Polis ekiplerinin 25 Ocak Çarşamba günü, Gaziosmanpaşa Belediyesi’ne düzenlediği baskın, büyük yankı uyandırdı.
Herkesin “Gaziosmanpaşa’da neler oluyor?” diye düşündüğü bir anda, imdada belediyenin açıklaması yetişti. Açıklamayla operasyonun aslında başlangıç tarihinin Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Dr. Erhan Erol’un suç duyurusuyla 3 ay önce başladığı ortaya çıktı.
Belediyedeki rüşvet ve yolsuzluk çarkına “çomak sokan” Başkan Erhan Erol, bugüne kadar birçok defa eleştirmemize rağmen doğrusu bizlerden de övgü aldı. Bizleri yakından tanıyanlar bilirler, geçmişte Gaziosmanpaşa Belediyesi’nin, Sultangazi bölgesine “nasıl olsa ilçe olup ayrılacaklar” diye yeterince hizmet vermediği konusunda eleştirilerimiz olmuştu.
Ama bugüne baktığımızda Başkan Erhan Erol’un olayı yatıştırmak yerine üzerine gitmesi, Mel Gibson’un başrolünü oynadığı ve İngiltere’nin İskoçya’da yaptığı haksızlıklara başkaldırıyı anlatan bir film olan “Cesur Yürek”i hatırlattı bizlere. Bir yanda emlak ve çevre vergilerini güçlükle ödemeye çalışan dürüst vatandaşlarımız diğer yanda ise belediyeye olan borçlarını ödemek yerine rüşvetle sildirmeye çalışanlar uyanıklar(!)…
Geçmişte Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Mustafa Yeşil’i şehit veren bir kurumun başında oturan Erhan Erol’un olayları yatıştırmak yerine üzerine giderek “al gülüm - ver gülüm, çarkına çomak sokması” doğrusu bizlerden “cesur yürekli” bir davranış olarak takdir gördü. Ne diyelim darısı diğer başkanlara…
HHH
KENT KONSEYLERİ NE İŞE YARAR?
Kuruluş amacı olarak, ilçede yaşayanları kaynaştırmak, hemşehrilik bilincini geliştirmek ve ilçenin ihtiyacı olan projeleri yerel yönetimlere tavsiyede bulunmak için kurulan “Kent Konseyleri” formaliteden öteye geçemiyor.
“Kent Konseyi”nin 5393 sayılı Belediye Kanununun 76’ncı maddesine istinaden ilçe belediyeleri tarafından kurulması ve desteklenmesi gerekiyor. Bu bir kanuni zorunluluk. Fakat yılda 2-3 defa yapılan toplantılar, bu kurumları işlevsiz bir hÜ¢le getiriyor.
Üyeleri, ilçede görev yapan kamu kurum ve belediye yöneticileri ile meclis üyeleri, muhtarlar, dernek başkanları gibi ilçeye yön verenlerden oluşan Kent Konseyleri, ilçenin geleceğinin şekillendirilmesinde yapıcı bir rol üstlenmeli.
Üyeler de “kariyer” değil; komşularının, hemşehrilerinin sıkıntılarını kürsüde dile getirecek kişilerden seçilmeli.
Ana muhalefet partisinin bile görevini tam olarak yerine getirmediği ülkemizde yerel yöneticilerimiz de eleştirilere tahammül etmeli, “en iyiyi ben bilirim” yerine yönetimde çok sesliliğe destek vermelidir.
Ülkemizin “yıkıcı” değil “yapıcı” muhalefete, “ayrışmaya” değil “birlik ve beraberliğe” ihtiyacı olduğu ise asla unutulmamalı…