RUSYA ve Ukrayna gerilimi 2021 senesinin başından beri sık sık gündeme gelen bir uluslararası ilişkiler meselesidir. Amerika’da Demokrat Partili Joe Biden’ın Rusya karşıtı politikalarıyla bu sorun daha da ateşlenmiştir. Ancak Rusya ve Ukrayna gerilimi yeni olmamakla beraber bu meselenin kökeni 2004 yılında ki Turuncu Devrimlere dayanıyor. Kısacası bu süreçte Batı ile Rusya Ukrayna üzerinde desteklediği adayları vasıtasıyla iktidarı ele geçirmeye çalıştılar. Rusya’nın adayının kazanmasına müteakiben Avrupa’nın seçimlerde hile var söylemi ve takip eden sokak olayları ciddi bir yol ayrımıydı.
Peki Avrupa’yı ve Rusya’yı Ukrayna için mücadele etmeye iten stratejik sebepler nedir?
Ukrayna her zaman Rusya ve Avrupa arasında bir köprü görevi görmüştür. Bugünde Ukrayna’nın jeopolitik konumu tarafları daha fazla güç arayışına itiyor. Bu doğrultuda, kıta Avrupasını daha ileri cephelerde korumak isteyen NATO, Rusya’yı Avrupa topraklarına varmadan önce kendi bölgesine hapsediyor ve Donbass gibi ihtilaflı bölgelerde söylemsel olarak Ukrayna’yı destekliyor. NATO aynı esnada Rusya sınırında Polonya ve Baltık ülkelerinde daha fazla yığınak yapıyor. Bu mücadele yer yer Ukrayna bölgesini bile aşarak farklı coğrafyalarda kendini gösterebiliyor. Örneğin Amerika’nın Batı Trakya’nın Dedeağaç bölgesinde üsler kurup Karadeniz’de Rusya’yı rahatsız etmesi NATO’nun Rusya politikasında ihtiyatlı olduğunu gösteriyor.
Peki Rusya’nın buna cevabı ne yönde?
Elbette Rusya olaya realist bir perspektiften yaklaşarak olası bir savaşta NATO genişlemesinin kendileri için savunma anlamında dezavantajlar yaratacağını ifade ediyor. Öyle ki Rusya başkanı Vladimir Putin bir demecinde “Romanya ve Polonya’dan fırlatılacak NATO füzelerinin Rusyaya ulaşması 15 dakika sürer. Ancak Ukrayna’nın NATO üyesi olmasıyla beraber bu süre 7 dakikaya inecektir” açıklaması Rusya’nın Ukrayna meselesinde taviz vermeyeceğini gösteriyor. Öbür taraftan toprakları işgale uğrayan Ukrayna’nın kendi haklı toprak iddalarından feragat etmeyecek olması durumu daha da kangrenleştiriyor. Rusya’nın bir başka muhtemel korkusu ise NATO şemsiyesinin kendi nüfuz alanında zamanla yayılması tehlikesi. Rusya Ukrayna’nın NATO üyeliğine geçit verirse Gürcistan gibi eski bir Sovyet ülkesinin bundan cesaretlenerek Ukrayna ile aynı adımları takip edebileceğini hesaba katıyor. Bu itaatsizlik hali Rusya’nın zayıf düştüğü bir senaryoda daha da yaygınlaşması işten bile değildir. İddialara göre geçtiğimiz günlerde Ukrayna sınırında 175.000 Rus askeri konuşlandı.
Hatırlamak gerekir ki senenin başında yine bunu benzer bir durum meydana gelmişti. Bu gelişmeler ışığında Amerikan Başkanı Joe Biden ve Vladimir Putin görüntülü arama ile görüşme gerçekleştirdi. Biden Putin’e Ukrayna ile savaşa girmesi halinde ağır ekonomik yaptırımlar yapmaktan çekinmeyeceğini söyledi. İddia o ki Biden Rusya’nın Swift Sistemin’den (Uluslar arası Para Transferi Sistemi) çıkarılabileceğini söyledi. Rusya doğalgaz sattığı ve ticaret yaptığı ülkelerden ödemelerini bu sistem üzerinden almaktadır. Bundan sebep Rusyanın Swift sisteminden çıkarılması kendisi adına ekonomik felç ile aynı anlamı taşımaktadır. Mevcut durumda Ukraynayı bir satranç tahtası olarak düşünebiliriz. Taraflar adımlarını dikkat edip öbürlerinin yumuşak karnını arıyorlar. Savaş ihtimali şimdilik düşük görünüyor. Avrupa Rusya’yı ekonomik ve kurumsal olarak çevreleme stratejisini uygularken Rusya’da kırmızı çizgilerini her fırsatta yineliyor.
