Önümüzdeki ay, E. İmamoğlu’nun başkanlık koltuğuna oturuşunun 3. senesi... Fakat maalesef kendisinin henüz dişe dokunur bir icraatını göremedik. İmamoğlu halen, seçime gittiği günlerde gençlerle inşa ettiği içi kof, altı boş yaldızlı sözlere dayalı bayat dinamikten medet umuyor. Ağzından çıkan her laf, yaptığı her şey sineye çekilir; kabul görür diye düşünüyor- kaldı ki bu iddianın müsebbibi kendisi değildir. Çünkü “Yeter ki Erdoğan gitsin” zihniyeti tam da böyle şakşakçılardan müteşekkildir. İmamoğlu için ilk domino taşı, seçimlerden sonra muhalefetin Erdoğan’a rakip çıkaracağı isim olduğunun farkına varması oldu. Bu, bir kelebek etkisiyle beyefendiye asli görevini unutturdu, onu şehri için değil alkışlar için yaşayan bir politikacıya çevirdi. Belediyede hizmet yok, borç çok; ama İmamoğlu siyasi polemiklerde kaybolmuş halde.
Geçtiğimiz günlerde bir Karadeniz gezisine (?) çıkıp yanına gazetecileri de aldı. Tıpkı Erdoğan’ın seyahatlerinde, uçakta verdiklerine benzer bir pozu o da otobüste verdi. Gazetecilerden biri de Nagehan Alçı! Fotoğraf, Erdoğan’dan nefret etme politikası izleyen muhalefetin ve aynı mantalitenin ortağı (ve kurbanı) olan vatandaşların büyük tepkisini çekti. Alçı’nın yüzünü görünce şeytan görmüşe dönen; başta denize düştüğünü sanıp İmamoğlu’na sarılmış olan muhalif kanat resmen köpürdü. Bildiğiniz üzere aynı güruh, düşünce özgürlüğü ve çeşitliliği hakkında tiratlar atmaya bayılır. Bu bakımdan, gelen tepkiler bir bakıma gülünç olmuştur. Nitekim, “asla taviz vermedikleri” fikirlerle bizzat kendileri çelişen insanlar kadar komik bir yığın olamaz. İmamoğlu ise malum megalomani tufanında debelendiğinden olsa gerek, söylenenleri çok da ciddiye almadı. Amacının merkez medyaya ulaşmak olduğunu, yurt içinde yapacağı ilk gezide Abdülkadir Selvi’yi de çağıracağını ifade etti. Bu ise, elbette, taraftarlarını daha da çıldırttı. Tabii İmamoğlu artan tepkilere daha fazla sessiz kalamadı ve “Vız gelir, tırıs gider. Hiç umurumda değil.” gibi, inatçı bir çocuk edasıyla “bana ne be”ci bir cevap verdi. Hemen ertesi gün ise kendisine dönen oklar karşısında tekrar çıkıp şartlı bir özür diledi. “Bir fotoğrafla linç edilen, yok sayılan, tabiri caizse kaptanlığını yaptığım gemiden indirilen, ‘Oy vermem’ denilen bir kişi durumuna düşürülürse insanın kalbi kırılıyor, canı yanıyor, birkaç cümle de yanlış laf kurabiliyorum. O yanlış kurduğum laflar için özür diliyorum, altını çizeyim” dedi.
Muhalefette biraz öne çıkan herkes için son moda, Erdoğancılık oynamak... Hatırlarsanız Muharrem İnce, CHP başkanlığı yarışında Kılıçdaroğlu’na karşı konuşmasında Erdoğan’ı taklit etmiş, sonra da dinleyenlere “Nasıl, onun gibi oldu mu?” deyip gülmüştü. Sahneye Erdoğan’ın rakibi olarak çıktığında da ironik şekilde onun üslubunu kopyalamaktan çekinmemişti . Tavrı ve yaptıklarıyla onu taklit etmeye çalışarak asgari de olsa rant peşine düşenler kervanı ve şu anki liderleri İmamoğlu; Erdoğan ve partisinin özellikle post-pandemik dönemde yaptığı hatalı hamleleri bile gölgede bırakmaktadır. AK Parti’nin gerçekte markalaşmasına sebep olmuş olan da cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bu sosyal düzendir. Aynı şekilde; peşinden gelen milyonluk kitleler, Erdoğan hükümetinin son süreçte hizmet esaslı şiarının çatırdamasını bu reformlar sayesinde tolere etmektedir. İşte İmamoğlu’nun şimdi kaptanlığını yaptığı gemi, dümeni ve dümencileriyle birlikte ortadadır. Ekrem Bey, Erdoğan’ı taklit etme yolunda daha epey çalışmak zorunda belki ama belediyenin haline bakınca önce biraz şehri için endişelense iyi olacak.
