09 Temmuz 2020 Perşembe   

Mustafa SÖNMEZ / Araştırmacı / Yazar / İSAR

KİMSEYİ ATEŞKESMEZ...

 

İDLİB’te çözüm aramaya koyulan Türkiye ve Rusya arasında geçtiğimiz günlerde “ateşkes” diye okunan ancak metnine “askeri faaliyetlerin durdurulması” diye yazılan bir anlaşma imzalandı. Bu sayede bir süre kan akmayacak. Ama bu böyle gidecek mi? Çok isterim ama çok inanmıyorum.
Birbirinden farklı görüş ve çıkarlarla bölgede bulunan devletlerin sayısına, bunların bölgedeki planlarına bir de 150’ye yakın silahlı terör örgütünün varlığını ekleyince bunu söylemek için çok güçlük çekmiyorum maalesef.
Bir tarafta Suriye’nin bölünmesi için yapılmadık fitne bırakmayan pastör ekibi (Abd, İsrail, Suudi Yahudistan, Birleşik Atlantik Esirleri) diğer yanda bölgedeki varlıklarını Esad’ın vekaletnamesi ile meşrulaştırmış (Rusya ve İran) ve nihayet siyasi aklıyla bir dargın bir barışık, bölgeyle sorunlu sınırları çok uzun olan ve başladığı günden beri Suriye savaşının en ağır faturalarını ödeyen Türkiye. Başta Almanya, Fransa, Çin olmak üzere irili ufaklı en az yirmi ülke daha.
Bu kadar ağza pay edilince hiç birinin dişinin kovuğunu dolduramayacak ülkede yerleşik (yakında Abd tarafından terör listesinden çıkartılırsa şaşırmayacağım) başta H.T.Ş, sonra çeşitli büyüklükteki El Kaide türevleri ile ne Abd ne de Rusya tarafından terörist olarak algılanmayan, herkesin kullanımına talip YPG-PYD gibi örgütler.
Bu kadar potansiyel problemin içinde sürdürülmesi zor sürecin kendisi de sanıldığı şekliyle bir ateşkes değil. Üç maddeli anlaşmanın ilk maddesinde ifade edildiği gibi taraflar askeri faaliyetlerini durduracak. Az önce saydığım pastör ekibinin satın aldığı veya alabileceği teröristlerin çakacağı ilk kıvılcım sürecin adı ne olursa olsun sonunun kulağına günah fısıldayacak. Çünkü bizim çıkarmadığı- mız ama zamanında sürmesi için çok harladığımız bu anlaşmazlığın Suriye’nin mutlak bölünmesiyle sonuçlanmasını istemeyen ülke çok az. Onlar da bu dileklerine Esad’ın ömrü kadar mum yakacak ya da çaput bağlayacaklar. Sonra?
Sonra masayı kuranlar, daha doğrusu kimlerin toplayacağını planlayanlar mutlaka en iyi bildikleri işi yapacaklar. Sebep bile sayılmayacak bir girişimle hedeflerinde bizim topraklarımızın da içinde olduğu hayallerine beden tutturmak için prova kabinine çekilecekler. En az beş-altı yıldır dile getirdiğim şekliyle korkarım ki ortalık Türklere, Araplara,Fars ve Kürtlere bırakılacak. Dünya seyredecek.
Ya da her dile getirenin bir çırpıda “hain” ilan edildiği çözümlere kulak verilecek. Bölgenin tarihi, kültürel birikimi hatırlanacak ve belki de ilk kez liderleri bir araya gelmenin bir yolunu bulacaklar. Bu da benim hayalim ve biliyorum ki on yılın sonunda diğerlerinin yanında fazla romantik. Ama daha çok kansız…

Tarih: 15 Mart 2020 Pazar    Hit: 5478




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol