23 Ocak 2022 Pazar   

AHİR ZAMAN OLGUSUNU ŞEHİR-KÜLTÜR-MEDENİYET TEKNİĞİYLE YORUMLAMAK-5

 

YAZIMA başlamazdan evvel değerli gazetemiz okurlarımı samimiyetimle selamlıyor, bütün iyilik ve güzelliklerin kendileri ile olmasını içtenlikle temenni ediyorum.
Temmuz ayında başlatmış olduğum yazı dizisinin beşinci serisi ile siz değerli okurlarımın karşısındayım. Bu ay ki yazımda da ahir zaman olgusunu “şehir-kültür-medeniyet’’ tekniğinin “şehir kolu’’ ile yorumlamaya devam edeceğim. Bu hususları belirttikten sonra yazımıza geçelim.
Günümüzde kapitalist ve rekabetçi ilişkiler tarafından şekillendirilen şehir yaşamında ayakta kalmak oldukça zor bir hale gelmiştir. Günümüzde bilhassa büyükşehirlerde yaşayan insanların temel kaygısı “rahat yaşamak’’tan çok, “ayakta kalma’’ kaygısıdır.
Ayakta kalma kaygısı bir insanın zihin dünyasına hakim olur ve öncelediği şey o olursa doğal olarak dinden ve sünnetten uzaklaşacaktır. Bu durum sünnetlerin neden değerlendiğini açıklayacak mahiyettedir. Bilhassa büyükşehirler taşralardan farklı olarak homojen değil heterojen bir kültür yapısına sahiptir. Şehirde ayakta kalabilme adına kendisini bu heterojenliğe uymakla yükümlü hisseden herkes din ve örf eksenli şekillenen geleneklerini bir kenara bırakmıştır. Bu durumda doğal olarak sünnetlerden uzaklaşmayı beraberinde getirmiştir. Bu da sünnetlerin değerlenmesini açıklar mahiyettedir. Hadisin “helal para değerlenir’’ kısmını şehir bağlamında yorumlamak gerekirse şunları söyleyebiliriz: Daha önce de belirtildiği üzere şehir hayatı zordur. Şehirde yaşayıpta sağlam bir geliri olmayan veya kendisini yıllarca idare edebilecek bir serveti olmayan herkes için hayat zordur.
Günümüzde düşük bir gelirle hayatta kalmak namümkündür. Düşük gelirin getirmiş olduğu gelecek ve ayakta kalma kaygısı şehirlerde insanları hırsızlık, gasp, yankesicilik, dolandırıcılık gibi suçlara iteklemektedir. Bu durum daha çok şehirlerde istihdam alanının daralması sonucunda gerçekleşmektedir. Durumun bu olması helal para kavramını oldukça değerli bir hale getirmektedir.
Kapitalist ve rekabetçi ilişkilerin en çok görüldüğü yerlerin başında şehirler gelmektedir. Bu ilişkiler dahilinde şehir insanlarının pek çoğu yükselmek ve ayakta kalmak için adımlar atarken helal-haram kavramlarına hiçbir şekilde dikkat etmemektedirler. Bundan sebep haram kazançlar şehirlerde bilhassa fazladır. Bu hususda helal paranın kıymetlenmesini sağlar. Hadisin “candan bir dost kıymetlenir’’ kısmını şehir bağlamında yorumlayacak olursak şunları söyleyebiliriz: Şehir sosyolojisinde de belirtildiği üzere, köylerde yaşam oldukça sessiz ve yavaştır. Köylerde yaşamın yavaş ve sessiz yapısından dolayı, ilişkiler samimiyet temelinde kuruludur. Ancak şehirlerde yaşam oldukça hareketli ve hızlıdır. Baş döndürücü bir hızla ilerleyen büyükşehir yaşamı içerisinde samimi ve uzun zamanlı münasebetler tesis etmek namümkündür. Bu durum candan bir dostun neden değerleneceğini açıklar mahiyettedir. Modernleşen dünya ile birlikte büyükşehirler ne kadar heterojen bir kültüre sahip olsalar bile, yine de kendisine has bir kimlikleri ve belirleyici özellikleri vardır. Şehrin bu belirleyici özellikleri kendi içersinide yaşamasına karşın kendisine entegre olamayan kimseler için bir dışlanmayı da beraberinde getirir. Bu dışlanmaya daha çok modernleşme sürecinin dayattığı tek tipleşmeye biat etmeyenler maruz kalmaktadır. Bu dışlayıcılık durumu candan bir dost kavramının neden değerleniyor olduğunu açıklayan bir başka sebeptir. Bu hususları belirttiken sonra yazımı nihayete erdiriyor, yazı dizisinin bir daha ki serisinde de ahir zaman olgusunu şehir-kültür- medeniyet tekniğiyle yorumlayacağımı bildiriyorum.
Tüm değerli okurlarıma iyilikler dilerim.

Tarih: 11 Kasım 2021 Perşembe    Hit: 687




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol