Türkiye Yüzyılı: Yerelden Küresele Güç Dengesidir
Erkan Macit
Evet dostlar, nerede kalmıştık? Uzun bir dönemden sonra, 2009 yılında başlamış olduğum gazetecilik ve köşe yazarlığı hususunda bana gelen yoğun ricalar ve istekler üzerine yazmaya başlıyorum. Kalemimi ve kişiliğimi bilen bilir. Ve artık efsane geri döndü. Bayrampaşa'da yetişmiş, büyümüş, havasını ve suyunu içmiş bir kardeşiniz olarak ben de bundan sonra ilçem için ve yerelden küresele stratejik analiz yazılarımla sizlerle pek çok konuya değineceğiz.
Öncelikle gazetecilik, köşe yazarlığı ve yazarlık mevzusu çok ince ve hassas bir çizgidir. Adaletli bir kaleme, stratejik bir düşünce yapısına ve her şeyden önce iyi analiz etmeye dayanan bir durumdur. Kalemi eline alan onu silah gibi kullanırsa, işte orada sorun çıkar. Taşlar yerine oturmaz ve sürekli kaos olur. Neyse, konumuz bu değil tabii ki; devam edelim…
Türkiye, yerelden küresele doğru adımlarla ilerliyor. Bunun en güzel hamlesi ve stratejik duruşunu savunma sanayii ile gösteriyor. Türkiye'nin ilk kıtalararası balistik füzesinin burun kısmına M. K. Atatürk imzasını atmak; işte gerçek Atatürkçülük budur. Siyasi argüman olarak kullanmak, resmini duvara asmak, imzasını kolumuza yazmak, Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet'in değerlerini yok sayıp İnönü zihniyetini Atatürkçülükmüş gibi pazarlamak değilmiş Atatürkçülük… Atatürk büyük bir devlet adamıdır. Onun büyüklüğü derin yapısından gelir. İşte bu derinliği herkes bilemez.
Şimdi, Türkiye yerelden küresele Türkiye Yüzyılı'nı inşa ederken elbette arada eksik kalan projeler ve görülemeyen hatalar, bir takım yanlışlıklar da olabilir. Bunlara eyvallah. Ancak doğruya doğru diyeceğiz, yanlışa yanlış diyeceğiz. Bir dönem kendi silahını üretmekte zorlanan, en basit savunma ihtiyaçlarında bile dışarıya bağımlı hâle getirilen ülkemiz; bugün insansız hava araçlarından savaş gemilerine, balistik füze sistemlerinden millî savaş uçağı projelerine kadar pek çok kategoride dünyanın dikkatini çeken bir yükseliş sergiliyor. Bu da şunu gösteriyor: Savunma sanayiinde atılan her doğru ve stratejik adım, Türkiye'nin gelecek nesillerine güvenli bir yarın bırakmak demektir.
Ama gelin görün ki Türkiye'de artık siyaset, iktidarın başarıları üzerinden değil muhalefetin dağınıklığı üzerinden tartışılıyor. Televizyonlarda her akşam kocaman başlıklarla muhalefetin ya da CHP'li belediyelerin yolsuzlukları üzerinden gündem oluşturuluyor. Parti içinde bitmeyen hizip savaşları… Birbiri ardına gelen istifalar… Ve bütün bunların ortasında otorite kuramayan bir genel merkez görüntüsü… Bu tabii ki insanların canını sıkıyor. Sürekli kaos ve başa geçme kavgası; ana muhalefet partisi içindeki sorunlar, onu gerçek bir muhalefet partisi görüntüsünden açık ara uzaklaştırıyor.
Atatürk döneminde bile güçlü bir liderlik vardı; ancak İnönü döneminde bu yapının bozulduğu, daha katı bir hâle getirildiği yazıldı çizildi. Basın ve medya üzerindeki baskılar arttı, muhalif seslere alan daraltıldı. CHP devletle tamamen iç içe geçti, devlet kendisiymiş gibi davrandı ve bunu çok abarttı. Farklı siyasi düşünceler uzun süre baskılandı. Eleştirmenlere ve dönemin aydınlarına göre bu durum, Cumhuriyet'in "halk egemenliği" ruhuna zarar verdi. Atatürk'ün bazı önemli kadroları resmen tasfiye edildi; Atatürk'ün kurduğu derin yapının içeriğine ulaşılmaya bile çalışıldı. İnönü'nün, Atatürk'e yakın bazı isimleri sistem dışına ittiği sık sık dile getirildi. İşte bugüne kadar gelinen noktada durum ortadadır. Masonik yapıları saymıyorum bile…
İşte değerli dostlar, yazılarımla bundan sonra yerelden başlayarak küresele değineceğiz. Çünkü Türkiye Yüzyılı, yerelden küresele bir güç dengesidir. Bununla birlikte yerelde ilçemize de değineceğiz. Bayrampaşa'mızın sorunları varsa bunları dile getireceğiz. Yerelde neler oluyor? Küresele doğru odaklanıp analizlerimizi ona göre yapacağız. Bayrampaşa Belediyesi'ne yönelik soruşturmanın ilerleyen süreci nasıl etkileyeceği, neler olduğu, ilerleyen günlerde yeni ifadeler ya da ek gözaltılar olup olmayacağı; soruşturmaların siyasi sonuçlar doğurabileceği durumların Bayrampaşa halkını, insanlarını ve esnafını nasıl etkilediği… Bunları hep kaleme alacağız.