Türkiye 100. yılını yaşadığı 2023 yılında, önemli bir seçimi daha gerçekleştirdi.
Böyle bir seçimi, büyüyen ve gelişen bir ülke olarak, geniş bir coğrafya üzerinde ve 85 milyonluk nufusla, kimsenin burnu kanamadan, son derece demokratik bir ortamda gerçekleştirmek büyük bir başarıdır. Bu aynı zamanda milletimizin siyasi tecrübe ve anlayışının zaferidir. Seçimin ilk ve ikinci turu usulet ve suhuletle tamamlanmıştır.
Bu seçim aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için de büyük bir sınav olmuştur. Pratikte ikinci kez sistemin seçim mekanizmasının yürüdüğü görülmüştür.
Türkiye bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi ve görüş sahibi olan insanlar bakımından çok şanslı. Mebzul miktarda böyle insanımız var. Bu kıymetli şahsiyetler her zaman olduğu gibi bu seçimden önce de sistemle ve seçimle ilgili derin görüş ve düşünceler ortaya koydular. Onların bu dehşetengiz akılcı(!) düşüncelerinin gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmadığı çok kısa zamanda anlaşılmış olsa da bu akla ziyan düşünceler toplumun belli bir kesimi tarafından rağbet gördü. Bu orijinal düşüncelerin içinde oy pusulalarına mühür basma konusundaydı. Cumhurbaşkanımız yurtdışından öyle bir oy pusulası getirmişti ki seçmen nereye mühür basarsa bassın saat 17.00’den sonra bütün mühürler silinecek ve AK Parti’ye dönüşecekti. Neredesin Ey Akıl, Ey iz’an, Ey insaf! Geldiysen kapıyı üç kere vur.
Bu seçimin sonucu kadar ehemmiyetli olan yanı CHP’nin pragmatist yaklaşımı ve Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmasıdır.
Türkiye solu, sağ kesimi yıllarca pragmatistlikle suçlamıştır. Gerçi Türkiye’de sağcılık ve solculuk kavramları Avrupa’da olanın tam tersidir. Bunu rahmetli Prof. Dr. İdris Küçükömer Hoca çok güzel yazmıştır. Bu konuyu başka yazımızda ayrıca ele alırız. CHP’nin İYİ Parti’den, DP’ye, Zafer Partisi’nden HDP’ye uzanan çizgide her isteyene istediğini vermesi siyasi pragmatizm konusunda tarihe geçecek bir örnektir.
Bu zaaf, CHP açısından hezimete dönüşmüş ve CHP adı sanı olmayan tabela partilerine 39 milletvekili kaptırmıştır. Öte yandan CHP’nin zaafını iyi yakalayan tabela partileri, seçime girmeyi dahi göze alamadıkları bir seçimde, ellerini kollarını sallayarak ve hamasetle her yerde Cumhurbaşkanımıza hakaret ederek 39 milletvekili elde etmişlerdir. Buna rağmen bu tabela partilerinin cumhurbaşkanı yardımcılığı makamını kaybettikleri için üzüntülerinin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ndan daha fazla olduğunu görüyoruz. Haklılar tabi ki. Seçim süresince tabela partisi olduklarını saklamak için “Canbaza bak” diye bağırmaktan yoruldular.
Seçim sonucu şudur: Sayın Kılıçdaroğlu’nun olmadığı bir CHP ve siyasi arenada var olmayacak olan tabela partileri.
Türkiye’ye hayırlı olsun.
Böyle bir seçimi, büyüyen ve gelişen bir ülke olarak, geniş bir coğrafya üzerinde ve 85 milyonluk nufusla, kimsenin burnu kanamadan, son derece demokratik bir ortamda gerçekleştirmek büyük bir başarıdır. Bu aynı zamanda milletimizin siyasi tecrübe ve anlayışının zaferidir. Seçimin ilk ve ikinci turu usulet ve suhuletle tamamlanmıştır.
Bu seçim aynı zamanda Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için de büyük bir sınav olmuştur. Pratikte ikinci kez sistemin seçim mekanizmasının yürüdüğü görülmüştür.
Türkiye bilgi sahibi olmadan kanaat sahibi ve görüş sahibi olan insanlar bakımından çok şanslı. Mebzul miktarda böyle insanımız var. Bu kıymetli şahsiyetler her zaman olduğu gibi bu seçimden önce de sistemle ve seçimle ilgili derin görüş ve düşünceler ortaya koydular. Onların bu dehşetengiz akılcı(!) düşüncelerinin gerçekle uzaktan yakından ilgisi olmadığı çok kısa zamanda anlaşılmış olsa da bu akla ziyan düşünceler toplumun belli bir kesimi tarafından rağbet gördü. Bu orijinal düşüncelerin içinde oy pusulalarına mühür basma konusundaydı. Cumhurbaşkanımız yurtdışından öyle bir oy pusulası getirmişti ki seçmen nereye mühür basarsa bassın saat 17.00’den sonra bütün mühürler silinecek ve AK Parti’ye dönüşecekti. Neredesin Ey Akıl, Ey iz’an, Ey insaf! Geldiysen kapıyı üç kere vur.
Bu seçimin sonucu kadar ehemmiyetli olan yanı CHP’nin pragmatist yaklaşımı ve Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmasıdır.
Türkiye solu, sağ kesimi yıllarca pragmatistlikle suçlamıştır. Gerçi Türkiye’de sağcılık ve solculuk kavramları Avrupa’da olanın tam tersidir. Bunu rahmetli Prof. Dr. İdris Küçükömer Hoca çok güzel yazmıştır. Bu konuyu başka yazımızda ayrıca ele alırız. CHP’nin İYİ Parti’den, DP’ye, Zafer Partisi’nden HDP’ye uzanan çizgide her isteyene istediğini vermesi siyasi pragmatizm konusunda tarihe geçecek bir örnektir.
Bu zaaf, CHP açısından hezimete dönüşmüş ve CHP adı sanı olmayan tabela partilerine 39 milletvekili kaptırmıştır. Öte yandan CHP’nin zaafını iyi yakalayan tabela partileri, seçime girmeyi dahi göze alamadıkları bir seçimde, ellerini kollarını sallayarak ve hamasetle her yerde Cumhurbaşkanımıza hakaret ederek 39 milletvekili elde etmişlerdir. Buna rağmen bu tabela partilerinin cumhurbaşkanı yardımcılığı makamını kaybettikleri için üzüntülerinin Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’ndan daha fazla olduğunu görüyoruz. Haklılar tabi ki. Seçim süresince tabela partisi olduklarını saklamak için “Canbaza bak” diye bağırmaktan yoruldular.
Seçim sonucu şudur: Sayın Kılıçdaroğlu’nun olmadığı bir CHP ve siyasi arenada var olmayacak olan tabela partileri.
Türkiye’ye hayırlı olsun.
Etiketler: