23 Mayıs 2026 Cumartesi
SON DAKİKA
Köşe Yazıları 17.10.2021

Ahir zaman olgusunu şehir-kültür-medeniyet tekniğiyle yorumlamak-4

1467 3 dk 0 yorum
Paylaş:
TEMMUZ ayında başladığım yazı dizimizin yeni serisiyle siz değerli okurlarımın karşısındayım.
Bu yazımda Hz. Peygamberimizin ahir zaman hadislerinden olan ve bu yazı dizisinin konusu olan “ahir zamanda üç şey çok kıymetlenir: Helal para, candan bir dost, kendisiyle amel olunan bir sünnet” hadisini kültür bağlamında yorumladıktan sonra şehir bağlamında yorumlayacağım.
Yorumlamaya geçmeden bu hadisin şehir bağlamındaki yorumunun da kapsamının oldukça geniş olduğunu belirtmek istiyorum. Bu hususu da belirttikten sonra hadisi şerif bağlamında yorumlamaya başlayalım.
Değişim kavramının en fazla etkilediği şeylerin başında olgusu gelmektedir. Bilhassa sanayi devriminin tetiklediği modernleşme sürecinde şehir kavramı çok büyük bir değişim geçirmiştir. Bu hadisi şerif bağlamında yorumlamaya başlamadan evvel şehirlerin evrimine kısaca bir değinmek istiyorum. Sanayi devriminin modernleşme sürecindeki öneminden ötürü Max Weber kendi sosyolojisinde şehirleri “sanayi öncesi şehir” ve “sanayi şehri” olarak iki gruba ayırmıştır. Sanayi devrimini izleyen süreçte sanayinin temel direkleri olan fabrikalar şehirlerde kurulmuştur. Ayrıca modernleşmenin ilk evrelerinde makineleşme ile birlikte taşrada iş olanaklarının kısıtlanması sebebiyle iş gücü tarım sektöründen sanayi sektörüne doğru kaymıştır. İş gücündeki bu kayma doğal olarak taşradan şehirlere doğru muazzam bir göç dalgası başlatmıştır. Bu göç dalgası ile şehirler yeni bir hüviyet kazanmıştır. Post-modern süreçte bilişim teknolojilerine doğru bir kayış gerçekleşmiştir. Bu kez de sanayi sektöründen hizmet sektörüne doğru bir kayma gerçekleşmiştir. Bilişim teknolojilerinin gelişmesinden sebep iş sahalarında bir daralma meydana gelmiştir. Bu süreçte de şehirlere yönelik göç dalgası akın akın devam etmiştir. Modernliğin ilk zamanlarından günümüze kadar olan süreçlerde olan gerçekleşen göç dalgalarında şehirlerin nüfusu muazzam boyutlara ulaşmıştır. Örneklendirecek  olursak bugün Japonya'nın başkenti Tokyo 38 milyonluk nüfusu ile 39 milyon olan Irak Cumhuriyetine neredeyse denktir. Resmi nüfusu 16 milyon olan İstanbul ise Trans-Kafkas (Azerbaycan-Ermenistan-Gürcistan) ülkelerinden daha kalabalıktır. Yukarıda belirtildiği gibi şehirlerdeki nüfus artışı insanların birbiri ile daha çok temas etmesini, daha çok temas ise nüfus artışını beraberinde getirir. Günümüzde tüm şehirler gelişen teknolojiden geleneklerini hangi ölçüde muhafaza ederse etsin bir şekilde nasibini almıştır.
Hadisin ahirzamanda kendisiyle amel edilen sünnet değerlenir “kısmı şehir bağlamında” şu şekilde yorumlanabilir: Şehirler (daha çok büyükşehirler) sürekli değişken bir yapı arz ettiği için değişimler baş döndürücü bir hızda ilerler. Bu baş döndürücü hız gelenek ve göreneklerin de aşınmasını veya perde arkasına alınmasını sağlar. Medeniyetimizin önemli bir parçası olan Peygamberimizin sünnetleri şehirlerin değişken yapısı içerisinde malesef perde arkasına alınmış olup, tatbik edeni fazla kalmamıştır. Bu durum sünnetlerin neden değerleneceği hususunda bir fikir vermektedir. Bu hususları belirttiken sonra bu ayki yazımı nihayete erdiriyor, gelecek ay da bu hadisi şerif bağlamında yorumlamaya devam edeceğimi ifade etmek istiyorum.
Etiketler:

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

0 / 255

E-posta adresiniz yayınlanmaz. Yalnızca adınız ve yorumunuz görüntülenir.