23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 20.01.2016

Hangisi doğru!

667 5 dk 0 yorum
Paylaş:
2016 yılının bu ilk yazısında, bütün okurlarımıza 2016 yılında ve her zaman her şeyin gönüllerince olmasını temenni ederek yazıma başlamak istiyorum. Daha çok Rumeli coğrafyasını yazdığımız yazılarımızda, bu kez ekonomi ilmiyle ilgili bir paradoksu sizlerle paylaşalım 
İktisat biliminin kuram ve düşüncelerinin ne kadar hassas ve ne kadar ince bir mikyası olduğu erbabınca malumdur.  Bu incelik ortamında, ipin ucu bir kere kaçtı mı bir daha kolay kolay tutulmaz. O yüzden iktisatçılar ipin ucunu hiç bırakmaz. Zaten biraz bıraktıklarında nelerin yaşandığını anlamak için son yüzyıla bakmak yeterlidir. İpin ucu bir kere kaçtı mı, sonrası,  “Karanlık bir gecede, karanlık bir odada kara bir kediyi bulmak” gibidir. Bu inceliklerin farkına varmayanlar, genellikle, iktisatçıları, aynı konuda farklı fikirler üreten insanlar olarak tanımlarlar. Esasen bu durum, bütün bilim dalları için geçerlidir ama iktisatta daha da karmaşık bir durum yaşanır. Şimdi böyle bir konuyu Mikro İktisatçı Mark Skousen’in “Mikro İktisat” isimli kitabından küçük bir derlemeyle inceleyelim: 
Bir iktisat profesörü, bir öğrenciyi tahtaya çağırır. Bütün sınıfın önünde 1 (kağıt, banknot) doları yırtmasını ister. Öğrenci itiraz etmesine rağmen bir süre sonra isteneni yapar ve parayı yırtar. Bir iktisat anfisinde, büyük bir iktisat hocasının önünde bir iktisat öğrencisi 1 doları yırtmış durumdadır. Şimdi ne olacaktır? Aslolan bundan sonrasıdır zaten. 
İktisat profesörü, sınıfa, bu 1 doların yırtılmasından sonra, o meş’um soruyu sorar:
“Söyleyin bakalım; şimdi, bu hareketiyle bu öğrenci, serveti tahrip etmiş midir? Servete zarar vermiş midir? Serveti azaltmış mıdır, çoğaltmış mıdır?” 
Yazının devamını okumadan siz de kendi cevabınızı düşünün ve boş bir kağıda gerekçeleriyle birlikte yazın. Hem iktisat bilginizi kontrol etmiş olursunuz hem de iktisat konusundaki dehanızı anlamış olursunuz.
Öğrenciler iki grup halinde cevap verirler bu soruya: Birinci grup: “Evet” der ve açıklamaya devam eder:
“Evet, servet tahrip olmuştur. Çünkü o 1 dolar kağıt para; ya öğrenci tarafından ya da onu,  ona öğle yemeği yemesi için vermiş olan babası tarafından geçmişte yapılmış bir işe bir kazanıma dayanan, bir saklı değeri temsil etmektedir. İşte, bu öğrencinin, o 1dolarlık kağıt parayı yırtıp atması, o öğrencinin aşağıdaki kantinden bir sandviç iki ayran alma kabiliyetini yok etmiştir. Gerçek şu ki öğrenci serveti kaybetmiş ve yaşama seviyesini geriletmiştir.”
İkinci gruptakiler daha farklı düşünmektedirler. “Hayır” diye itiraz ederler. Sonra da itirazlarını açıklarlar:
“Hayır, bu 1 doların yırtılmasıyla servet tahrip olmamıştır. Bu 1 dolar kağıt paranın yırtılması,  sınıftaki sandalyelerin, kurşun kalemlerin veya kağıtların miktarını azaltmış mıdır? Tabii ki hayır. İşte bu yüzden servetin tahribi söz konusu değildir. Ayrıca kantindeki sandviç ve ayran, parayı yırtan bu öğrenci için olmasa da, başka birinin alması için yerinde beklemektedir. O 1 dolar yırtılınca sandviç ve ayrana bir şey olmamıştır. Gerçek şu ki, öğrencinin 1 doları yırtması serveti tahrip etmemiştir.” 
Siz hangi gruptasınız? 
Sizce hangisi doğru? 
Sizce servet tahrip olmuş mudur, yoksa olmamış mıdır? 
İşin püf noktası da buradadır işte. 
Aslında her iki grubun da yaklaşımı doğrudur.  Şimdi bu doğruları birer birer ele alalım:
Evet o 1 doların yırtılmasıyla ulusal veya küresel ölçekte servet tahrip edilmemiştir. Çünkü o 1 doların yırtılmasından sonra da mal ve hizmet miktarı aynı seviyededir. O 1 doları yırtan öğrencinin kişisel serveti tahrip edilmiştir, azalmıştır. Ancak onun o 1 doları yırtıp atmasından dolayı başka birinin serveti değer bakımından artmıştır. Öyle ya, öğrencinin serveti azalırken dünyanın geri kalan kısmının serveti, eldeki toplam para miktarındaki azalmanın sebep olduğu satın alma gücündeki artış yüzünden bir miktar artmıştır. Bir başka açıdan ele alınacak olursa; o 1 doların yırtılması, serveti azaltmamış; sadece onu yeniden dağıtmış sayılabilir. 
Peki bu öğrenci o bir doları yırtmamış olsa onun yerine mesela bir kurşun kalemi ortasından kırıp kullanılmaz hale getirse ne olurdu? Bu davranışıyla, o öğrenci hem kendisinin hem  de toplumun servetini tahrip eder, azaltırdı. 
Peki sonuç ya da kıssadan- deneyden- hisse nedir?
Her iki grubun görüşü doğrudur ancak unutulmaması gereken asıl mesele şudur: Mallar ve hizmetler tahrip edildiğinde herkesin durumu kötüleşir.  Mal üretmek yerine, para yapmak (kazanmak) üzerinde odaklanmak toplumun hayat standartlarını yükselmek hedefinden büyük bir sapmanın nedenidir. Para kazanmanın yaşam standartlarını yükseltmek olmadığı apaçık ortadadır. Para kazanmak, toplumsal refaha katkıda bulunmak anlamına gelmemektedir. 
Gelişmekte olan ve bir türlü gelişemeyen ülkelerde, para kazanmanın (hatta nasıl olursa olsun ille de para kazanmanın) toplumsal refahı arttırmamasının nedeni, bundan başka bir şey değildir. Birincisi Tüketim Toplumu’nu doğururken, ikincisi üreten, güçlü toplumu ortaya çıkarır. Esasen toplumsal güç; üretim gücü değil midir? Milletleri güçlü kılan sadece nüfus sayıları değil ürettiklerinin ve üretim kabiliyetlerinin ne olduğu ve ne kadar olduğudur. 
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.