23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 15.03.2016

Lale ve Gül (1)

973 3 dk 0 yorum
Paylaş:
Lale ve Gül (1)

Lale ve Gül (1)

'Ya şevk içinde harab ol, ya aşk içinde gönül!
Ya Lale açmalıdır göğsümüzde yahut Gül'...

Büyük şair Yahya Kemal bir beyitte medeniyetimizin birçok unsurunu yazmış. Bizim medeniyetimiz:
“Su Medeniyeti”dir, “Gözyaşı Medeniyeti”dir, “Muhabbet Medeniyeti”dir, “Aşk Medeniyeti”dir, “Şevk Medeniyeti”dir, “Gül Medeniyeti”dir, “Lale Medeniyeti”dir; aynı zamanda; baştan sona bir semboller medeniyetidir. Çünkü bize göre; “hayat; yeşil, hareket; kırmızı, sabır; sarı  ve iman; beyaz”dır.

Sembollerle devam edelim.  Dedik ya medeniyetimiz semboller medeniyetidir diye… Bu semboller sadece İslâmı kabulden sonra ortaya çıkmamıştır. Öncesinde de vardır. Mesela Eski Türklerde Ok Allahın birliğini sembolize ederken; yay da O’na bağlılığın cihana yayılmasını  temsil eder. Keza tuğ, sancak, davul biz de farklı anlamları yüklenmiş sembollerdir.  Buna benzer birçok örnek vardır. Bugün burada kutlu doğum haftası nedeniyle açılan bir sergide iki sembol üzerinde durulmuştur. Bunlar; lale ve güldür. 

Gülden başlayalım.
Gül; bir çiçek olmanın çok ötesinde anlamlar taşır. Gül; sevgilidir. Gül; candır. Gül; en çok sevilendir. 
3 boğum ve 18 yapraktan oluşur. Birinci boğumda 5 yaprak vardır: İslâmın şartını temsil eder. İkinci boğumda 6 yaprak vardır: İmanın şartını temsil eder. Üçüncü boğumda 7 yaprak vardır: Fatiha suresinin yedi ayetini temsil eder. Toplam 18 yaprak; Fahr-i Kainat’ın yüzü suyu hürmetine yaratılmış olan on sekiz bin alemi temsil eder.  

Bizde, gül yüzlü güzel insanlara, Allah dostlarına çoğunlukla “Gül Baba” denir. Gül Baba isimli üç kişiden biri şu an Galatasaray Lisesi’nin bahçesinde, diğeri Macaristan Budapeşte’de, sonuncusu ise Ankara'da medfundur.  Gül bizim için, bunlardan ibaret değildir elbette. Gül bizim için, “seccadesi kumdan olana” duyduğumuz sevdanın adıdır. Nevres’in:
“Berki gülle andelib-i zarı tekfin ettiler/
Bir gülistan beytini kabrinde telkin ettiler” demesi bundandır. 

Gül bizde, kainatın yüzü suyu hürmetine yaratılmış olanı temsil eder. Bunu en güzel Yunus açıklar: “Sordum sarı çiçeğe/sizde güle ne denir/ çiçek derki derviş baba/ gül Muhammed teridir”

Evet; gül Hz Muhammed’in terinin damlasından yaratılmıştır. Gül Hz. Peygamberi temsil eder. 
Ümmi Sinan’ın: 
Seyrimde bir şehre vardım/Gördüm sarayı güldür gül/
Sultanımın tacı tahtı/Bağı divanı güldür gül…
Gül alırlar gül satarlar/Gülden terazi tutarlar/
Gülü gül ile tartarlar/Çarşı pazarı güldür gül…
Toprağı güldür, taşı gül/Kurusu güldür, yaşı gül/
Has bahçesinin içinde/Selvi çınarı güldür gül…
Gülden değirmen döndürür/Anın ile gül öğütür/
Akar arkı, döner çarkı/Bendi pınarı güldür gül...
Ak gül ile kırmızı gül/Çift yetişmiş bir bahçede/
Bakışırlar hâra karşı/Hârı, eshâr-ı güldür gül…
Gülden kurulmuş bir çadır/İçinde nimeti hazır/
Kapıcısı İlyas Hızır/Nârı şarâb-ı güldür gül…
Ummi Sinan gel vasfeyle/Gül ile Bülbül devrini/
Meğer şu garip bülbülün/Ahu figanı güldür gül…”  demesi bundandır.
Yazımıza devam edeceğiz…

Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.