Peki Avrupa’yı ve Rusya’yı Ukrayna için mücadele etmeye iten stratejik sebepler nedir?
Ukrayna her zaman Rusya ve Avrupa arasında bir köprü görevi görmüştür. Bugünde Ukrayna’nın jeopolitik konumu tarafları daha fazla güç arayışına itiyor. Bu doğrultuda, kıta Avrupasını daha ileri cephelerde korumak isteyen NATO, Rusya’yı Avrupa topraklarına varmadan önce kendi bölgesine hapsediyor ve Donbass gibi ihtilaflı bölgelerde söylemsel olarak Ukrayna’yı destekliyor. NATO aynı esnada Rusya sınırında Polonya ve Baltık ülkelerinde daha fazla yığınak yapıyor. Bu mücadele yer yer Ukrayna bölgesini bile aşarak farklı coğrafyalarda kendini gösterebiliyor. Örneğin Amerika’nın Batı Trakya’nın Dedeağaç bölgesinde üsler kurup Karadeniz’de Rusya’yı rahatsız etmesi NATO’nun Rusya politikasında ihtiyatlı olduğunu gösteriyor.
Peki Rusya’nın buna cevabı ne yönde?
Elbette Rusya olaya realist bir perspektiften yaklaşarak olası bir savaşta NATO genişlemesinin kendileri için savunma anlamında dezavantajlar yaratacağını ifade ediyor. Öyle ki Rusya başkanı Vladimir Putin bir demecinde “Romanya ve Polonya’dan fırlatılacak NATO füzelerinin Rusyaya ulaşması 15 dakika sürer. Ancak Ukrayna’nın NATO üyesi olmasıyla beraber bu süre 7 dakikaya inecektir” açıklaması Rusya’nın Ukrayna meselesinde taviz vermeyeceğini gösteriyor. Öbür taraftan toprakları işgale uğrayan Ukrayna’nın kendi haklı toprak iddalarından feragat etmeyecek olması durumu daha da kangrenleştiriyor. Rusya’nın bir başka muhtemel korkusu ise NATO şemsiyesinin kendi nüfuz alanında zamanla yayılması tehlikesi. Rusya Ukrayna’nın NATO üyeliğine geçit verirse Gürcistan gibi eski bir Sovyet ülkesinin bundan cesaretlenerek Ukrayna ile aynı adımları takip edebileceğini hesaba katıyor. Bu itaatsizlik hali Rusya’nın zayıf düştüğü bir senaryoda daha da yaygınlaşması işten bile değildir. İddialara göre geçtiğimiz günlerde Ukrayna sınırında 175.000 Rus askeri konuşlandı.
Hatırlamak gerekir ki senenin başında yine bunu benzer bir durum meydana gelmişti. Bu gelişmeler ışığında Amerikan Başkanı Joe Biden ve Vladimir Putin görüntülü arama ile görüşme gerçekleştirdi. Biden Putin’e Ukrayna ile savaşa girmesi halinde ağır ekonomik yaptırımlar yapmaktan çekinmeyeceğini söyledi. İddia o ki Biden Rusya’nın Swift Sistemin’den (Uluslar arası Para Transferi Sistemi) çıkarılabileceğini söyledi. Rusya doğalgaz sattığı ve ticaret yaptığı ülkelerden ödemelerini bu sistem üzerinden almaktadır. Bundan sebep Rusyanın Swift sisteminden çıkarılması kendisi adına ekonomik felç ile aynı anlamı taşımaktadır. Mevcut durumda Ukraynayı bir satranç tahtası olarak düşünebiliriz. Taraflar adımlarını dikkat edip öbürlerinin yumuşak karnını arıyorlar. Savaş ihtimali şimdilik düşük görünüyor. Avrupa Rusya’yı ekonomik ve kurumsal olarak çevreleme stratejisini uygularken Rusya’da kırmızı çizgilerini her fırsatta yineliyor.
Etiketler: