22 Ekim 2019 Salı   

Mustafa SÖNMEZ / Araştırmacı / Yazar / İSAR

SÖZ ÇOK YER DAR

 

ASLINDA İdlib’i yazacaktım. Hani şu Suriye’de yediğimiz hurmaların mayasıllarımızı test edeceği günlerin habercisi İdlib’i. Fırat’ın doğusundan çok daha önce toprak bütünlüğümüze tehditler barındıran İdlib’i. (Bu arada fikrimi beyan etmiş oldum.)
Ancak ne mümkün! 
Bir yumurta haşlanana kadar gündemi on kere değişen ülkenin afişlerine düşen bir ilandan sonra kararım değişti. İlana göre “Ömer’ler aranıyordu” Daha ilginç olanı ise  ilanı veren makamın “Ömerlik Makamı” olmasıydı.
İlanı okuyunca eski televizyonlar gibi vurunca çalışan beynimin lob sibopları meme yaptı. Bırakın platini, saç tenekeden bile parçalar taşımayan kafatasımda meme ha- disesi peydah olunca dudak egsersizlerine başlayan abazanlardan korunmak için balenli şapkalar aldım. Sonra şapkalarım ve ben  Ömerleri bulacağımı düşündüğüm bir iki mekana doğru düşünsel bir yolculuğa çıktım.
Çeyrek zikirli yarım fikirli aklımla bile din tarihimizde çeyrek asırlık bir döneme dair bu konu için gereğinden çok şey hatırlayabiliyorum bir çırpıda.  Bizim coğrafyada Ömer dedinmi, ebabil dedinmi kaburga dolması malzemesi gibi ne menkıbelerin ne de rivayetlerin önünü alabilirsin. Hatta dilinden ne koyarsan alır içine. Yeter ki etten önce pişsin.
Önce bu ilanın aynı zamanda bir kusur veya suçun ikrarı ya da bir günahın tövbesi anlamını taşıyabileceğini düşünüyorum. Yeni Ömerler bulmak eskilerini bulmaktan daha güç. Ömer olacak bir dünya kurmadı son eskiler, son nesillere. 
Eskilerin büyük bir çoğunluğu santral sahibi olmayı kutsadıklarından mum ışığında iş yapmayı zul saydılar kendilerine. Saymaya da devam ediyorlar. Her yeni uyarıya rağmen. Kaideler kuruldu ve üzerlerine Ömer’in değil ama Osman’ın yüz ve yol verdiği (izninizle küçük harfle yazıyorum) mervan, muaviye ve yezidlerin bibloları kondu. Nepotizmin, kronizmin, kliyentalizmin tarihteki en büyük uygulayıcılarının bibloları. Köşelerini onlar süslüyorlar bir de fiskos masalarını. İdolleri çünkü.
Yeni Ömerlerin bulunabileceği çok küçük mekanlarda ise insanlar  Ayşe veya Mehmet  olarak kalmak için bile artık eskisinden çok çaba göstermek durumundalar. Çocukları askere giden, şehit olan, çalışan, üreten,okuyan, vergi veren,sıra bekleyen, evini, çoluğunu çocuğunu kıt kanaat geçindirerek tam da zalim ve yersiz “ruhbanların” işaret ettiği gibi “bir lokma bir hırka” yaşamak zorunda kalan onlar için hedef; Ayşe ve Mehmet olarak kalabilmek. Yakın gelecekte yükleri daha da ağır ve havaleli olacak onların.  
Bir de ebabil meselesi açmıştım az evvel. Var ki hiç kimsenin rivayet ve menkıbe süsleme sanatlarına ihtiyacı olmayacak şekilde açık ve net. Ebabillerin bir sebebi vardı. Bir hikayeleri. Annesinin karnında elli gün sonra doğacak olmayı bekleyen son peygamber. Bugün ise ne sebep ne hikaye bıraktık. Bırakın ebabilleri kargalar bile kırdıkları cevizlerin kabuklarını atacak değiller fillerin tepelerine. Öyle bir toplum kalmadı çünkü. Kimse kırdığı cevizlerin kabuklarını atmasın. Kaynatıp suyunu içmek gerekecek bir gün. Cevizler? Onları da O’na söylerler. 

Tarih: 17 Eylül 2019 Salı    Hit: 756




  • Bahadır vatansever  17/09/2019 14:42:21

    Omerler sokaklarda abi yuregine saglik