Yaşanılan şu alemde insan korkunç bir ikilemde gidip geliyor. Ya rezilce bir hayatı tercih edip, bu tercihinin sonucu olarak para, makam, mal, ve mülk elde ederek ruhunu şeytana satmış bir mücrim olarak hayatına devam ediyor, ya da vakur ve dürüst bir hayatı tercih Edip geniş toplulukların zavallı ve habis bir insan olarak gördüğü yalnız bir hayatı yaşamaya mahkum oluyor. Birinci tercihte bulunan insanların toplum içerisinde şaşalı bir hayatı olmakla beraber, yalnız kaldığında aynaya bakamayacak kadar korkak ve çekingen bir böcek gibi yaşadığını müşahade etmekteyiz. Halbuki ikinci tercihi yapan insanların kendisiyle barışık, özgüveni yerinde ve bütün badirelere rağmen mutlu bir hayat sürmekte olduğunu görürüz.
Siyasetin bu kadar toplumu ve sosyal hayatı belirlediği günümüz Türkiye’sinde nerede ise herkes birinci tercihle yaşamanın peşine düşmüş, bu uğurda bütün değerlerini yavaş yavaş kaybetmeye başlamıştır. İkinci tercihte bulunanlar ise reel siyasete uzak durmuş, siyasilerde onları bu yapılardan izole etmek için her yolu denemiştir
Vatanımız çorak bir iklime doğru hızla gidiyor ve yeni bir vahiy de gelmeyeceğine göre ülkemizi karanlık günlerin beklediğini söylemek abes olmaz diye düşünüyorum.
Bir önceki yazımda Şirin ilçemiz Bayrampaşa‘nın karar vericileri tarafından yeni bir bayrampaşa’nın ilçemizde peyda olmasına vesile olduklarını görmüş ve Nefilerin bu semadan ebediyen kovulduğu belirtmiştik. Yani çorak iklim ilçemizi de yavaş yavaş çöle döndürecek gibi…
Her ne kadar mutlu insanların yaşadığı bir belde oluşturmak iddiasıyla birileri iktidara gelmişse de birkaç İnsanın mutluluğunu esas aldığından maada yapılan son savcılık operasyonuyla ortaya çıkan boşluğu doldurmak için AK Parti cenahı akın akın saldırarak bu beldeyi yeni Vezir-i Azam’a teslim etmiş bulunmaktadır.
İlçede oluşan yönetim kadrosunun ilk icraatlarına baktığımızda, falanın ve filan’ın şoförü ve Ferihtaşın korumasının önemli birimlere atandığını, 25 yıllık Bayrampaşa refah – ak parti başarılı belediyeciliğinin neferi olan eski idarecilerin bir çoğunun yüzüne dahi bakılmadığını ve siyasetin beklentilerine bakmaksızın sadece belediyesi için yıllarca can siperane çalışan bazı insanların da görevden alındığını görmekteyiz. Şimdilik sevindirici olan şey, paşa henüz birisi için urun kellesini demedi… ne zaman dirayet ve basiret kavramlarından ve idari tecrübeden uzak insanlar iş başına gelse hemen tevil ekibi koro halinde bir şeyler seslendirirler. Derler ki “ yok ya bu ilçe bu kadar sahipsiz değil; ilçesi, ili, Genel merkezi burada yapılacak idari tasarruflara mutlaka müdahale eder” sonra uykudan uyandığımızda görürüz ki ne Bayrampaşa ne İstanbul ne de Ankara kimsenin umurunda…