Köşe Yazıları
13.08.2021
İçimizdeki fitne yangını sönmeden orman yangını sönmez
Av. Ali KAHRAMAN
1180
3 dk
0 yorum
ÜLKEMİZDE Akdeniz ve Ege bölgesinde yüzden çok farklı bölgede ortaya çıkan Orman Yangınları nihayet kontrol altına alınmış bulunmaktadır. Yangınların kontrol altına alınmış olması yaşadığımız üzüntüyü bir nebze olsun azaltmış olmakla birlikte, ortaya çıkan maddi zararın tespiti henüz yapılamadı. Şüphesiz ortaya çıkan maddi zarar giderilerek, yanan ağaçların yerine yenisi dikilerek ülkemiz yeniden yeşile boyanacaktır. Ancak yangının manevi zararından nasıl kurtulacağımızı kimsenin bilebildiğini düşünmüyorum.
İlk yangının başlamasından itibaren ülkemiz iki farklı düşünce yapısıyla karşı karşıya kaldı. Birinci düşünce yapısı ortaya çıkan bütün yangınlardan terör örgütünü suçlu bulan ve yangında ortaya çıkan zaafları hiçbir şekilde kabul etmeyen bir düşünce yapısına sahip insanlar. İkincisi ise yaklaşık 100 farklı bölgede yaşanan yangının söndürülmesinin ne kadar zor olduğunu düşünmeksizin söndürme faaliyetlerine hiçbir katkı sunmadan, sadece mevcut iktidarı suçlayarak ülkemizi İtibarsızlaştırmaya yönelik bir algı operasyonu yapan ve yangının çıkmasında etkisi olan terör örgütüne yönelik hiçbir eleştiri yapmayan muhalif düşünce mensupları.
Temmuz ayı içerisinde Akdeniz havzasındaki birçok ülkede yangınlarla karşılaştığımız bir realite olmasına rağmen, ilk yangın hadisesinden itibaren terör örgütünün bütün yangınları çıkardığı yönünde gerçekliği olmayan bir algı operasyonu başlatılmıştır. Konu siyasi bir alana çekilince bu kez de muhalefet yangında ortaya çıkan zaafiyet ve Türk Hava Kurumu uçaklarının çalışmaması üzerinden mevcut iktidarı eleştirmeye başlamış ve nihayetinde konu dünyadan yardım talepli sosyal medya organizasyonu yapmaya kadar gelmiştir. Ülkemiz bir cinnet iklimine doğru sürükleniyor ve bu duruma müdahale edecek bir akıl maalesef üretilemiyor.
Yetkili diye basın yayın organlarının karşısında çıkarılan kişilerin abuk- subuk beyanları toplumdaki bu bölünmüşlüğü daha da artırıyor.
İşi toparlamasını beklediğimiz sayın Cumhurbaşkanı da güncel meselelere yönelik beyanları ile toparlayıcı olmak yerine bir tarafın temsilcisi olarak algılanmaktadır.
Burada iki tarafı da değerlendirdiğinizde, muhalefetin ve AK Parti iktidarı karşıtlarının Türkiye’ye olan aidiyetlerinin gün geçtikçe yok olduğunu, iktidar karşıtlığının bilerek yada bilmeyerek Türkiye karşıtlığına doğru evrildiğini üzülerek müşahede etmekteyiz. İktidar ve destekçilerinin ise özeleştiri kültüründen uzak ve lider dışında bir çözüm merkezi bırakmadığı bir süreç yaşandığını görmekteyiz. Sayın Cumhurbaşkanının halk ile bütün iletişim bağlarının koparıldığını, adına danışman denilen bir azınlığın etrafını sararak ülke gerçeklerinin Recep Tayyip Erdoğan’dan saklandığı bir süreci yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Siyasi Bakanlar yerine Bürokrat Bakanların çözüm üretemediği bir idari yapıya mahkum olmuş durumdayız.
Gelecekte daha yaşanabilir bir Türkiye için herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi lazım. İktidarı ve Muhalefeti ile ya birlikte müreffeh bir ülke inşa edeceğiz ya da, hep birlikte ülkemizin batışını seyredeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı, danışmanlardan, atamalardan ve Cumhurbaşkanlığı kararlarından başını kaldırıp, halkla yeniden yakın bir irtibat kurabilirse, yeniden bir güven ortamı oluşturulur ve ülkenin sorunlarına çoğulcu çözümler üretilmesinin önü açılır. Vesselam…
İlk yangının başlamasından itibaren ülkemiz iki farklı düşünce yapısıyla karşı karşıya kaldı. Birinci düşünce yapısı ortaya çıkan bütün yangınlardan terör örgütünü suçlu bulan ve yangında ortaya çıkan zaafları hiçbir şekilde kabul etmeyen bir düşünce yapısına sahip insanlar. İkincisi ise yaklaşık 100 farklı bölgede yaşanan yangının söndürülmesinin ne kadar zor olduğunu düşünmeksizin söndürme faaliyetlerine hiçbir katkı sunmadan, sadece mevcut iktidarı suçlayarak ülkemizi İtibarsızlaştırmaya yönelik bir algı operasyonu yapan ve yangının çıkmasında etkisi olan terör örgütüne yönelik hiçbir eleştiri yapmayan muhalif düşünce mensupları.
Temmuz ayı içerisinde Akdeniz havzasındaki birçok ülkede yangınlarla karşılaştığımız bir realite olmasına rağmen, ilk yangın hadisesinden itibaren terör örgütünün bütün yangınları çıkardığı yönünde gerçekliği olmayan bir algı operasyonu başlatılmıştır. Konu siyasi bir alana çekilince bu kez de muhalefet yangında ortaya çıkan zaafiyet ve Türk Hava Kurumu uçaklarının çalışmaması üzerinden mevcut iktidarı eleştirmeye başlamış ve nihayetinde konu dünyadan yardım talepli sosyal medya organizasyonu yapmaya kadar gelmiştir. Ülkemiz bir cinnet iklimine doğru sürükleniyor ve bu duruma müdahale edecek bir akıl maalesef üretilemiyor.
Yetkili diye basın yayın organlarının karşısında çıkarılan kişilerin abuk- subuk beyanları toplumdaki bu bölünmüşlüğü daha da artırıyor.
İşi toparlamasını beklediğimiz sayın Cumhurbaşkanı da güncel meselelere yönelik beyanları ile toparlayıcı olmak yerine bir tarafın temsilcisi olarak algılanmaktadır.
Burada iki tarafı da değerlendirdiğinizde, muhalefetin ve AK Parti iktidarı karşıtlarının Türkiye’ye olan aidiyetlerinin gün geçtikçe yok olduğunu, iktidar karşıtlığının bilerek yada bilmeyerek Türkiye karşıtlığına doğru evrildiğini üzülerek müşahede etmekteyiz. İktidar ve destekçilerinin ise özeleştiri kültüründen uzak ve lider dışında bir çözüm merkezi bırakmadığı bir süreç yaşandığını görmekteyiz. Sayın Cumhurbaşkanının halk ile bütün iletişim bağlarının koparıldığını, adına danışman denilen bir azınlığın etrafını sararak ülke gerçeklerinin Recep Tayyip Erdoğan’dan saklandığı bir süreci yaşamak zorunda bırakılıyoruz. Siyasi Bakanlar yerine Bürokrat Bakanların çözüm üretemediği bir idari yapıya mahkum olmuş durumdayız.
Gelecekte daha yaşanabilir bir Türkiye için herkesin şapkasını önüne koyup düşünmesi lazım. İktidarı ve Muhalefeti ile ya birlikte müreffeh bir ülke inşa edeceğiz ya da, hep birlikte ülkemizin batışını seyredeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanı, danışmanlardan, atamalardan ve Cumhurbaşkanlığı kararlarından başını kaldırıp, halkla yeniden yakın bir irtibat kurabilirse, yeniden bir güven ortamı oluşturulur ve ülkenin sorunlarına çoğulcu çözümler üretilmesinin önü açılır. Vesselam…
Etiketler: