22 Mayıs 2026 Cuma
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 14.03.2022

Çıkar

Mustafa SÖNMEZ

Mustafa SÖNMEZ

908 4 dk 0 yorum
Paylaş:
Ninesini sırtında taşırken yolda hocaya rastlayan toruna hoca; nereye gittiklerini sorar. Torun da ninesiyle sürekli kendisinin ilgilendiği, şimdi de onu gezdirdiğini, hayır duasını almaya talip olduğunu söyler. Hoca bu kez toruna, hayır duasını böyle almak yerine ninesini evlendirmesinin onun için daha büyük sevap getireceğini söyleyince torun;  “Hocam bunun dizleri tutmaz, ayaklarının üzerinde duramaz, gözleri görmez, kulakları duymaz, evlendirin bunu diyorsun” diyerek hocaya biraz da sitem ederek cevap verir. Torununun söyledikleri hoşlanmayan ninesi bunun üzerine azarı patlatır.
- Sus, sen hocadan daha mı iyi bileceksin!...
Kimin ne zaman öleceği bilinmez ama, ruhu bedenine ataçla tutturulmuş gibi duran ninenin, izdavac ihtimali doğduğunda torununun sırtından kocaya kaçarcasına gitmek  için ne kadar heyecanlandığını hatta canlandığını görmenin hikayesi güldürür.
Fıkradaki üç kişinin diyalogları veya duruşları üzerinde çok farklı yaklaşımlarda bulunmak mümkün. Hoca için af ola beri gele konuşuyor da denebilir, sorunlara akılcı çözümler de getiriyor denebilir, bunun aklına nereden geldiği de sorgulanabilir.  Torun için ne fedakar biri olduğu da söylenebilir, karşılık beklentisi içinde olduğu da iddia edilebilir, tek hamlede emeklerinin nasıl da heba olduğundan da dem vurulabilir. Fıkranın aktiristi nine ise nankörlükle de şükürsüzlükle de kusurlu bulunabilir. Ben ise “çıkar” karşısında aldığımız tutumlar ve bunların davranışlarımıza etkisinin yaşamda fıkradaki kadar komik durup durmadığıyla ilgileniyorum.
İnsanlar toplumsal bir varlık olarak sosyal yaşamın içinde diğer insanlarla hep birlikte ve beraber karşılıklı ilişki halinde olmak durumundadırlar. Binlerce seçenek arasında her insan, nispeten  kendisiyle benzerlikler taşıyan amaç ve düşüncelere, ortak özelliklere  sahip insanlarla bu ilişkileri kurma eğilimi içinde bulunurlar. İhtiyari denebilecek bu ilişkiler yanında yine zorunlu olarak kurulmak zorunda olan kontaklarda da bulunurlar. Burada belirleyici olan bir olgu söz konusudur; “çıkar.”
Çıkarlar sebep olarak da sonuç olarak da doğaldırlar. Günlük yaşamda kulaklarımıza olumsuz bir algı ile titreşim verseler de düşünüldüğünde hiç de sanıldığı gibi olumsuz sonuçlar doğurmaz hatta yaşamı ilerletme, geliştirme, insanca yaşayabilme konusunda en iyi araçlarımızdan biri de olurlar. Bu, onların kaç paydanın kaç payı oldukları ile ilgilidir.
Çıkar olgusunun kulaklarımızı haklı çıkaran, lafzının ve tınısının bize rahatsız edici  gelmesine neden olan yanı ise sadece kişisel yaşantılarımızı değil, toplumsal hayatımızı da olumsuz etkiler. Çıkar beklentisi ve onu sağlama imkanları ne kadar az pay arasında bölüşülürse paydaşlık ve paydaşlar bu kez gözlere de hoş görünmeyecektir. Kurulan ilişkiler her aşama ve düzeyde hızla tükenecek, gerek kişiler, gerek toplumlar, gerek kurumlar ve gerekse devletler arasında ciddi sorunlar doğuracaktır. Bugün yaşadığımız dünyanın günleri bildiğimizden  daha kısa, tutumları daha dolaylı,  davranışları ise daha kaba sabadır. Akıl daha tutuk, vicdanlar çok daha kirlidir. Çıkarlar ve çıkarlarımız ihtiyaçlarımızın sınırı olmalarının çok ötesine geçmiş, başkalarının  yaşam haklarını dahi görmezden getirecek  seviyede işgale meyilli, yepyeni bir zulüm kültürün veya sisteminin iman esaslarına, kaidesiz putlarına dönüşmüştür. Artık kimin kimle olduğunu söylemesi, kimseye; kimin kimin  dostu olduğunu tahmin etmekte eskisi kadar kolaylık sağlamayacaktır. Çünkü her şey çok çabuk değişecektir.
“Çıkar için kurulan ilişkilerin canı; çıkar, çıkar çıkmaz çıkar.” (ms)
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.