16 Ekim 2021 Cumartesi   

Emir BURAK / Diplomatik Bakış / Uzman Gözüyle /

GÜNDEM AFGANİSTAN

 

SON 1 AYDIR Afganistan meselesi hâlâ ülkemizde ilgili çevrelerin gündeminde. Kimine göre Amerikan askerlerinin ülkeden çekilmek zorunda kalması ve bunun nihai sonuçları Afganistan'ı iç savaşa doğru itiyor. Kimine göre ise on yıllardır süren savasın tek tarafın mutlak galibiyeti ile sonuçlanması uzun vadeli istikrar için umut verici. Sadece siyasi yönelimli sağ ve sol siyasetin kısır dış politika okumalarının ötesinde  kişisel kanaatim vatandaşımızın meseleye daha objektif yaklaşabileceği bir perspektifin gerekli olduğu...
Öncelikle Orta ve Güney Asya'nın ortasında bulunan Afganistan 38 milyonluk nüfusu ve tarihi münasebetler sebebiyle Türkiye için hükümeti kim olursa olsun vazgeçilemez bir konumda. Bunun ötesinde 21. Yüzyılın gerçeklerinden olan göç meselesi Afganistan'ı derinden sarsmaya devam ediyor. Türkiye'miz maalesef bu duruma coğrafi konumu sebebi ile kayıtsız kalması pek mümkün değil. İç politikada muhalefetin argümanı DAES ve Al-Kaide gibi kökten dinci selefi yapıları Taliban ile özdeşleştirmek olsa da, Taliban sözcüsü Zeibullah Mucahid geçtiğimiz günlerde bir Türk televizyonuna verdiği röportajda İslami kimlik ve tasavvuf anlamında Türkiye ile yakınlıkları olduğunu belirterek bu yaygın kanaate bir bakıma cevap vermiş oldu. Mesele bir grubu aklamak ve karartmaktan ziyade sosyolojik olarak yapısını irdelemek. Elbette ki  Afganistan'da İslam yaşayış bakımından daha sıkı uygulamaya tabii lakin yine de Taliban Çin ve Rusya gibi ülkelerin tanınmasını kabul edebildiğine göre öbür yapılardan bağımsız ve milli bir duruşa sahip. Öbür taraftan, Avrupa ülkeleri ve Amerika, Taliban yönetimi meselesinde şimdilik bekle ve gör politikası izlemeyi tercih ediyor. Bunun sebebi Taliban yönetiminin insan haklarını ve kişisel özgürlükleri nasıl yorumladığını görmekle beraber uzun süredir savaştıkları bir unsuru bir çırpıda tanıma zayıflığına düşmemek. Biraz gündemin soğuması ve perde arkası diyaloglarla beraber Talibanı ile daha yoğun temas uzun vadede gerekli olacak. Veya batı özellikle Amerika, Türkiye ve Katar gibi Taliban'la iletişimi daha köklü olan ortakları üzerinden bir diyalog yürüteceği öngörülüyor. Türkiye, Avrasya'da bu şartlarda önemli bir diplomatik pozisyon elde etmiş gözüküyor. Ancak Körfez ile olan ilişkilerde Pakistan ve Katarın ara bulucu rolü Türkiye'den daha güçlü olacak. Bu başka bir baslık konusudur...
Birçok Avrupa ve Amerika merkezli düşünce kuruluşu analiz yazılarında Taliban'ın 1996-2001 arasındaki geçici yönetiminin baskıcı ve radikal politikalarını hatırlatırken, Taliban şu an daha pragmatik bir politikayla dünyaya ılımlı mesajlar veriyor. Nihayetinde izole olmuş bir ülkede "Tıpkı İran gibi" ekonomik şartların sürdürülebilmesinin ne kadar zor olduğunu anlamış durumdalar. Son görünümde Taliban Afganistan'ı Çin – Türkiye ve Katarla yakın zamanda yoğun bir ticari faaliyete girişeceği ve ülkenin yeniden imarında bu ülkelerden destek alınacağı, ayrıca uluslararası havalimanlarında Türkiye ve Katar’ın rolünün devam edeceğine kesin gözüyle bakılıyor. Zannımca ülkemize düşen iç siyasetin basit gündemine takılmadan iyi bir kâr-zarar analizi ile ilişkileri yürütüp mevcut konjonktürden maksimum kazancı sağlamak. Bu şekilde hem göçmen sorununa karşı efektif bir ilişki kurulur hem de bir Asya ülkesiyle daha artan bir ticaret potansiyeli yakalamış oluruz...

Tarih: 15 Eylül 2021 Çarşamba    Hit: 480




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol