14 Nisan 2021 Çarşamba   

Av. Ali Kahraman / Avukat / Hukukçu Gözüyle /

YARGI REFORMLARI NEDEN ADALETE GÜVENİ TESİS EDEMİYOR

 

ÜLKEMİZ AK Parti  iktidarında  15 yılda kat ettiği ekonomik ve hukuki mesafeyi büyük bir hızla kaybetmeye başlamış bulunmaktadır. İktidara geldiği dönemde Türkiye’de yaşayan bütün insanları heyecanlandıran iktidar partisi, Liberal düşüncenin etkisi sonucu özgürlükçü bir bakış açısı ile yönetim anlayışını ortaya koymuş ve bunun sonucunda da hukuka ve adalete yönelik beklentilere ciddi anlamda olumlu cevaplar vermiştir.
2012-2013 yılından sonra AK Parti iktidarı Türkiye’de meydana gelen Gezi Parkı eylemleri ve fetö yapılanmasının ülkede estirdiği terörize eylemler sonucu içe kapanık ve milliyetçi bir söylem ile ülkeyi yönetmeye başlamış ve özgürlükçü yapısını terk ederek devletçi bir yönetim sergilemiştir. Hal böyleyken iktidar  partisi bir yandan Avrupa ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmeyi, bir yandan da hukuk alanında reformlar yapmayı sürdüregelmiştir. En son açıklanan 4. yargı reformu ile birlikte hukuk alanında bir çok yenilik doğrucu kararlar alınmış ve bireyin özgürlük alanını genişleten yeni hukuki düzenlemelere yer verilmiştir. Avrupa Birliği (AB) sürecine de etki edecek bir dizi düzenleme içerecek reformlarda en önemli başlıkları İfade Özgürlüğü, uzun tutukluluk sürelerinin kısaltılması ve yerel mahkemelerin AYM ile AİHM kararlarına uyumu ile ilgili yapılacak değişiklikler oluşturmaktadır.
 Ayrıca Ticari Uyuşmazlıkların daha kısa ve etkin çözülmesi ve bu davalara uluslararası tahkim usulünün uygulanmasına yönelik düzenlemeler de yapılmıştır.
Bu paketlere ilaveten yeni Anayasa çalışmasının yapıldığı ve kamuoyunun konsensüsü ile birlikte, 12 Eylül’ün ürünü olan mevcut Anayasanın da değiştirileceği ifade edilmiştir.
Bütün bu çalışmaların ve yasal düzenlemelerin toplumda ciddi bir heyecan oluşturması ve Adalet duygusunun halka sirayet etmesi gerekirken, geniş halk kesimlerine ciddi bir  olumlu yansımasının olmadığını görmekteyiz.
Buradan anlaşılan,  iktidar ile halk arasında artık eskisi gibi doğrudan iletişim kanallarının olmadığı gerçeğidir. Hükümet icraatlarını halka doğru kanallarla ve doğru bir dille aktaramamaktadır. Bunun yanında, hukukun uygulanma biçiminden ve süreç yönetiminden halkın büyük bir memnuniyetsizliği bulunmaktadır. Mahkemelerin Adil kararlar verip vermediği hususunda kamuoyunda olumsuz ve çok kötümser bir bakış açısı oluşmuş bulunmaktadır. Suçluyu Cezalandırma da Hakim ve Savcıların yasaya dayalı  karar vermelerinden daha çok, sosyal medya ve baskı gruplarının etkisinin sürekli arttığı bir süreç yaşanmaktadır. Sıradan halk için bu durum bir baskı ve kaygı unsuru olarak adalete güveni sürekli azaltmaktadır.
Adalete güvenin sarsılması, toplumun kendi çözümlerini üretmesine ve Ahlaki bir yozlaşmaya neden olur. Toplumları ayakta tutan iki unsur Adalet ve Ahlak’tır. Bu iki kavramın örselenmesi ülkemizi çürüten güvensiz bir ortamı doğurur. Böyle bir yapıda istediğiniz hukuki reformu yapın, mükemmel bir anayasa metni oluşturun halkı mutlu edemezsiniz.
Önce halk ile doğru iletişim kanalını oluşturmak ve örselenen Adalet duygusunu yeniden tesis etmek gerekmektedir.

Tarih: 13 Mart 2021 Cumartesi    Hit: 5579




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol