BİR toplumu ayakta tutan, onu bir ve beraber, kardeş, huzurlu kılan en temel şey nedir desem en çok duyacağım cevap ahlak olur herhalde.
Ahlaki değerleri yozlaştıkça yok olur bir toplum. Çünkü her birey taşıdığı vicdanla, sahip olduğu erdemle bir yer edinir dünyada.
Her birey, inandıkları, savundukları ve insaniyeti kadar vardır.
Her toplum da bu değerleri koruduğu müddetçe...
Bir milletin yücelttikleri, bir milletin arasından sıyrılanlar o millete dair çokça ipucu verir bize.
O milletin anahtarlarıdır onlar...
Bizim anahtarlarımızı düşünüyorum da kapının kilit tutmaması normal. Batıya’mı Doğuya’mı yöneleceğini bilmeyen, ikilemleriyle boğuşan insanlarla dolu bizim sokaklarımız en nihayetinde.
Ne yapacağını bilemeyişler, neye inandığını, inanacağını seçemeyişler baktığınız anda suratından okunuyor herkesin. Ve bir caddeyi bu suratlara baka baka tamamladığınızda aklınızda koca bir kaos kalıyor.
Büyük bir karmaşa.
O karmaşadan sıyrılıp kapıyı kilitlemek ne mümkün? Televizyonlarımız, izlediklerimiz bizi ele veriyor.
Dünya üzerinde eleştirmekten bizim kadar haz alan bir toplum daha var mıdır bilmiyorum ama yavaş yavaş bütün kınadıklarımızı bizzat yaşamaya başlıyoruz. Yavaş yavaş tükeniyoruz, yitiriyoruz bütün güzelliklerimizi.
Devletin kanallarında, hükümetin elindeki medyada her türlü kepazelik sergileniyor. İnsanlar çıkıp kaybolmuş ahlaklarını arıyorlar kanal kanal.
Biz de oturup izliyoruz. "Arsızlığa cesaret, zinaya aşk dediler. Bir neslin ahlakını işte böyle yediler" demiş Üstad Necip Fazıl.
Bunu seneler önce söylemiş. Aradan geçen zaman, bizi kendimize getirememiş. Daha da batmışız bu rezil bataklığa. Milyonlarca insana devletin gözü önünde izletilen programlar, diziler, kahvehanede konuşur gibi ağzından salyalar akıtarak konuşan adamların bağırıp çağırdığı güya spor programları.. Nereye gidiyoruz?
Dizilerde şiddet, tecavüz, her türlü sapkınlık, akla hayale gelmeyecek arsızlıklar gırla. Türkiye'nin gelmiş geçmiş en muhafazakar hükümeti denilen hükümet döneminde hızla artarak oluyor bunlar. Muhafazakar-demokrat partimiz kendi kanallarında bile bu dizilerin oynamasına göz yumuyor. Kendisine yakın olan medya patronlarının her rezilliğine eyvallah diyor adeta.
Zamanında evlilik programı diye bir rezilliği senelerce kakaladılar millete, şimdi de ajite müziklerle bezeli sözüm ona sosyal içerikli programlar yapıyorlar. Ekrana çıkardıkları insanların yüzüne iki üç zoom, hele bir de ağlarsa daha yakın çekimler, fonda arabesk bir şarkı, sunucunun suratında kıvırabildiği kadar hüzünlü bir ifade ve konumuz saatlerce şu: "Bu adam senin baban mı değil mi?" Herkesin dilinde bir DNA testidir gidiyor.
Bu nedir yahu? Toplumumuzun DNA'sı bozuldu asıl. Spor gibi bir alana dair yapılan programlarda bile zorbalıktan geçilmiyor.
Ar damarlarımız çatlamış bizim. Sırf kendisine yalakalık yapıyor diye korunan medyatik kodamanlara ne zamana kadar prim verilecek?
Kim dur diyecek bu kepazeliklere?
21 yaşında bir cihan devletini idare eden dedelerden bugünlere nasıl geldik biz?
Sahi biz kimdik?
3 kıtaya hükmetmek vs değil olay.
Bizim toplumuz kimdi? Komşusu açken tok yatmayandı, kimsenin namusuna göz dikmeyen, evinde her daim misafire yer olan, kadını bir sultan gibi el üstünde taşıyan, cennetin annelerin ayakları altında olduğunu bilen, birbirinin malını gözetendi.
Şimdi üçüncü sayfa haberlerinden geçilmiyor ortalık. Uçurum kenarları buhran geçiren zavallı gençlerle dolu. Ailelerde huzur yok. Ülkede huzur yok. Unutmayın, dünya bir günlük. Üstad'ın dediği gibi bir gün akşam olacak biz de gideceğiz.
Önemli olan bu hayatta dini, tarihi, ahlakıyla bütün olan bireyler olup böylesi bir toplum inşasında yer alabilmek. Ecdad deyip din deyip şanlı tarihimiz deyip böyle mukaddes bir şehirde yağmuru alacak toprak bırakmamakla, böyle bir şehrin silüetini, ruhunu bozup "ihanet ettik" diye demeçler vererek aynı hızla devam etmek neyin nesidir...
Yolsuzluk hırsızlık yaptılar denilince millet inanmadı, sizi bağrına bastı; ama bu toplum mühendisliğiniz bir gün çok kötü patlar; çünkü bu "Gençlik zaten özene özene özünü kaybetti." Üstad'ın dediği gibi.
Bir sille de bu göz yummalarınızla siz vurursanız, toparlayamazsınız.
Mesele metal yorgunluğu değil...
Metelik yorgunluğudur. 2019’ a giden bu yolda seçim kazanılmalı.
Ama aklımıza hakaret edilmesinden vazgeçilmeli...
Bizden söylemesi.
Etiketler: