03 Aralık 2020 Perşembe   

Naser ŞİMŞEK / İnşaat Mühendisi / Teknik Bakış

MİSAK-I MİLLİ

 

“BENİM Naciz Vücudum Elbette Toprak Olacaktır, Ancak Türkiye Cumhuriyeti İlelebet Payidar Kalacaktır” diyor Gazi Mustafa Kemal Atatürk.
Hazan mevsimini yaşıyoruz. Hazan aynı zamanda hüznü de yaşatıyor bize.
Hazan mevsiminin bu ayında toplum olarak en büyük hüznümüz Kurtuluş Savaşımızın Başkomutanı, Türkiye Cumhuriyetinin Kurucu Lideri, Atatürk’ümüzün ebediyete intikal edişinin yıldönümü olmaktadır.
Misak-ı Milli sınırlarına ulaşmak en büyük hedefi idi Atatürk’ümüzün.
Bu uğurda hayatı boyunca büyük mücadeleler verdi. Hatta ömrünün son günlerinde Hatay’ı “Misak-ı Milli” sınırımızın bir hedefi olarak Türkiye Cumhuriyeti topraklarına kattı.
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Ekim 2016’da muhtarlarımıza hitaben yaptığı konuşmanın bir bölümünü sizlerle paylaşmak istiyorum.
“Osmanlı öylesine büyük bir devletti ki, bu devin yıkılışı milletin üzerinde maddi ve manevi derin yaralar açtı. 1914 yılında, 2,5 milyon kilometrekare olan topraklarımız, 9 yıl sonra 780 bin metrekareye düştü. Kurtuluş Savaşı'na girerken hedef Misak-ı Milli'ye sahip çıkmaktı.”
“Maalesef hem batı hem de güney sınırlarımızda Misak-ı Milli hedeflerimizi koruyamadık. Dönemin şartları itibarıyla bu durumu mazur görenler, göstermeye çalışanlar olabilir. Bu yaklaşımı bir yere kadar mazur görmek mümkündür. Bu Milli Sınırlara ulaşmamızı istemeyenlerin bir nedeni de Selçuklu ve Osmanlı geçmişimizi bize unutturmaktır” şeklinde önemli konuşmalarından birini yapmıştır Sn Cumhurbaşkanımız.
Peki nedir bu Misak-ı Milli?
 “Mîsâk-ı Millî veya Millî Misak (Günümüz Türkçesi ile Millî Yemin diye güncelleyebiliriz)’’; Kurtuluş Savaşı'mızın siyasi manifestosu olan altı maddelik bildiridir. İstanbul'da toplanan son Meclis-i Mebûsan tarafından 28 Ocak 1920'de oy birliği ile kabul edilmiş ve 17 Şubat'ta kamuoyuna açıklanmıştır. Bildiri, I. Dünya Savaşı'nı sona erdirecek olan barış antlaşmasında Türkiye'nin kabul ettiği asgari barış şartlarını içerir. Yine Misak-ı Milli sınırlarını konuşmamız gerekirse Batı Trakya ve Oniki ada ile başlayıp, Batum, Kıbrıs ile Halep ve Musul vilayetlerinin oluşturduğu sınırlar olarak görüyoruz.
Cumhuriyetimizin ilamından bu yana milli hedeflere giderken, dahili ve harici milli olmayanların, milli olanlar ile mücadelesine sürekli tanıklık ediyoruz.
Kasım ayında yapılan ABD seçimlerini bu perspektiften de değerlendirmemiz gerekir diye düşünüyorum.
Özellikle son on yıl içinde yaşadıklarımızı tekrar tekrar irdelemek, değerlendirmek gerektiğini tekraren hatırlatmak istiyorum. Kalın sağlıcakla.

Tarih: 19 Kasım 2020 Perşembe    Hit: 1569




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol