06 Temmuz 2020 Pazartesi   

Av. Ali Kahraman / Avukat / Hukukçu Gözüyle /

MERHABA

 

HAYAT bir merhaba ile başlar ve Allah’a ısmarladık ile hitama erer.
Ben de yıllarca heyecan duyarak takip ettiğim Paşavizyon Gazetesi’ndeki yazıma Merhaba ile başlamak istiyorum.
Yazmam için tarafıma tahsis edilen bu köşede Hukuk ve Adalet ekseninde dilimin döndüğünce bir şeyler anlatmak ve yazıya dökmek istiyorum. 
Dünyada medeniyet kuran ve halkının yönetiminden memnun olduğu ülkelere baktığımızda öne çıkan iki unsurun, Hukuk Devleti olması ve adaletin o ülkede hakim olması hususlarının olduğunu görürüz.
İslam dininin henüz yayılmaya başladığı Mekke döneminde müşriklerin Müslümanlara uyguladığı ambargo ve zulümden kurtulmak için Hz. Muhammed’in bir kısım Müslümanı Habeşistan’a hicret etmeleri yönünde ikna ederken kullandığı temel argüman “ Orada Adaletle Hükmeden Bir Kral Vardır” yargısıdır. 
Hz. Peygamber Habeş Kralı Necaşi’nin dilini, dinini ya da ten rengini öne çıkarmamış, onun adil kişiliğine vurgu yapmıştır. 
Asrı Saadette de özellikle Hz. Ömer adaleti ile anılmıştır.
Türk Milletinin yani Atalarımızın da kurdukları Devletlerde yönetim mekanizmasında öne çıkardığı temel unsurlardan birisi adalet olmuştur. Osmanlı Devleti’nin kendi ahalisine ve özellikle Gayrimüslüm tebaaya yönelik uygulamaları tam bir Adil Devlet algısını oluşturmuş ve bütün dünyaya da örneklik teşkil etmiştir.
21. yüzyıl maalesef Hukuk Devletinin ve Adaletin esamesinin okunmadığı, insanlığın büyük bir trajedi ile karşı karşıya kaldığı bir zaman dilimi olarak hafızalara kazınmıştır.
11 Eylül 2001 tarihinde New York’ta İkiz Kulelere yapılan ve hala sır perdesi kalkmamış olan saldırları neticesinde, dünya başka bir yöne evrildi. Soğuk Savaşın sona ererek dünyanın tek kutuplu bir hale geldiği ve Kapitalizmin ilke ve çıkarlarının Devletlerin menfaatlerinin önüne geçtiği bu aşamada, Hukuk ile Adaletten yoksun yönetimler oluşturuldu. Bu yönetim mekanizmalarının başında olduğu Devletlerin yeni  düşmanı olarak da Müslüman unsurlar belirlendi.
Önce terörize edilen örgütler üzerinden müslümanlara yönelik yürütülen acımasız savaş, daha sonra çeşitli bahanelerle müslüman devletlere yöneltildi. Bu devletlerin sözde despot yöneticilerine yönelik  eylemlerle  de bütün ülke halklarının can, mal ve namus  emniyeti ortadan kaldırıldı.
Bu dönemde Türkiye, bu yaşanan İnsanlık dramının tam ortasında kalmıştır.
Türkiye 21. yüzyılın ilk 10 yılında dünyaya örnek olacak bir şekilde Hukuk Devleti ve Adaletli bir yönetim sergilemiştir. Lakin 2013 yılında meşru hükümete  yapılmak istenen bürokratik kumpas ve 15 Temmuz darbe girişimi Türkiye’nin Hukuk ve Adalet terazisinin ters yüz olmasına sebep olmuştur. Devlet her ne olursa olsun adaletin tesisi ile güçlenir. Bu ilkeden vaz  geçmek Devlet-Millet bütünleşmesini engeller ve her geçen gün mutsuz ve umutsuz bir halk kitlesinin oluşmasına sebep olur. Yöneticilerin adaletin tesisi için mazeret üretmeksizin çaba göstermesi gerekmektedir. Vesselam…

Tarih: 15 Mart 2020 Pazar    Hit: 872




  • Fatih ŞENGÜLER  16/03/2020 18:57:52

    Sevgili Üstadım yazıya başlamanız beni ziyadesi ile mutlu etti. Size olan muhabbetim malumunuzdur. Bu vesile ile duyduğum sevinci ifade ederken sizi tebrik ediyorum..