23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 26.02.2024

Enflasyon ve etkileri

1200 5 dk 0 yorum
Paylaş:
Merhabalar Paşavizyon okurlarım,
Sevgili okurlarım, pandemi sonrası oluşan yüksek enflasyon ve daha sonraki 6 Şubat depremleri enflasyonun daha fazla hortlamasına sebep oldu. Tabi ki bu süreçte yanlış ekonomik tedbirler, birçok faktörlerin bütçeden karşılanır olması, vatandaşlara yansıması beklenen ekonomik düzenlemeler, Kur korumalı hesaplar ve buna benzer uygulamalarla enflasyon yani hayat pahalılığı kontrol edilemeyecek seviyelere çıktı. Genel seçim sonrası maliye bakanlığı ve merkez bankasının geliştirdiği yeni politikalarla, reel sektörlerin eli kolu bağlanmış oldu. Enerji ve hammadde döviz artışını çok çok geçtiği için ihracatçının dünya piyasalarında rekabet gücü tamamen azaldı. Bu sektörlerdeki işletmelerin birçoğunda ihracat gerilemesi yaşanıyor. Birde ihracatçıya gelen dövizin yüzde kırkı zorunlu olarak Türk lirasına dönüştürüldüğü için ihracatçının hammadde tedariğinde büyük zorluklar yaşanmaktadır. Türk ekonomisinin destekleyen sanayilerin yüksek bir yüzdesi ithal hammadde ile çalışmaktadır.
Mesela yurtiçinde kullanılan petrokimya hammaddelerinin tamamına yakın kısmı dış ülkelerden sağlanmaktadır. Şu anda Türkiye’de faaliyet gösteren Petrokimya tesislerimizin tamamı 80’li 90’lı yıllar öncesi yapılmış fabrikalar. İzmit’te faaliyet gösteren Petkim 1968 senesinde devreye alındı. Bu tarihten sonra ne bir yenileme nede teknoloji tadilatı yapılmadı. O yıllarda Türkiye’nin hammadde ihtiyacını karşılayan bölümleri, şimdi ülke ihtiyacının yüzde onunu bile karşılayamıyor. Yirmi, yirmi beş yıl önce tarımsal ürünler açısından kendi kendine yeten bir ülke iken birçok tarımsal ürünü dışarıdan alıyoruz. Et ürünleri işleyen devasa fabrikalar yapmışız fakat işlenecek eti dış ülkelerden ithal ediyoruz. Büyük ve küçük baş hayvan yetiştirmek için samanı bile dışarıdan alıyoruz. Çiftçilerin geldiği durum içler acısı. Şu sıralar narenciye hasadı yapılıyor. Çok şükür çok verimli bir üretim yılı yaşıyoruz narenciyede. Fakat bu duruma sevinemiyoruz, çünkü ağaçta bir liraya bile müşteri bulamayan üretici ürünlerini toplayacak işçi bulamıyor. Diğer taraftan büyük şehirlerde yirmi liradan aşağıya meyve yok. Nedense bu aracı zincirini kıracak bir politika hükümetler tarafından üretilmedi. Enflasyonu düşürmek için meyve, sebze, et ithal ediliyor, fakat üreticinin ucuz üretim yapması için herhangi bir girişimde bulunmuyor.
Milyonlarca dolar et ithalatına verilirken, hayvancılığın geliştirilmesi için hiçbir adım atılmıyor. Buğdaydan, mısıra, meyveden kuruyemişe kadar yapılan ithalata ödenen milyonlarca dolar üreticilere verilse birkaç yıl içinde bu problem çözülür. İnanın bir halk olarak yıllık yediğimiz et miktarını dörtte bire kadar azaltmaya razıyız. Belki iddialı bir öneri ama inanıyorum ki halkımıza sorulsa herkes bu görüşe katılacaktır.
İhracatçılar bin bir eziyet, fedakarlık ve özveriyle ülkemize getirdikleri dövizin bu şekilde heba edilmesine razı değildirler muhakkak. İthal etiğimiz doğal gazdan üretilen elektriğin yerine yenilenebilir, yani Güneş ve Rüzgar enerjisine dönmeliyiz. İnanın Türkiye’nin bunun haricinde bu sarmaldan çıkmasının başka yolu yok. Sanayide ilerleyecek ise daha fazla elektriğe ihtiyaç olacak, halkının yaşam seviyesini arttıracaksa elektriğe ihtiyacımız var. Daha modern şehirlerde yaşayacak isek elektriğe ihtiyacımız var.
Daha çok elektrik daha çok petrol daha çok doğalgaz demek bu da daha çok dışarıya döviz ödemesi demek oluyor. Çünkü petrol ve doğal gazında dünyada bir rezervi var. Bundan dolayıdır ki her üretici ülke üretimini azaltarak, bu ürünlere zam ile gelirlerini daha da artırma yollarını arıyorlar. Bizde bu tabii kaynaklar olmadığına göre coğrafi konumuzun itibariyle sonsuz rezervli güneş ve rüzgarımızı bir an önce ekonomimize katmamız gerekir. İnanın bu yol hem çevre için çok temiz hem de çok kolay bir yatırım. Maliyetinden sonra bakım ve bu işi sürdüre bilmek de çok kolay. Bin bir meşakkatle elde etiğimiz dövizleri bunlara harcamaktansa kısa zamanda geri dönüşümü olacak bu tesislere destek verilirse çok kısa zamanda karşılığını alacağımızdan ben eminim.
Lütfen düşünün; Türkiye’nin bir yıl içinde yaptığı ihracattan elde edilen döviz iki yüz elli milyar dolar civarında, bunun içinde sadece petrol ve doğalgaza yılda ödediğimiz miktar yüz milyar dolar         işin ne kadar ciddi olduğunu bu rakamlar gösteriyordur ümit ederim. Nasıl yapıldığı bilinmeyen köprü ve otoyol garanti ödeme geçişlerine yılda doksan milyar dolardan fazla ödemekteyiz, büyük şehirlerde yapılan doktorların mumla arandığı devasa şehir hastanelerine bir yılda yirmi beş milyar dolardan fazla kira ödeniyor. Görüyorsunuz ki ihracatçının kıt kanat ülkeye getirdiği döviz şu saydığım üç gider kalemiyle yok olup gidiyor.
Bu doğru ne akılcı politikalara ne zaman dönülecek bilemiyorum şunu biliyorum ki bu dönüşüm ne kadar çabuk olursa o zaman Türkiye çıkışa geçecektir. İnşallah bir an önce bu gerçekler fark edilir.
Hoşça kalın, Sağlıkla kalın Allaha emanet olun.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.