21 Ekim 2018 Pazar   

Aytekin PARMAK / Tıp Dr. - Felsefeci - Yazar / Cafe de Sahraa Yazıları

AYDINLIK VE ÖZGÜRLÜĞE MAHKUMUZ

 

ŞÖYLE bir bakın etrafınıza, insanlara, olaylara, olgulara, akılla davranan aklını kullanan insanlara, aklı önemseyen akılla yönetilen toplumlara.. Dönüp bir de bakın duygusal toplumlara, akılla değilde duyguyla eyleyen  insanlara. Bir de unutmadan ne aklını ne duygusunu kullanabilen önyargı dolu, ön yargılarına tapan toplumlara, insanlara.
Ön yargılarımızı acelemiz varsa, düşünecek vaktimiz yoksa kullanırız ama bazen bu o  kadar rahat ve kolaydır ki düşünmeyi unutur ve onlarla oluruz. Ön yargılarımız daha önceden düşünüp taşınma ile elde edilmez bu hayatta çoklukla, başkaları tarafından hazırca sokuluverirler içimize. Eğer düşünmenin önüne geçiyor, aklı örtüyor, öteliyorsa birer Put olur önyargılar adeta. Hayatımızı yönetir yönlendirir.
Ama aklı düşünün. Evrendeki en değerli varolanı, İnsanı değerli yapanı, diğer canlılardan ayıranı.  Akıl kullanılmak içindir, düşünmek de aklı kullanmaktır. Aklı kullanmak bir emek beceri ve yöntem ister. Akıl kullanıldıkça yargılarda kararlarda, olaylar olgular şekillenir, iyileşir, hayat da güzelleşir.
Ama nedense hep isteksiz görüyorum insanları, düşünme ve aklını kullanma gibi konularda. Nedenini düşünüyorum niye böyle diyorum çok geçmeden cevap çıkıyor ortaya.
Üşengeçlik tembellik ve korkaklık. 
İşte bunlardır insanları yaşamları boyunca kendi rızaları ile erginleşmemiş olgunlaşmamış reşit  olmamış olarak kalmalarına yol açan. Tembel ve üşengeç olmak bizim elimizdedir ve engelse bu bizim aklımıza kullanmamıza, olan olagelen  bizim rızamızla olmaktadır kendi kararımızla. Tembel, üşengeç ve biraz da korkak olmak sonuçta da ergen, reşit olamamak ama ergen reşit gibi davranıp kişiliğimizi pohpohlamak...
Bir düşünün eğer toplum kendi içinde hep daha iyiyi, daha doğruyu bulacaksa, değişip gelişip iyileşecekse ve benzerlerinden daha iyi olacaksa; bu aklın kullanımıyla olacak aklın ürünlerini toplamakla  ve onları paylaşmakla. Bunun doğal sonucu aydınlanmadır. Aydında aydınlanma ikliminin çiçeği. Bir toplumda da Aydın sayısı artarsa toplumda aydınlanmış olacaktır. Görevi yoktur Aydının. Aydınlar görevlendirilmez  toplum tarafından. Sorumlulukları vardır onların, ve bunu kendiliğinden üstlenip bedelsiz taşırlar hayatlarında. 
İnsanoğlu akla ışık dedi ziya dedi tarih boyunca. O halde aydınlığını kaynağıdır ışık her iki anlamda da. Aydınlık olduğunda kanmaz olur kandırılamaz olur İnsan hayatta. Ve aydın toplum o zaman yaşıyor olur aklın ışığı altında. Güvendedir artık, ışığı vardı karanlıkta. Çünkü insan hem daha çok korkar hem de kolay yanılır karanlıkta. Bir düşünün olur mu medeniyet hiç; kolay korkan çokça yanılan  toplumda.
Toplum için aydınlık vazgeçilmez önemdedir ve çok bir şey istemez aklın özgürce kullanımı dışında. Aklı kullanınca ortaya çıkan şeydir düşünce. O halde düşünme iklimi ve düşünce özgürlüğü olur aradığımız şey insanlar arasında. Yine unutmayalım toplumlar yönetilmek zorundadır. Başka türlü düzen olmaz yaşayamayız. Sonuçta insan olarak ta toplum olarakta mahkumuz özgürlüğe, özgürlüğü önemseyen yönetime. Ve artık susarak konuşmak istiyorum bırakarak sözü çok önceleri yaşamış değerlere, yazmışlardır herhalde Güç ve Adalet üzerine. 
Daha aydınlık bir gelecek beklentisiyle hoşçakalın.

Tarih: 17 Nisan 2018 Salı    Hit: 712




Henüz yourm yapılmadı, ilk yorum yapan sen ol