Kent kültürü ve şehir sinemaları
Üzerine bastığımız alelade bir toprak parçasını kent yapan, orada yaşayan toplumun ortak hafızasıdır. Kültür-Sanat, ‘’kentlileşmenin’’ anahtar noktası, adeta mihenk taşıdır çünkü.
La Pagode sinemasını Paris’ten kaldırdığınızda, kent hafızasından çok şey eksileceği muhakkaktır. Çünkü orada nefes alıp veren bir kent kültürü ve toplum hafızası vardır. Ancak biz, gün geçtikçe sinemalarımızı tekelleşmeye kurban ediyor ve güzelim butik sinemalarımızı bir bir azgın kapitalizmin avuçlarına teslim ediyoruz. Bayrampaşa, eski bir tarihe sahip, yoğun olarak göçmenlerin yaşadığı, çok özel bir ilçe. Komşuluk ilişkilerinin ve mahalle kültürünün halen nefes alabildiği, İstanbul’un nadir yerlerinden birisi. Geçenlerde yolum, Sağmalcılar’da, belediyenin yanındaki AVM’ye düştü ve içerisindeki yıllara meydan okuyan sinemamız Coşkun Sabah Sinemaları’nı inceleme fırsatı buldum. Eski günlerindeki şaşaa’dan eser yok. Bunun sebebi sinema yönetimi değil, katiyen. Birkaç yıl önce, Kartaltepe mevkiine yapılan AVM’nin içerisindeki tekel sinema’nın açılmasıyla, Coşkun Sabah’a ilgi bir anda düştü. Bayrampaşa’nın sakinleri, bu emektar sinemaya yüz çevirip yeni açılan sinemanın yolunu tuttu. Aradaki inanılmaz fiyat farkına rağmen, vatandaşımız Coşkun Sabah’ın yolunu bile unutttu. Bir kıyas yaptım. Tekel sinemadaki sıradan bir filmin sıradan bir seansının bilet fiyatı 16,5 TL. Bu fiyat, Coşkun Sabah’ta 7 TL. Ayrıca fuayesi, çalışanlarının sıcak kanlılığı ve gerçek bir sinema havasıyla, Bayrampaşa’mızda nefes alıp veren ender kültür-sanat yerlerinden birisi. Bayrampaşa, o sinemada çok şeyler yaşadı. Kent hafızası, bu sinemaya da çok şey borçlu. Ne yapacağız? Bu sinemanın da kapanıp gitmesine göz mü yumacağız, yoksa sinemamıza sahip mi çıkacağız? Kentleşmeden ne anladığımıza bağlı!
Etiketler: