Politik araçlar içerisinde milletlerin inşa veya oluşumuna katkıda önemli belki de en önemli yere sahip olan dildir. Din, tarih, kültür gibi diğer önemli araçların bu işlevde yerleri yadsınamazsa da anayasalarda “resmi” nitelikle tanımlanma ihtiyacı en çok “dil” için hissedilmiştir. Devletlerin kurulma süreçlerinde bu konuda ciddi tartışmalar tarihin şahitliğindeki yerini korumaktadır.
Ülkemizde de resmi dil Türkçe’dir. Doğudan, batıya, kuzeyden, güneye veya tersine hareket eden herkesin ortaklaşa anlaşma zemini bu dil üzerinde oturur. Kısacası hepimiz olmazsa da çok çok büyük çoğunlumuz bu dili konuşur ve anlar. Dil o kadar önemlidir ki milletleri / halkları olduğu gibi dinlerin inananlarını bir arada tutabilme aracıdır.
Hristiyan dünyasını birarada tutmak için düzenlenen konsiller sonrası başlayan ayrışmaların tek sebebi olmamakla birlikte derinleştiren asıl unsur dil olmuştur. Kilisenin batıda Latince doğuda Yunanca dillerini ibadet dilleri olarak kullanmaları katolik ve ortodoks kiliseleri ile mezheplerinin oluşup kendi içlerinde gelişmesinde etkili olmuştur. Bu dil ayrılığının etkilerini başlarda hissetmeyen halklar arasındaki birlik beraberlik içinde yaşama duygusu ise batıdan gelen Haçlı orduları ile yerini karşılıklı nefrete bırakmıştır.
Dil önemlidir. Toplumların çimentosu, agregasıdır. Taşıyıcıdır.
Önümüzdeki yılın ortasına yakın yapılacak seçimler için sayılı günler kala ülkemizde siyasetin de bir “dil” kullandığını görüyoruz.. Türkçe konuştuğu şüphe götürmez tarafların birbirlerini anlamadıklarının farkına da“var’a gitmeden“ varabiliyoruz.. Anlamamalarından daha da kötüsü dinlemediklerini.. Hani bizim kültürümüzde muhatabımızla bir konuyu tartışırken “Nuh” deyip peygamber dememeyi ahirete bile bırakmamayı keramet saymak varya işte onun gibi. Bunu başaramadıkları gibi yönetmeye talip oldukları halkı ise hiç anlamadıkları santradan yakalanılmış ofsayt gibi ortada. Kabak gibi de denebilir. Dil bu…
Bir teröristin kimliğinden, parmağından, cenaze arabasının kasasından, başörtüsünden siyasi ikbal devşirmeye çalışmak gibi akıl oyunları oynuyorlar güya. Birbirine laf geçirmeyi çemberli kasnakta oya işlemek gibi el emeği göz nuru sanıyorlar. Taraftarları ise daha acınacak haldeler. Onlar da omuzlarına minare diksen ezanı duymayan beynamazlar gibi duruyorlar kıyama. Yüzüstü. Kendilerinden başka kimseyi görmüyorlar. Kıyamları yüzüstü ama birbirlerine kıyarken horozun ibiğini uzatır gibi hepsi hücum ribaundu peşinde. Bir iki sokuşturma da o yapsın dönene.
Birbirini dinlemeyen, anlamayan, görmek dahi istemeyen siyasiler, toplumu tambur teli gibi gererken vatandaş akord falan tutacak gibi görünmüyor. Nasıl tutsun? Elle zaten olmaz. Cihazlı akord yapacak olsak aparatı takacak yeri kalmadı hiçbirinin... En iyimser tahminle ev alma hayalleri 25 yıl ertelenmişken çayına şeker almayı ötelemek istemiyor.
Bir de ne söylediğini soranlara kullandığı kelimelerden bir tanesini bile tam heceleyemeyecek siyasi modellerimiz var ki bunlara önceki nesillerde de rastlanıldığını pek zannetmiyorum. Bize denk geldi. Bizi nasıl düdük nohutu gibi duvardan duvara çaldıkları anlaşılmasın diye bir daha bir cümlenin içinde bir araya gelmeleri mümkün olmayan kelimelerden huni yapıp kafamızı da taciz ediyorlar. Ortodoks ya da heteredoks olmadan önce imbiklerimize botoks yaptırmak gerekiyor.
Dil önemli... Fakat günümüzde sakatat muamalesi görüyor. Bu da toplumu sakatlıyor. Ruhsuzlaştırıp dengesizleştiriyor...
Ülkemizde de resmi dil Türkçe’dir. Doğudan, batıya, kuzeyden, güneye veya tersine hareket eden herkesin ortaklaşa anlaşma zemini bu dil üzerinde oturur. Kısacası hepimiz olmazsa da çok çok büyük çoğunlumuz bu dili konuşur ve anlar. Dil o kadar önemlidir ki milletleri / halkları olduğu gibi dinlerin inananlarını bir arada tutabilme aracıdır.
Hristiyan dünyasını birarada tutmak için düzenlenen konsiller sonrası başlayan ayrışmaların tek sebebi olmamakla birlikte derinleştiren asıl unsur dil olmuştur. Kilisenin batıda Latince doğuda Yunanca dillerini ibadet dilleri olarak kullanmaları katolik ve ortodoks kiliseleri ile mezheplerinin oluşup kendi içlerinde gelişmesinde etkili olmuştur. Bu dil ayrılığının etkilerini başlarda hissetmeyen halklar arasındaki birlik beraberlik içinde yaşama duygusu ise batıdan gelen Haçlı orduları ile yerini karşılıklı nefrete bırakmıştır.
Dil önemlidir. Toplumların çimentosu, agregasıdır. Taşıyıcıdır.
Önümüzdeki yılın ortasına yakın yapılacak seçimler için sayılı günler kala ülkemizde siyasetin de bir “dil” kullandığını görüyoruz.. Türkçe konuştuğu şüphe götürmez tarafların birbirlerini anlamadıklarının farkına da“var’a gitmeden“ varabiliyoruz.. Anlamamalarından daha da kötüsü dinlemediklerini.. Hani bizim kültürümüzde muhatabımızla bir konuyu tartışırken “Nuh” deyip peygamber dememeyi ahirete bile bırakmamayı keramet saymak varya işte onun gibi. Bunu başaramadıkları gibi yönetmeye talip oldukları halkı ise hiç anlamadıkları santradan yakalanılmış ofsayt gibi ortada. Kabak gibi de denebilir. Dil bu…
Bir teröristin kimliğinden, parmağından, cenaze arabasının kasasından, başörtüsünden siyasi ikbal devşirmeye çalışmak gibi akıl oyunları oynuyorlar güya. Birbirine laf geçirmeyi çemberli kasnakta oya işlemek gibi el emeği göz nuru sanıyorlar. Taraftarları ise daha acınacak haldeler. Onlar da omuzlarına minare diksen ezanı duymayan beynamazlar gibi duruyorlar kıyama. Yüzüstü. Kendilerinden başka kimseyi görmüyorlar. Kıyamları yüzüstü ama birbirlerine kıyarken horozun ibiğini uzatır gibi hepsi hücum ribaundu peşinde. Bir iki sokuşturma da o yapsın dönene.
Birbirini dinlemeyen, anlamayan, görmek dahi istemeyen siyasiler, toplumu tambur teli gibi gererken vatandaş akord falan tutacak gibi görünmüyor. Nasıl tutsun? Elle zaten olmaz. Cihazlı akord yapacak olsak aparatı takacak yeri kalmadı hiçbirinin... En iyimser tahminle ev alma hayalleri 25 yıl ertelenmişken çayına şeker almayı ötelemek istemiyor.
Bir de ne söylediğini soranlara kullandığı kelimelerden bir tanesini bile tam heceleyemeyecek siyasi modellerimiz var ki bunlara önceki nesillerde de rastlanıldığını pek zannetmiyorum. Bize denk geldi. Bizi nasıl düdük nohutu gibi duvardan duvara çaldıkları anlaşılmasın diye bir daha bir cümlenin içinde bir araya gelmeleri mümkün olmayan kelimelerden huni yapıp kafamızı da taciz ediyorlar. Ortodoks ya da heteredoks olmadan önce imbiklerimize botoks yaptırmak gerekiyor.
Dil önemli... Fakat günümüzde sakatat muamalesi görüyor. Bu da toplumu sakatlıyor. Ruhsuzlaştırıp dengesizleştiriyor...
Etiketler: