16 Ekim 2021 Cumartesi   

Mustafa HATİPLER / Doç. Dr. / Öğretim Üyesi / Rumeli Mektupları

GÜN AKŞAMLIDIR

 

CENAP Şehabettin’in: “Yaşamak her saniye ölmektir” şeklindeki tespiti bile dünyanın faniliğini hatırlamamıza yetmiyor.
Dünyanın faniliğinden şüphemiz yok ancak yaşamaya dair inancımız ve arzumuz bu faniliğe meydan okurcasına dimdik ayakta duruyor. Bu inanç ve arzumuz sanki fanilikten güç alıyor. Yaşanan onca sıkıntı bu inanç ve arzumuzu sarsmak yerine adeta kamçılıyor. Cenap Şehabettin’in: “Yaşamak her saniye ölmektir” şeklindeki tespiti bile dünyanın faniliğini hatırlamamıza yetmiyor. Tıpkı Şair Yılmaz Odabaşı’nın dizelerinde yazdığı gibi:
''Kısa bir öyküdür yaşamak,
Uğruna upuzun acılar çektiğimiz.
Bir türküdür yaşamak,
Bir daha bir daha söylemek için delirdiğimiz.''
Gerçekten de kısa bir öykü yaşanak. Nihayetinde “Avazeyi Davut gibi salmak” ve “Hoş bir sada bırakmak”tan ibaret olan kısa, kısacık bir öykü. Bu öykünün esası, Peygamber- i Zilşan Hazret- i Muhammed (SAV)’in: “Beni ihtiyarlattı”  diye bizleri uyardığı, Hud Suresinin : “Festekim kema umirte” yani” “Emrolunduğun gibi dosdoğru ol”  ayetidir. Geçtiğimiz günlerde bir dost meclisinde dünyaya dair bazı diplomaları eksik olan bir kardeşimizin: “Ağabey, haklısın ama ben daha çok ahiret diplomalarımı arttırmak derdindeyim” şeklindeki duruş ve tespiti, bu kısacık öykünün özetinden başka bir şey değil. Kısacası bu faniliği ve ahiret yurdunun ebediliğini unutmama ve emrolunduğumuz gibi dosdoğru olmak lazım.
Belkide bu yüzden Osmanlı hükümdârlarının, Hakk’ın huzuruna varmak için geçtikleri Cuma selâmlığı gibi merasimlerde.  halkın:  “Padişahım çok yaşa!” nidalarının yanında bir görevli ihdas ederek kendilerine: “Gururlanma Hünkar’ım, senden büyük Allah var” diye seslendirmeleri bu faniliği unutmamak içindir.
Yaşamak denilen kısacık öykü, Rahmetli Târık Buğra’nın, bir hikâyesinde, Evliyâ Çelebî’den naklen söylediği şu sözlerde saklıdır:
“ Gün akşamlıdır Devletlüm, dün doğduk, bugün ölürüz!”
Gerisi laf ı güzaf.
***
Tarık Buğra (1918-1994); hikâye, roman, tiyatro, gezi, röportaj ve fikir yazıları (fıkra, makale, deneme, eleştiri) başta olmak üzere edebiyatın pek çok türünde kalem oynatmış ve Cumhuriyet Devri Türk Edebiyatı içerisinde adından söz ettirmiş önemli bir yazardır. Tarık Buğra’nın burada söz konusu edilen türler arasında özellikle romancılığı ile ön plana çıktığı görülür. Fakat sayı bakımından fazla olmamakla birlikte yazarın hikâyeleri de hem içerik hem de anlatım bakımından dikkate değer bir nitelik arz eder. Bu noktada “Gün Akşamlıdır” başlıklı hikâye, Tarık Buğra’nın hikâyeciliğini ve sanat anlayışını yansıttığı gibi, eğitimle ilgili sosyal eleştiriye dayanan içeriğiyle onun fikrî yörüngesinin de anlaşılmasını sağlar. İncelemede “Gün Akşamlıdır” başlıklı hikâye, Tarık Buğra’nın sanat anlayışı ve düşünce yapısı merkeze alınarak, olay örgüsünün ilerleyişine bağlı kalınmak suretiyle ve belli ölçüde anlatıbilimsel metotlardan faydalanılarak, içeriği noktasında tahlil edilmeye çalışılmıştır.

Tarih: 15 Eylül 2021 Çarşamba    Hit: 603




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol