TOPLAM 12 yıldır kesintisiz, ve bundan evvel 1996-99 dönemlerindeki görevi ile birlikte 15 yıldır İsrail'in başbakanlığını yapan Benjamin Netenyahu için artık yolun sonu göründü.
Son 2 yılda İsrail'in içeride siyasal istikrar sorunuyla yüzleştiği bilinen bir gerçek. Öyle ki, bu süreçte İsrail siyasi rekorunu kırarak 4 defa ülke çapında seçime gitti. Nispi seçim sistemi ve düşük seçim barajı sebebiyle (3.25%) ülkede parti çeşitliliği oldukça fazla. Daha önce Ariel Sharon’un da liderliğini yaptığı “Likud” partisinin 30 % - 35 % bandında kemik bir siyonist seçmen kitlesi olmasına rağmen bu oran Likud’un 8 parçalı koalisyon rakibinin gerisinde.
Netenyahu karşıtı koalisyon farklı siyasi ve etnik yapılardan oluşuyor. Bunların içine “Yamina” ve “Yeş Atid” gibi muhafazakar unsurlarla beraber “Arap listesi” gibi sosyalist ve islamcı araplar da giriyor. İşin tuhafı koalisyon içinde “Labour”, “Meretz” ve “Birleşik Arap Listesi” gibi Netenyahu hükümetinin yasa dışı yerleşim politikalarını desteklemeyen yapılarla orta-uzun vadede daha fazla politika anlaşmazlığı ihtimalini bu kadar yüksek olmasına karşın, koalisyonun krizsiz ne kadar yürütülebileceği sorusu.
Şimdiye kadar Netenyahu vakit kazanmak adına büyük bir efor sarf etti. Knesset’in (İsrail Millet Meclisi) başkanın seçim sürecini baltaladığı ve Netenyahu’ya zaman kazandırdığı eleştiriler arasında. Hele bir de başkanın (Yariv Levin) “Likud” mensubu olduğu dikkate alındığında ihtimaller güçleniyor. Öbür taraftan, İsrail polisinin geçtiğimiz nisan ve mayıs aylarında müslümanlara karşı yaptığı provokasyonlar ve tutuklamalarla başlayan, yüzlerce müslümanın ölmesi ve Hamas roketlerinin İsrail'in çeşitli şehirlerini vurmasıyla sonuçlanan olaylar tam da Netenyahu'nun istediği kaostan beslenen zemini oluşturuyor. Hatırlatmak gerekirse Netenyahu daima Hamas meselesini öne sürerek kendisini vazgeçilmez kurtarıcı olarak gösteriyordu. Dolayısıyla genişlemeci ve saldırgan bir Siyon devletini devamlı kılmak kontrol edilebilir düşmanlar ile mücadeleden geçiyor. Üstelik bu mücadele sivillerin canına mal olsa bile!
Netenyahu'nun motivasyonunun sadece siyasi çıkar olduğunu düşünmek belki de yanıltıcı olacaktır. Çok gündemde olmamasına rağmen Netenyahu Altı-gün ve Yom Kippur savaşlarına katılmış muharip bir siyonisttir. Dahası kendisi gazi bir yüzbaşıdır. Ayrıca “Oslo Barış” görüşmelerine karşı uzlaşmaz tavrı kendisinden barışa yönelik bir şey beklenmeyeceğini kanıtlar nitelikteydi. Yine de Netenyahu'nun ayrılıyor olması İsrail için radikal bir dış politika değişikliğinin işaretçisi değil. Siyonistler başbakanlık koltuğunu doldurmaya devam edecek. Aynı zamanda, İsrail'in İran ve Suriye karşıtı duruşu devlet için artık sabitleşmekte olan bir tavır. Ancak Netenyahu hükümeti İsrail'i bölgesinde izole olmaktan kurtaracak bir normalleşme sürecini başlattı. Bu genel manasında Ürdün, B.A.E ve Suudi Arabistan gibi Arap devleterini içeriyor. Sempati alanını geliştirmek isteyen İsrail Amerikanın da yardımıyla Fas ve Sudana kadar uzanan bir normalleşme açılımını istikrarlı kılmak istiyor. Lakin Gazze ablukası, Kudüs'ün statüsü ve Batı Şeria'ya olabilecek olası bir saldırı bu politikayı kırılganlaştırıyor.
Son 2 yılda İsrail'in içeride siyasal istikrar sorunuyla yüzleştiği bilinen bir gerçek. Öyle ki, bu süreçte İsrail siyasi rekorunu kırarak 4 defa ülke çapında seçime gitti. Nispi seçim sistemi ve düşük seçim barajı sebebiyle (3.25%) ülkede parti çeşitliliği oldukça fazla. Daha önce Ariel Sharon’un da liderliğini yaptığı “Likud” partisinin 30 % - 35 % bandında kemik bir siyonist seçmen kitlesi olmasına rağmen bu oran Likud’un 8 parçalı koalisyon rakibinin gerisinde.
Netenyahu karşıtı koalisyon farklı siyasi ve etnik yapılardan oluşuyor. Bunların içine “Yamina” ve “Yeş Atid” gibi muhafazakar unsurlarla beraber “Arap listesi” gibi sosyalist ve islamcı araplar da giriyor. İşin tuhafı koalisyon içinde “Labour”, “Meretz” ve “Birleşik Arap Listesi” gibi Netenyahu hükümetinin yasa dışı yerleşim politikalarını desteklemeyen yapılarla orta-uzun vadede daha fazla politika anlaşmazlığı ihtimalini bu kadar yüksek olmasına karşın, koalisyonun krizsiz ne kadar yürütülebileceği sorusu.
Şimdiye kadar Netenyahu vakit kazanmak adına büyük bir efor sarf etti. Knesset’in (İsrail Millet Meclisi) başkanın seçim sürecini baltaladığı ve Netenyahu’ya zaman kazandırdığı eleştiriler arasında. Hele bir de başkanın (Yariv Levin) “Likud” mensubu olduğu dikkate alındığında ihtimaller güçleniyor. Öbür taraftan, İsrail polisinin geçtiğimiz nisan ve mayıs aylarında müslümanlara karşı yaptığı provokasyonlar ve tutuklamalarla başlayan, yüzlerce müslümanın ölmesi ve Hamas roketlerinin İsrail'in çeşitli şehirlerini vurmasıyla sonuçlanan olaylar tam da Netenyahu'nun istediği kaostan beslenen zemini oluşturuyor. Hatırlatmak gerekirse Netenyahu daima Hamas meselesini öne sürerek kendisini vazgeçilmez kurtarıcı olarak gösteriyordu. Dolayısıyla genişlemeci ve saldırgan bir Siyon devletini devamlı kılmak kontrol edilebilir düşmanlar ile mücadeleden geçiyor. Üstelik bu mücadele sivillerin canına mal olsa bile!
Netenyahu'nun motivasyonunun sadece siyasi çıkar olduğunu düşünmek belki de yanıltıcı olacaktır. Çok gündemde olmamasına rağmen Netenyahu Altı-gün ve Yom Kippur savaşlarına katılmış muharip bir siyonisttir. Dahası kendisi gazi bir yüzbaşıdır. Ayrıca “Oslo Barış” görüşmelerine karşı uzlaşmaz tavrı kendisinden barışa yönelik bir şey beklenmeyeceğini kanıtlar nitelikteydi. Yine de Netenyahu'nun ayrılıyor olması İsrail için radikal bir dış politika değişikliğinin işaretçisi değil. Siyonistler başbakanlık koltuğunu doldurmaya devam edecek. Aynı zamanda, İsrail'in İran ve Suriye karşıtı duruşu devlet için artık sabitleşmekte olan bir tavır. Ancak Netenyahu hükümeti İsrail'i bölgesinde izole olmaktan kurtaracak bir normalleşme sürecini başlattı. Bu genel manasında Ürdün, B.A.E ve Suudi Arabistan gibi Arap devleterini içeriyor. Sempati alanını geliştirmek isteyen İsrail Amerikanın da yardımıyla Fas ve Sudana kadar uzanan bir normalleşme açılımını istikrarlı kılmak istiyor. Lakin Gazze ablukası, Kudüs'ün statüsü ve Batı Şeria'ya olabilecek olası bir saldırı bu politikayı kırılganlaştırıyor.
Etiketler: