15 Aralık 2018 Cumartesi   

Sabahat Süer GÜLÜM / Sınav Koleji Kurum Küdürü / Eğitimci Gözüyle /

EĞİTİM YILI BAŞLADI AİLELERE TAVSİYELER

 

YENİ eğitim-öğretim yılı başladı. Binlerce öğrenci ilk kez okul heyecanını tadıyor.
Uzun bir hazırlık döneminin sona erdiği, heyecanın ve tatlı bir telaşın başladığı yeni eğitim yılı 17 Eylül Pazartesi okulların açılmasıyla başladı. Hazırlıklar yapılırken her şey yolunda gitse de okulun ilk günlerinde ve ilk haftalarında bazı şeyler ailelerin planladığı gibi olmayabiliyor. Özellikle çocukların ailelerinden ayrılmak istemeyişi ve okula gitmeye karşı tepki göstermesi bazı ailelerin oldukça zor bir dönemden geçmesine neden oluyor. Ancak doğru yaklaşımların belirlenmesi ve sorunun çözümüne dönük analizlerin yapılmasıyla bu dönemi kolayca atlatmak mümkün.
Okula yeni başlayan her çocuk korku yaşayabilir. Bazıları ilk günler okula gitmek istemezken bazıları okulun ilk günlerini mutlu bir şekilde geçirmesine rağmen aradan bir iki hafta geçtikten sonra okula gitmek istemediğini söyleyebilir, ailenin her iki durumda da paniğe kapılmaması gerekir, öncelikle her ebeveyn okulun çocuk için yepyeni bir ortam olduğunu kabul etmesi ve kaygısını anlaması gerekir.
Çocuk için yeni bir çevre olan okul, anne-babanın kaygısıyla tehlikelerle dolu bir alana döner. “Annem beni alacak mı?”, “Bana kızarlar mı?” gibi korku dolu düşünceler ile çocuk okula gitmek istemeyebilir. Ağlamalar, gitmemek için yalvarmalar, karın ağrıları, mide bulantıları, kusmalar, ateş yükselmesi gibi fizyolojik sorunlar da eklenebilir. Çocuk okula mutlaka gitmelidir. “Bugün gitmesem mi?” sorusu ile her ebeveyn karşılaşır. Ebeveynler endişeye kapılmadan çocuğun ağrılarını dindirmeli ve ardından çocuğu okula göndermelidir. Evde kalmasına izin verilen çocuğun ayrılık kaygısı pekiştirilmiş olur. Öğretmen ile mutlaka işbirliği içinde olunmalı. Kurallar, çocuklara bir arada yaşamayı öğretir.
Anne-babaların yapması gereken karşılarındakinin çocuk olduğunu kabul etmek ve onu anlamaya çalışmaktır. Çocuğun okula gitmek istememeye dair korkularının mutlaka konuşulması gerekir. Çocuğun okulda kendini güvende hissetmesi için annesinin veya babasının onu okuldan alacağını ve başına kötü bir şey gelmeyeceğine inanması önemlidir.
 Okul hazırlığının birlikte yapılması, çocuğun hem sorumluluk almasını hem de nelerle karşılaşacağına dair bilgi sahibi olmasını olanaklı kılar. Kalemini, çantasını kendisinin seçmesi ile ona söylenilen “artık büyüdün” söyleminin bir anlam kazandığı ve anne-babalar için oldukça basit olan bu hakkın, onların birey olması adına attığı önemli bir adımdır.
 Okulun ilk günü anne, baba çocuğunu okula bırakmalı. Onu kimin alacağı önceden söylenmeli. Eğer farklı birinin alma ihtimali varsa, “seni almaya ben geleceğim ancak işim uzun sürer ve çıkamazsam seni mutlaka baban alacak” şeklinde belirtilmeli..
Okuldan alınan çocuğa “bugün ne yaptın” demek yerine “bana bugün öğrendiğin bir şarkıyı söyle ki ben de öğreneyim” ya da “arkadaşlarınla ne oynadın” diye sormak onunla kurulan ilişkiyi güçlendirir. Anne ve babaların kendi anılarından bahsetmeleri öğüt vermekten daha hızlı ve etkilidir.
 ÖDEVLERİ ONLARA AİT
Okula “biz” değil “çocuğumuz” başladı. Başarmalarına fırsat verilen çocuklar, çalışma alışkanlığı kazanır. Beklentiler çocuğun yaşına göre olmalı ve diğer çocuklarla kıyas yapılmamalı. “Sen ağladın mı?” sorusu ona kendini kötü hissettirir “Sınıfta ağlayan bir çocuk vardı. Aferin benim çocuğuma benimki ağlamadı” yorumu ise onu motive etmez. Her çocuk farklıdır ve farklı zamanlarda farklı beceriler kazanır dolayısıyla aileler sabırlı olmalı ve çocuklarının yapmasını istedikleri şeyleri “lütfen” kullanarak istemeli, kızmamalı ve onun bir çocuk olduğunu unutmamalıdır.

Tarih: 18 Eylül 2018 Salı    Hit: 635




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol