Yıl 1912. Amerikan Başkanı Wilson. Osmanlı’yı paramparça eden ünlü Wilson İlkeleri’ne adını veren kişi… Türkiye sınırları içine bir Kürdistan ve bir Ermenistan haritaları çizen Amerikan Başkanı… Bakın ne diyor: “Amerikan kapitalizminin temel hedefi, zayıf ülkelerin hammaddelerini ve ulusal pazarlarını açık birer kapı olarak tutmaktır. Bunun için diplomasi ve gerekirse zor kullanılmalıdır…” Sevr anlaşmasından Büyük Ortadoğu Projesi’ne, Batı’nın Türkiye için planlarında bir değişiklik yok!… |
Hemen belirtelim, Sevr ile Türk milletinin, birkaç vilayetten oluşan ve Karadeniz’e kıyısı bulunan küçük bir devlette yaşaması öngörülüyordu. Anlaşma ile Ege ve Marmara Yunan gölü hâline getirilmek istenirken, 62, 63 ve 64. maddeler ise bağımsız bir Kürdistan için düzenlenmişti.
Yıllardır doğu bölgesinde yaşadığımız terörün kaynağı da bir bakıma asırlar öncesine dayanmaktadır.
Dünün devam olarak bugün de Büyük Ortadoğu Projesi adı altında büyük bir oyun oynanmaktadır.
ABD’nin 43. Başkanı George Bush hükümeti tarafından kamuoyuna duyurulan proje; kuzeyde Türkiye’nin Karadeniz kıyılarından güneydeYemen’e, batıda Fas’tan doğuda Pakistan’a kadar olan bölgeye sözüm ona demokrasi getirmek üzere planlanmıştır.
İlk olarak Irak işgal edildi, petrolün en fazla olduğu kuzey bölgesinde parlamentosuyla bayrağıyla bir Kürt devleti fiilen oluşturuldu. Hatta işgal sonrası Irak devleti cumhurbaşkanlığına da bir Kürt getirilmişti. Kuzey Afrika ülkelerinde ise estirilen bahar havası ile yönetimler el değiştirdi.Demokrasi ile seçilen ve istenmeyen liderler tekrar devrildi ve yerine batının kuklaları geldi.
Wilson’ın söylediği gibi Amerika, dünyadaki tüm hammadde ve ulusal pazarlara talipti ve bunun için her şey yapılabilirdi.
Irak’ın parçalanmasında etkisiz kalan Rusya, bugün Suriye için sahneye çıktı “Dünya Paylaşım Savaşları”nda yeni bir döneme girildi.
PKK ağabeylerinden aldığı talimatla ülkeyi kan gölüne çevirecek ve Türkiye, Ortadoğu’da figüran haline gelecekti. Ancak işler 7 Haziran’a kadar planlandığı gibi giderken, 1 Kasım seçimleriyle hesaplar şaştı.
Sonuç olarak, dünya petrol rezervlerinin yüzde 50’si ve doğalgaz rezervlerinin de yüzde 40’ını barındıran Ortadoğu, kaynakların giderek azalmasıyla birlikte daha da önem kazandı. Bugün petrol ihtiyacının yüzde 30’unu kendi rezervlerinden karşılayan ABD, yüzde 70’ini ise ithal etmektedir.
Bunun yanında Avrupa Birliği ülkeleri de petrol ve doğalgazda tamamen dışarıya bağımlı haldedir.
Çin, Hindistan, Brezilya ve benzeri ülkelerin büyüyen ekonomileri daha fazla kaynağa ihtiyaç duymaya başladı.
Bunu yanı sıra SSCB’nin dağılmasının ardından pasif kalan Rusya, Putin ile yeniden sahneye çıktı ve tüm bu gelişmeler Ortadoğu’yu barut fıçısına döndürdü.
Emin olduğum bir şey var ki; 3. Dünya Savaşı çıkarsa bu kesinlikle bize çok uzak olmayacak.