Asansörü çalışmayan metrobüsler, bakımsız ve güvenliksiz otobüsler, yetmezmiş gibi günden güne bir de bu toplu ulaşımın pahalılaşması... Bir haftalık kar yağışında kilitlenen şehri çöl bedevisi şaşkınlığı içinde izleyen İBB’nin karnesi zayıflarla dolu. İnce, icraatsızlığın ve ciddiyetsizliğin kurbanı olmuştu. İmamoğlu icraatta İnce’yi takip ediyor, olgunlukta zaten sınıfta kaldı, öğrenme hızındaki durumunu da zaman gösterecek. Ama karşısına çıkarılan adaylara bakınca Erdoğan’ın ne düşündüğünü bilmek için zamana ihtiyacımız yok; “Vız gelir, tırıs gider.”
Geçtiğimiz günlerde bir Karadeniz gezisine (?) çıkıp yanına gazetecileri de aldı. Tıpkı Erdoğan’ın seyahatlerinde, uçakta verdiklerine benzer bir pozu o da otobüste verdi. Gazetecilerden biri de Nagehan Alçı! Fotoğraf, Erdoğan’dan nefret etme politikası izleyen muhalefetin ve aynı mantalitenin ortağı (ve kurbanı) olan vatandaşların büyük tepkisini çekti. Alçı’nın yüzünü görünce şeytan görmüşe dönen; başta denize düştüğünü sanıp İmamoğlu’na sarılmış olan muhalif kanat resmen köpürdü. Bildiğiniz üzere aynı güruh, düşünce özgürlüğü ve çeşitliliği hakkında tiratlar atmaya bayılır. Bu bakımdan, gelen tepkiler bir bakıma gülünç olmuştur. Nitekim, “asla taviz vermedikleri” fikirlerle bizzat kendileri çelişen insanlar kadar komik bir yığın olamaz. İmamoğlu ise malum megalomani tufanında debelendiğinden olsa gerek, söylenenleri çok da ciddiye almadı. Amacının merkez medyaya ulaşmak olduğunu, yurt içinde yapacağı ilk gezide Abdülkadir Selvi’yi de çağıracağını ifade etti. Bu ise, elbette, taraftarlarını daha da çıldırttı. Tabii İmamoğlu artan tepkilere daha fazla sessiz kalamadı ve “Vız gelir, tırıs gider. Hiç umurumda değil.” gibi, inatçı bir çocuk edasıyla “bana ne be”ci bir cevap verdi. Hemen ertesi gün ise kendisine dönen oklar karşısında tekrar çıkıp şartlı bir özür diledi. “Bir fotoğrafla linç edilen, yok sayılan, tabiri caizse kaptanlığını yaptığım gemiden indirilen, ‘Oy vermem’ denilen bir kişi durumuna düşürülürse insanın kalbi kırılıyor, canı yanıyor, birkaç cümle de yanlış laf kurabiliyorum. O yanlış kurduğum laflar için özür diliyorum, altını çizeyim” dedi.
Muhalefette biraz öne çıkan herkes için son moda, Erdoğancılık oynamak... Hatırlarsanız Muharrem İnce, CHP başkanlığı yarışında Kılıçdaroğlu’na karşı konuşmasında Erdoğan’ı taklit etmiş, sonra da dinleyenlere “Nasıl, onun gibi oldu mu?” deyip gülmüştü. Sahneye Erdoğan’ın rakibi olarak çıktığında da ironik şekilde onun üslubunu kopyalamaktan çekinmemişti . Tavrı ve yaptıklarıyla onu taklit etmeye çalışarak asgari de olsa rant peşine düşenler kervanı ve şu anki liderleri İmamoğlu; Erdoğan ve partisinin özellikle post-pandemik dönemde yaptığı hatalı hamleleri bile gölgede bırakmaktadır. AK Parti’nin gerçekte markalaşmasına sebep olmuş olan da cumhuriyet tarihinde benzeri görülmemiş bu sosyal düzendir. Aynı şekilde; peşinden gelen milyonluk kitleler, Erdoğan hükümetinin son süreçte hizmet esaslı şiarının çatırdamasını bu reformlar sayesinde tolere etmektedir. İşte İmamoğlu’nun şimdi kaptanlığını yaptığı gemi, dümeni ve dümencileriyle birlikte ortadadır. Ekrem Bey, Erdoğan’ı taklit etme yolunda daha epey çalışmak zorunda belki ama belediyenin haline bakınca önce biraz şehri için endişelense iyi olacak.
Asansörü çalışmayan metrobüsler, bakımsız ve güvenliksiz otobüsler, yetmezmiş gibi günden güne bir de bu toplu ulaşımın pahalılaşması... Bir haftalık kar yağışında kilitlenen şehri çöl bedevisi şaşkınlığı içinde izleyen İBB’nin karnesi zayıflarla dolu. İnce, icraatsızlığın ve ciddiyetsizliğin kurbanı olmuştu. İmamoğlu icraatta İnce’yi takip ediyor, olgunlukta zaten sınıfta kaldı, öğrenme hızındaki durumunu da zaman gösterecek. Ama karşısına çıkarılan adaylara bakınca Erdoğan’ın ne düşündüğünü bilmek için zamana ihtiyacımız yok; “Vız gelir, tırıs gider.”
Etiketler: