16 Haziran 2026 Salı
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 15.06.2026

Eğitimde tercih hatalarımız

Bekir Taner ATEŞ

Bekir Taner ATEŞ

1018 4 dk 0 yorum
Paylaş:

Değerli Paşavizyon okuyucuları,

Yaz mevsiminin başlangıcı olan Haziran ayı ile birlikte ülkemizde her yıl olduğu gibi lise ve üniversite sınav maratonu da başlıyor. Milyonlarca öğrencimiz uzun süredir hazırlandıkları sınavlara girerken, aileleri de en az onlar kadar heyecan ve stres yaşıyor. Önümüzdeki birkaç hafta boyunca evlerde sınav sonuçları, tercih süreçleri ve gelecek planları konuşulacak.

Öncelikle sınava girecek tüm gençlerimize başarılar diliyorum. Ancak şunu da ifade etmek isterim ki, hayat yalnızca bir sınavdan ibaret değildir. Sınavlar önemli olsa da bir insanın geleceğini belirleyen tek unsur değildir. Asıl önemli olan, kişinin yeteneklerini, ilgi alanlarını ve hayattaki hedeflerini doğru belirleyebilmesidir.

Ülkemizde son yirmi beş yılda eğitim seviyemiz önemli ölçüde yükselmiştir. Üniversite mezunu oranı yüzde ellilere yaklaşmış durumdadır. Bundan yirmi yıl önce bu oran yüzde on beşler seviyesindeydi. Bu gelişme ilk bakışta oldukça sevindirici görünmektedir. Ancak madalyonun diğer yüzüne baktığımızda bazı önemli sorunlarla karşılaşıyoruz.

Bugün birçok üniversite mezunu genç, eğitimini aldığı alanda iş bulmakta zorlanmakta, hatta diplomalı işsiz olarak hayatına devam etmektedir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, tercih süreçlerinde yapılan hatalardır. Gençlerimizin mesleki eğilimleri, yetenekleri ve ilgi alanları yeterince analiz edilmeden sadece sınav puanına göre tercih yapılmaktadır. Oysa yüksek puan almak ile doğru meslek seçmek aynı şey değildir.

Benzer hataları lise tercih dönemlerinde de görüyoruz. Velilerimiz çoğu zaman çocuklarının yeteneklerinden çok okulun taban puanına veya toplumdaki algısına odaklanmaktadır. Bu yaklaşım, öğrencilerin ilerleyen yıllarda mutsuz olmalarına ve meslek hayatlarında ciddi sorunlar yaşamalarına neden olabilmektedir.

Bugün ülkemizde birçok sektörde ciddi ara eleman sıkıntısı yaşanmaktadır. Sanayi, üretim, teknik hizmetler ve birçok meslek kolunda işletmeler çalıştıracak personel bulamamaktadır. Hatta bazı işletmeler eleman yetersizliği nedeniyle faaliyetlerini küçültmek veya tamamen sonlandırmak zorunda kalmaktadır. Buna karşın her yıl binlerce genç mezun olmakta ancak iş bulamamaktadır. Bu durum eğitim ile iş dünyasının ihtiyaçları arasında ciddi bir uyumsuzluk olduğunu göstermektedir.

Bu noktada meslek liselerimizin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Meslek liseleri artık geçmişte olduğu gibi ikinci planda değerlendirilmemelidir. Aksine, doğru alan seçildiğinde öğrencilerimize hem meslek sahibi olma hem de ekonomik bağımsızlık kazanma fırsatı sunmaktadır. Nitelikli bir meslek eğitimi alan gençlerimiz, mezuniyet sonrasında iş bulabilmekte, kendi iş yerlerini açabilmekte ve birçok üniversite mezunundan daha yüksek gelir elde edebilmektedir.

Ne yazık ki toplum olarak hâlâ "herkes üniversite okumalı" anlayışını tam anlamıyla aşabilmiş değiliz. Oysa gelişmiş ülkelerde mesleki eğitim son derece değerli görülmekte ve gençlerin önemli bir bölümü bu alanlara yönlendirilmektedir. Önemli olan diploma sayısını artırmak değil, gençlerimizi hayatın gerçeklerine uygun şekilde yetiştirebilmektir.

Tercih dönemlerinde yapılan bir diğer hata ise şehir dışındaki üniversitelere yönelme konusudur. Aynı bölümün bulunduğu bir üniversite yaşanılan şehirde mevcut olmasına rağmen, bazı öğrenciler farklı şehirlerdeki üniversiteleri tercih etmektedir. Elbette farklı şehirlerde eğitim almak önemli tecrübeler kazandırabilir. Ancak bunun aile bütçesine getireceği yük de göz önünde bulundurulmalıdır. Barınma, ulaşım ve yaşam giderleri düşünüldüğünde aileler için ciddi maliyetler ortaya çıkabilmektedir.

Bu nedenle tercih yapılırken yalnızca okulun adı değil, mezuniyet sonrası sağlayacağı fırsatlar, eğitim kalitesi, ekonomik şartlar ve öğrencinin kişisel özellikleri birlikte değerlendirilmelidir. Ailelerimiz de bu süreçte tüm sorumluluğu gençlerimize bırakmamalı, onların yanında olarak doğru karar vermelerine yardımcı olmalıdır.

Unutulmamalıdır ki tercih dönemlerinde yapılan yanlışlar sadece maddi kayıplara yol açmıyor. Bazen yılların boşa harcanmasına, mesleki mutsuzluğa ve hayat boyu sürecek pişmanlıklara da neden olabiliyor. Bu yüzden tercih süreci en az sınav kadar önemlidir.

Sevgili gençler; kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Hayallerinizi, yeteneklerinizi ve güçlü yönlerinizi keşfetmeye çalışın. Sizi mutlu edecek, üretken kılacak ve geleceğe umutla bakmanızı sağlayacak alanları tercih edin. Çünkü başarı, yalnızca yüksek puan almak değil; sevdiği işi yapabilen ve hayatından memnun olan birey olabilmektir.

Bu vesileyle sınava girecek tüm öğrencilerimize başarılar, ailelerine sabır ve kolaylıklar diliyorum. Umarım herkes emeklerinin karşılığını alır ve geleceğine doğru adımlarla ilerler.

Esen kalın.

Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.