02 Nisan 2020 Perşembe   

Mustafa SÖNMEZ / Araştırmacı / Yazar / İSAR

SURİYE’DE KÖPRÜDEN ÖNCE SON ÇIKIŞ İDLİB...

 

YILLAR önce Şam’da namaz kılarken giyme  hayaliyle diktirdiğimiz gömleğin düğmelerini daha ilk günden yanlış iliklediğimizden Suriye’de Fırat’ın batısında finale ciddi sorunlarla giriyoruz.  Topraklarında sırasıyla, Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekatları yaptığımız ülkede bu sefer Suriye ordusu ile sıcak çatışmaya girme riski ile karşı karşıyayız. 
Bir an önce İdlib’in Suriye’nin kontrolüne girmesini isteyen Rusya, Kasım Süleymani’nin şehit edilmesi sonrası ABD’nin hem Irak hem de Suriye’den gönderilmesi politikasını açıklayan İran, İdlib’ten sonra Afrin’de de varlığının tartışmaya konu olacağını bilen ve ciddi bir mülteci (bu sefer aralarına cihatçı grupların da sızacağı belli olan) akınıyla karşılaşmamak için bu sorunu Suriye topraklarında kalarak çözmeyi amaçlayan Türkiye uzun süredir  birlikte yürüttükleri süreçte yol ayrımına gelmiş görünüyorlar.
Soçi mutabakatı gereği; güvenli bölge oluşturma, silahsızlanmayı sağlama, cihatçı grupları ayrıştır-ma ve Lazkiye-Halep (M4) Şam-Halep (M5) otoyollarının güvenliğini sağlayarak trafiğe açma görevlerini üstlenen Türkiye belki de burada kalmasını sağlayacak zamanı kazanmak için bu görevlerini aksatırken Suriye ordusu,  özellikle aralık ayından itibaren yükselen bir ivme ile   İdlib’e kadar ilerleme kaydetti. 
Kendi topraklarını savunduğunun bir akıl tutulması nedeniyle bir türlü kamuoyuna anlatılamadığı  ülkemizde Suriye’nin,  Rusya’nın da ihmalinin bir sonucu olarak 7’si asker, 8 şehit vermemizle sonuçlanan saldırısı sonrası ise işler artık içeride daha zor ifade edilir hale geldi. 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’nin İdlib’ten geri çekilmesi için kendilerine mart ayına kadar süre vermesi ve Hatay üzerinden bölgeye asker ve askeri yığınak yapılması ile nereye varacağı şimdilik muhataplarımızın da vereceği kararlara bağlı olan yeni bir kaos dönemine girildi.
Amerika, İsrail ve tabii olarak körfez ülkelerinin de ellerini ovuşturarak izlediği bu sürecin bizim için barındırdığı askeri risklerin başında olası bir karşılaşmada Suriye hava sahasının kontrolünü Rusya’nın sağlaması  nedeni ile verebileceğimiz kayıpların  olması ve bunun sonucunda topyekün bir savaşın içine girmemiz geliyor. Esad’ın Fırat’ın doğusunda Abd güdümündeki YPG-PYD unsurları ile anlaşma ihtimali üzerine Rusya’nın duracağı yerin belli olmaması ve hatta Suriye’den yana tavır koyma ihtimalinin ağırlığı. Başta Menbiç-Tel Rıfat olmak üzere tüm güney sınırlarımızda YPG, Afrin ve Halep’te dahil Fırat’ın batısında Abd özel temsilcisi James Jeffrey’in  güzellemeler yapmaya başladığı HTŞ ve El Kaide türevleriyle karşı karşıya kalmamız. Kısacası Suriye’nin tüm faturasının bize kesilmesi ile devam ediyor. 
Doğu Akdeniz ve Libya açmazlarında ciddi mesai harcayan Ankara’nın kuru bir inatlaşmadan ziyade Suriye’den müzakere ile sonuç almaya çalışması aklın tek yolu olarak görünüyor. Sonra Çamlıca’da namaz kılmak hepsinden daha ucuza. 

Tarih: 14 Şubat 2020 Cuma    Hit: 2650




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol