23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 17.02.2023

Algıya rağmen, devlet baba...

1236 6 dk 0 yorum
Paylaş:
Enkazın gölgesindeki şaşkın, korkak, üzgün, buruk, yaşlı bakışlar ateş olup yüreklerimizi yaktı. Gözlerimizin çarpıştığı ifadeler, İskenderun Limanı’ndaki yangın, çökmüş binalar, toz bulutuna dönüşmüş meydanlar, savaş alanı gibi görünen şehirlerin görüntüleri... Hepsi ayrı ayrı içimize işledi. Hangisine gözyaşı dökeceğimizi bilemez halde bültenleri, sokaktaki haberleri takip ederken bizler bile yorulduk. Depremin ciğerini yaktığı, yuvasını yıktığı insanımızın yaşadıklarını tahayyül etmek elbette mümkün değil. Sesini duyup yitirdiğimiz canların son solukları kulaklarımızda hapsolmuşken, yardım için yakaran halkın elinden tutan devlet görevlilerinin, STK’ların, Mehmetçiğimizin ve gönüllü binlerce insanın, tuttukları ele bakıp ettiği şükrün nidaları da her geçen saat içimizde yeni bir ümit yeşertiyor. Fakat öyle böyle değil, bir-kaç asrın en büyük felaketini atlatmaya çalışan milletimizin, en çok ihtiyaç duyduğu şey güven duygusu ve birlik beraberlikken, bu şükür ve tekbir seslerinden rahatsız olanlar bile vardı. Allah-u Ekber diyerek enkaz altından küçücük çocukları, bebekleri kurtaran bu ülkenin öz evlatları, devletine ve milletine böylesine hizmet ederken dahi müzmin iman ve vatan düşmanlarının tepkisini çekebildi.
Terör saldırılarının birleştiremediği milleti, bu felaketin birleştireceğine inanmıştım fakat son umudum da tükendi. Nitekim muhalefet lideri Kılıçdaroğlu o gece, “Yaşananlara siyaset üstü bakmayı, iktidarla hizalanmayı reddediyorum.” diye bir açıklama yaptı. Keşke yapmasaydı. Siyaseti beceremediği gibi, siyaset üstü davranma anını ayarlayabilme sanatını da beceremediği ortada ne yazık ki. On binlerce hatta yüz binlerce vatandaşımızın can derdinde olduğu, ailesini, eşini, dostunu, yakınlarını ararken kendi derdini unuttuğu, şehirlerimizin yağmalanmışçasına yerle bir olduğu bir tablo karşısında siyaset üstü bakabilmek ayrı bir meziyet gerektirmiyor olsa da, konu bizim muhalefetimiz olunca insan hiçbir şeye şaşırmaz oluyor. Ben de dün geceki açıklamaları dinlerken şaşırmadım. “Devlet nasıl yönetilir bilmiyorlar.” diyerek yeminler ettiği anlarda bile şaşırmadım. Çünkü bu iş böyledir, bizim ülkede muhalefet etliye sütlüye kendine dokunmayacak derecede karışır, geri çekilip olanı biteni izler. Memlekette çakılı tek çivisi olmayan, düne kadar burun büküp de Doğu ve Güneydoğu Anadolu’nun yüzüne bile bakmayan, İzmir’den ötesini 3-5 sene öncesine dek tanımayan, vatana millete hayırlı tek yatırımı olmayan adamlar, bugün deprem felaketiyle acı içinde olan bölgeleri kalkındırmak için senelerdir icraat üstüne icraat yapan, neredeyse terörü bitirme noktasına getirip bölge halkına güven veren adamlara böyle utanmadan laf eder. 14 yıldır kaybede kaybede koltuğuna gömülmüş olsa bile laf eder. Bunların karşılığında Erdoğan ne diyecek diye merak içindeydim açıkçası. Ben bile dinlerken bu kadar rahatsız olup içerlediysem o ne düşünmüştür demekten kendimi alamadım. Kılıçdaroğlu tarafından sorumlular içindeki en büyük hedef haline getirilmişken, sosyal medyanın dört bir tarafından “Devlet hiçbir şey yapmıyor.” yalanları dolaşırken, senelerini bölgedeki şehirlere yaptığı yatırımlara, buralara verdiği maddi manevi desteğe feda etmişken bugün Kahramanmaraş’a gidip dimdik durarak açıklama yaptı. Çocuklara, yaşlılara sarıldı, teselli etti, sohbet edip teskin etti. Hani bizde devlet baba diye bir tabir vardır, sosyal devlet ilkesinin halk ağzındaki adıdır. İşte bugün Erdoğan’ı izlerken aklımdan ilk geçen ifade bu oldu. Yöre insanının ona bakışlarında, Erdoğan’ın sesinde ve güven veren tavrında, muhaliflerin bile merak dolu gözlerinde bu ifadenin tezahürüne şahit oldum. Çok büyük ve nadiren görülecek bir afetle karşı karşıya olduğumuzun, bunun Allah’tan geldiğine iman edip metanetli olmak gerektiğinin bilincinde, kararlı bir dirayetle ayaktaydı. Baba gibiydi, bir babanın evladına bakışındaki sevgiyle baktığı milletine bir kez daha söz verdi. O sırada düşündüm, 20 yılda savaşmadığı musibet kalmadı. FETÖ’sünden, Gezi Parkı olaylarına, terörden doğal afetlere, pandemiden savaş tehditlerine, her şeyi gördü. Hepsiyle mücadele etti, yüksek oranda galip geldi. Hala çarpışmaya devam ediyor. Bakıyorum, polemik aramaktan, lafla peynir gemisi yürütmeye çalışmaktansa çalışmaya devam ediyor. İkisi de 8’e yakın büyüklükte olan, üstelik yüzeye yakın mesafede, uzun süren, aradan 12 saat dahi geçmeden ve üstüne üstlük sert kış şartlarında meydana gelen depremlere anında müdahale edildi, asker kışlalarını açtı, Mehmetçik sahaya indi, depremle ortadan ikiye ayrılan yollar 2 gecede onarıldı, tırlar, kamyonlar seferber edildi.  Devlet vatandaşını yalnız bırakmadı, baba gibi sardı sarmaladı, hala da sarmalamaya devam ediyor. Enkazın altından çıkarılan insanların şükür duaları eşliğinde ekrana bakıp insan biraz olsun umutla dolabiliyor bu manzara karşısında. 1 yıla yakın sürede 10 ilimizi de kalkındırıp eski haline döndürme çabası bugün başladı, Allah yardımcımız olsun. Allah lafzından, inanan insanlardan, vatana millete hayrı dokunup çalışanlardan rahatsız olanlar da gölge etmesin yeter. Böyle günlerde politika konuşmak, saçma sapan polemiklerin ardına düşmek en basit tabirle ucuzluktur.
Sözüm ona “objektif medyanın” sahaya çıkanı da, konforlu odalarında klavye başında kolpa kabadayılık yapanlar da lağım kusmaya devam ettiler.
Netice, elbette eksiklikler, yanlış yapanlar, koordinasyon  bozukluğu olabilir. Ama kurtarma ekiplerin içinde de ailesinden deprem mağduru olabileceğini empati yapan var mı?. ABD ve İngiltereye piyon olarak devam etmek isteyenlerin, algı ve iftiralarına rağmen, millet bu birlikteliği sağlayacaktır.
Herhalde sözü burada bitirmek en doğrusu. Milletimizin başı sağ olsun. Hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına, milletimize sabırlar diliyorum. Devlet-Baba var olsun, Rabbim ülkemizin ve milletimizin yardımcısı olsun. Amin. Vesselam.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.