşey gözlerinin önünde cereyan ederken.
Ay tutuldu gördük, güneş tutuldu gördük, bu yaşımıza kadar herşeyi gördük te böyle bir akıl tutulmasına şahit olacağımız günleri görmek hayal edilecek gibi değil. Gırtlağına kadar pisliğe, dilinin ucuna kadar yalana, meteliğin zırnığına kadar harama bulaşmış olanlar ayıplanmıyor, sorgulanmıyor. Yeter ki dağıttığıkları pilavda et, helvada fıstık olsun. Bekleyin ki afiyet olsun.
Olmaz. Olmayacak.
Yapanın yaptığının yanına kar kaldığı, altının bile pas tuttuğu böyle zalim bir düzende sağlıktan, selametten değil ancak beladan musibetten pay düşer aslında her kaşığa. Acı olan; tabağa her kaşık çaldıklarında öksüzün yetimin hakkını, kendi çocuklarının geleceğini de kaşıkladığını umursamayan bu silik, bu bencil güruh buradan şahsiyet devşirmeye de çalışıyor. Oysa düşünemiyorlar ki bu benciliğin bizzat kendisi şahsiyet fukaralığıdır. Kendilerine söylenen her şeye kanan, her yalana inanan, sorgulamayan, soru sormayan, zulme karşı duracağına onun yanında elpençe divan duran bu cenahın doğal olarak düşünemediği başka bir husus ise diğer cenahı da cehennemin dibine boylu boyunca serecek olması.
Hergün memlekette bir fitne ateşi yakılıyor. Hergün bir ateşin üzerinden atlamamız gerekiyor. Ayaklarımızı geçtim artık beyinlerimiz yanıyor. Koca koca yalanlara inanmamız, bini bir paraya düşmüş her türlü rezalete skandala sessiz kalmamız bekleniyor. Kalbinde zerre sevgi, katre samimiyet olmayan adamlar toplumun karşısısna çıkıp üzerimize sözde memleket tutkusu zerk ediyor. Hacı yağıyla tütsüledikleri ya da ilaçladıkları herkesin saltanat kayıklarına kürekçi olmaya hevesli olduklarını düşünüyorlar. Milletin kıyılarından uzaklaşıyorlar. Saraylarda, müştemilatlarında,hayat ya da selamlık kapılarında saltanat kayığından arta kalan zamanlarını milletten habersiz ve dertlerinden uzak yaşıyorlar.
Biz ise yanıyoruz.
Evimiz, barkımız, ocağımız, ormanlarımız, ciğerlerimiz yanıyor.
Cenneti olmayan günler yaşıyoruz.
İçten bir kopuş yaşıyoruz. Ağzından Allah elinden kitap düşmeyen adamlar tarihin bu çağında yedikleri her herzeyi ikna edici cümlelere dönüştürebiliyor zorlanmadan. İkna edilmeye teşne o kadar çok insanla aynı gemideyiz ve ne garip ki kimse gemi batmaya başlarsa filikaların yetersiz kalacağını göremiyor.
Tıpkı bugünlerde orman yangınlarına müdahale araçlarımızın yetmediği gibi.
Hem de herşey gözlerinin önünde cereyan ederken.
Ay tutuldu gördük, güneş tutuldu gördük, bu yaşımıza kadar herşeyi gördük te böyle bir akıl tutulmasına şahit olacağımız günleri görmek hayal edilecek gibi değil. Gırtlağına kadar pisliğe, dilinin ucuna kadar yalana, meteliğin zırnığına kadar harama bulaşmış olanlar ayıplanmıyor, sorgulanmıyor. Yeter ki dağıttığıkları pilavda et, helvada fıstık olsun. Bekleyin ki afiyet olsun.
Olmaz. Olmayacak.
Yapanın yaptığının yanına kar kaldığı, altının bile pas tuttuğu böyle zalim bir düzende sağlıktan, selametten değil ancak beladan musibetten pay düşer aslında her kaşığa. Acı olan; tabağa her kaşık çaldıklarında öksüzün yetimin hakkını, kendi çocuklarının geleceğini de kaşıkladığını umursamayan bu silik, bu bencil güruh buradan şahsiyet devşirmeye de çalışıyor. Oysa düşünemiyorlar ki bu benciliğin bizzat kendisi şahsiyet fukaralığıdır. Kendilerine söylenen her şeye kanan, her yalana inanan, sorgulamayan, soru sormayan, zulme karşı duracağına onun yanında elpençe divan duran bu cenahın doğal olarak düşünemediği başka bir husus ise diğer cenahı da cehennemin dibine boylu boyunca serecek olması.
Hergün memlekette bir fitne ateşi yakılıyor. Hergün bir ateşin üzerinden atlamamız gerekiyor. Ayaklarımızı geçtim artık beyinlerimiz yanıyor. Koca koca yalanlara inanmamız, bini bir paraya düşmüş her türlü rezalete skandala sessiz kalmamız bekleniyor. Kalbinde zerre sevgi, katre samimiyet olmayan adamlar toplumun karşısısna çıkıp üzerimize sözde memleket tutkusu zerk ediyor. Hacı yağıyla tütsüledikleri ya da ilaçladıkları herkesin saltanat kayıklarına kürekçi olmaya hevesli olduklarını düşünüyorlar. Milletin kıyılarından uzaklaşıyorlar. Saraylarda, müştemilatlarında,hayat ya da selamlık kapılarında saltanat kayığından arta kalan zamanlarını milletten habersiz ve dertlerinden uzak yaşıyorlar.
Biz ise yanıyoruz.
Evimiz, barkımız, ocağımız, ormanlarımız, ciğerlerimiz yanıyor.
Cenneti olmayan günler yaşıyoruz.
Etiketler: