KEŞKE futbol, eski masumiyetinde olsaydı…
Şartların zor; ama renklerin temiz, mazilerin temiz, kalplerin temiz olduğu yıllarda…
Biz kimin kaç euro aldığını bilmeseydik yine. Kaç milyarlık arabalara bindiklerini, bir röportaj için kaç dolar istediklerini.
“Bir şovdur… Bir oyundur… Bir gösteridir” dediğimiz değerlere sadık kalsaydık keşke.
İçindeki kurallara dokunmayıp, doğallığına bağlı kaldığımız kadar, dışındaki kurallara da bağlı kalsaydık keşke.
Keşke futbol sadece hatıralarda olduğu gibi; “Doğal”, “Çekişmeli”, “Ölmeye değil”, ama “Kıran kırana” ve “Mizahi” kalsaydı.
Evet mizahi… Maç içinde, soyunma odalarında, antrenmanlarda; o yüksek enerjinin içinde bile bize kalan güzel hatıralar…
Ben aklıma gelenleri not aldım da; gerçekten güzel yıllarından geçmişiz futbolun...
Keşke hep böyle kalsaydı;
…
O yıllar Beşiktaş muhabiriyim ve ilk röportajım PAF takımından A takımına çıkan Sergen’le…
Onun da A takımdaki ilk röportajı benimle.
“Uğurlu gelirim inşallah” diye iki delikanlı olarak muhabbet ediyoruz…
Sergen geriye doğru çekiliyor, “Bu hafta kadroya girersem kuponu da sana doldurtacağım” diyor.
…Ve o kupon Sergen’in oynadığı ilk hafta maçında yatıyor.
…
Bir maçta Recep kırmızı kart görüyor ve soyunma odasına gidiyor. Daha 5 dakika geçmeden arkasından Metin Tekin geliyor.
Recep soruyor: Sen niye atıldın?...
Metin anlatıyor: “Hakeme seni niye attığını sordum, bana küfretti” dedi.
Ben de ‘Hocam 30 bin kişi ediyor Recep etmiş çok mu’ deyince beni de attı...”
...
O yıllar Emre Belözoğlu Galatasaray’da... Bir Ankaragücü maçından sonra muhabir arkadaşlarımızdan biri, maç sonrası kendisine soruyor;
Muhabir: Emre bugün performansın iyi değildi ne diyeceksin?...
Emre: “O zaman haftaya yerime oynarsın derim...”
...
Ersan Martin’in fıkraların anayurdu Trabzon’da yaşadıkları da dillere destan olarak kaldı.
Otelde kaldığı ilk gecesinde, canı bir şeyler atıştırmak isteyince resepsiyonu arayıp, “Bana bir meyve tabağı hazırlar mısınız” diye sipariş vermiş.
Birkaç dakika sonra otel görevlisi, boş bir tabakla kapıda duruyormuş, “Meyve tabağı istemişsiniz, buyurun” diye...
...
Futbolu siyasete alet etmediğimiz, ama siyaseti futbola alet ettiğimiz hatıralar da yaşardık o yıllar...
Özel bir röportajda, muhabirin Daniel Amokachi’ye "Hükümet yetkililerinin futbolla ilgili olması konusunda ne düşünüyorsunuz" sorusuna, Nijeryalı futbolcu ironik bir cevap vermişti;
"-Çok normal, ikimiz de tribünlere oynuyoruz..."
...
Demek istediğim, o zamanlar kamplar ve maçlar, böyle eğlenceli geçerdi…
Şimdiki futbolcular odalarına çekiliyor, i-pod, lap-top ve akıllı telefonlarla vakit geçiriyorlar…
…Ve ben de “Keşke” demekle yetiniyorum…
Etiketler: