24 Mayıs 2018 Perşembe   

Ömer BERK / Genç Bakış / Tarihçi / Yazar

TOPLUMSAL KUTUPLAŞMA

 

BUGÜN içerisinde yaşadığımız Türkiye Cumhuriyeti’nin hudutları dahilinde birbirlerinden bütünüyle farklı ve bağımsız bir sürü fikir ve grup mevcuttur. Durum bu olunca herkesi tek bir çatı altında (vatan millet sevgisi ve manevi değerler hariç) birleştirebilecek ortak bir fikrin olması namümkün bir durumdur. Sonuç olarak özgürlükçü demokrasi ile yönetilen bir ülkede durumun bu olması son derece normaldir. Ancak normal olmayan ve asla normal kabul edilemeyecek birşey vardır. Ve asla normal kabul edilemeyecek olan şey toplumun bu siyasi görüş farklılıklarından birbirlerinden nefret etmesi, birbirlerine düşman olması ve bir siyasi fikrin ve bir siyasi şahsiyetin etrafında bağnaz bir kafayla toplanıp kutuplaşmasıdır.
Toplumsal kutuplaşma dediğimiz olay ise bugün içinde yaşadığımız ülke için malesef bir tehdit unsurudur. Bugün ülkece çok çeşitli saldırılar ve durumlar dolayısıyla çok zor günlerden geçmekteyiz. Bugün Türkiye’yi yok etmeyi arzulayan güçlerin görmeyi en fazla isteyeceği şeylerden bir tanesi ise Türkiye toplumunun dehşetli bir şekilde kutuplaşıp birbirlerini öldürecek raddeye gelmesidir. Tarihe dönüp bir baktığımız da toplumsal kutuplaşmalar geçmişe ismini altın harfler ile yazdırmış imparatorluklar ve devletler için de çok büyük bir tehdit olmuştur. Öyledir ki halklarının kutuplaştığı ülkeler dış güçlerin müdahalesine daha açık bir hale gelmiştir. 
781 yıl İslam hakimiyetinden kalmış olan Endülüs bu konu da güzel bir örnek teşkil etmektedir. Endülüs’teki Müslüman ahali zamanla bünyesinde ortaya çıkan çeşitli fikirler, mezhepler ve ırk ayrımları yüzünden kutuplaşmış ve bu kutuplaşma zamanla iç savaş ve kargaşalara dönmüş ve bu ayrılıklar zamanla Müslümanların gücünü düşürmüş ve nihayetinde 2 Ocak 1492’de Müslümanlar Endülüsü Hristiyanlara karşı kaybetmiştir. İçerisinde bulunulan ahval ve şerait bu olunca bizler Türkiye toplumu olarak kutuplaşmadan sonuna kadar uzak durmalıyız ve yolu vatana ihanetten geçmeyen her türlü ideolojiye saygıyla yaklaşmalıyız. Bu hususta devletimizin kendi üzerine vazife bir takım mesuliyetler vardır ve devletimizin ülkenin selamet ve istikarı için üzerine düşeni en iyi ve en güzel şekilde yapmalıdır.  
Yazımı rahmetli Muhsin Yazıcıoğlu’nun seçimler hakkında söylediği şu söz ile bitirmeyi arzuluyorum: “Sel gider kumu kalır, sizler seçimlerden sonra da akrabalarınız ve komşularınızla, komşu ve akraba olarak yaşamaya devam edeceksiniz.’’

Tarih: 17 Nisan 2018 Salı    Hit: 604




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol




E-GAZETE